Yazı Detayı
23 Haziran 2020 - Salı 13:57 Bu yazı 178 kez okundu
 
Sona erdiği için mutlu olduğum Zalim İstanbul hakkında…
İLHAN KARAÇAY
 
 

Sona erdiği için mutlu olduğum Zalim İstanbul hakkında…

 

 

Zalim İstanbul serisini seyrettiğim zaman, Ceren ve Şeniz isimli iki bayanın üstlenmiş oldukları kötü roller moralimi çok bozuyordu. Hoş, sanatçıların iyi rol yaptıkları da söylenebilir ama, senaristin bu kadar da kötü roller uydurması normal değildi.


Filmde, Antakya’dan İstanbul’a göç eden Karaçay ailesinin başından geçen dramatik yaşam konu alınmıştı.
Filmi seyretmeye başladığım sıralarda yazmış olduğum yorumda, filmdeki Karaçay ailesi ile benim bağlı olduğum Karaçay ailesi arasında bir bağ olup olmadığı sorusuna yanıt vermiştim.


Bu yazmın sonuna, eski yorumumu ekleyeceğim.

 

Şimdi gelelim, dün akşam sona eren serinin arkada bıraktığı ize…


Şeniz ile Cemre’nin ölümleri şahsen beni sevindirmişti. Çünkü kötü insanlardı. Bu gibi insanların, bu dünyaya solucan kadar faydası olmadığı için ölümlerine çok sevinmiştim. Aslında, bu ikiliye çok kızan filmdeki diğer karekterlerin de sevinmiş olmaları lazımdı. Örneğin Cem, annesinin ölümüne üzülmemişti ve hatta sevindiğini de ifade etmişti.

 

Ölüme bile bile giden Cem’in, hazırlayıp bıraktığı video görüntüleri çok duygulandırıcıydı. Cemre’nin ölümüne çok üzüldükleri sahnelenen annesi ve ablasının tutumu ise şaşırtıcıydı.


‘Ne de olsa evlat ve kardeş’ diyeceksiniz ama, kötülük yaptıkları zamanlarda ona çok kızan anne ve ablanın, ‘Aaah ah, ölmeseydi de biz yine kızdırsaydı’ gibi saçma sözleri yazan senarist resmen bocalamıştı.

 

Normal yaşamda da böyledir. Yaşadıkları zaman insanlara ve insanlığa hep kötü davranan ve hiçbir fayda sağlamayan ve de nefret duyulan kişilerin ölümünü isteyecek kadar kızanlar, ölümden sonra aynı ahmaklığı gösterip, ‘Aaah ah, ne iyi insandı,faydası çoktu, ailenin direğiydi’ gibi laflar ederler.


Eeee, ne yaparsınız, ‘Bu da bizim geleneğimizin icabıdır’ diyenlere de bir sözüm yok aslında.
Ama böylesine riyakâr olmanın da bir anlamı olmamalı.

 

İlgiyle izlediğim Zalim İstanbul programı dün sona erince derin bir ‘Oh’ çektim.
Zira, bundan sonra o kötü insanların dayanılmaz rollerini görmeyeceğim artık.

 

Şimdi size daha önce yayınlamış olduğum eski yorumumu sunuyorum:

 

‘Zalim İstanbul’ dizisindeki KARAÇAY


ailesinin çağrıştırdıkları…

Televizyon’da yayınlanan ‘Zalim İstanbul’ adlı serinin baş rol oyuncularının çoğu KARAÇAY ailesini oluşturuyor.
İlkbaharda Mersin’de iken seyretmeye başladığım dizide, benim akrabalarımın canlandırıldığı söylentisi yaygındı.
Dün başlayan yeni sezonun ilk bölümünü dikkatle izledim. Baş rol oyuncularının canlandırdığı KARAÇAY ailesi ile, benim ailem arasında bir bağ olup olamayacağını irdeledim.


Doğrudur, Mersin’deki KARAÇAY ailesi, serideki KARAÇAY ailesi gibi Antakya’dan göç etmiştir. Samandağ’da çok geniş bir KARAÇAY ailesi vardır. Ayrıca bir de KARAÇAY Köyü vardır.

 

Serinin senaristi Sırma Yanık ile İlker Barış’ı arayıp, hangi aileyi konu aldıklarını öğrenmek istedim ama, adreslerine ulaşamadım.


Filmdeki KARAÇAY ailesinin yaşadıkları hiç de öğünülecek bir hikâye değil.


Çok düşündüm ve bir kaç yere de sordum ama, filmdeki KARAÇAY ailesi ile Mersin’deki KARAÇAY ailesi arasında bir bağlantı bulamadım.

 

İtiraf edeyim ki, dün akşamki bölümde yer alan mezarlık sahnesi beni çok etkiledi. Filmin kahramanı Agah KARAÇAY’ın, ağabeyini ziyaret ettiği mezarı başındaki yakarışı çok etkiliydi. Gördüğüm mezar taşı, bana Mersin’deki aile mezarlığımızı hatırlattı. Televizyon yayınından hemen bir fotoğraf çektim. Sonra da arşivimdeki Mersin mezarlığından bir fotoğraf buldum. İki fotoğrafı yan yana koyduğum zaman, Antakyalı KARAÇAYLAR ile Mersinli KARAÇAYLAR arasında bir benzerlik bulabildim.


Ben de bu iki fotoğrafı bu yazıma koymaya karar verdim.


Dilerim, hiç kimse, serideki KARAÇAY ailesinin yaşadığı dramı yaşamasın.

 

Merak edenler için, filmde yer alan KARAÇAY ailesi mensupları ile diğer oyuncuların pozisyonlarını sıralayalım:

Filmin Konusu


Antakya’dan, İstanbul’a uzanan bir var olma mücadelesini anlatan Zalim İstanbul’da; üç çocuğu ile Antakya’da yaşayan Seher’in, lojistik sektörünün devleri arasında yer alan ve aynı zamanda memleketlileri olan Agah Karaçay ile yollarının kesişmesi herkesi yeni bir sınava sokacak.

 

Fikret Kuşkan
AGAH KARAÇAY


Karaçay Ailesinin otoriter reisi; memleketine, toprağına hala yürekten bağlı bir lojistik patronu. Sektörün en eski ve köklü kuruluşlarından ‘’KARAÇAY LOJİSTİK’’in yaratıcısıdır. Abisinin ölümü sonrası ona verdiği sözle, “KARAÇAY” adını üst mertebelere taşımıştır. Güçlü karakteri ve duruşuyla cemiyet hayatında oldukça saygındır. En zayıf noktası abisinin emaneti, gözünden sakındığı hasta yeğeni Nedim’dir. Abisinin ölümünden sonra emanetine canı pahasına göz kulak olmaya yemin vermiştir. Çocuklarını çok sevse de sert duruşu her zaman mesafeli durmasına sebep olmuştur.

 

Mine Tugay
ŞENİZ KARAÇAY


Agah Bey’in biricik eşi; ailenin sosyetedeki yerini konumlayan, aile içi dinamikleri yöneten donimant bir anne. Şeniz sosyal hayatta, cemiyet dünyasında oldukça aktiftir. Gençliği ve güzelliğini keskin zekasıyla destekleyen lider ruhlu bir kadındır. Büyüleyici tavırları holding işlerine de inceden müdahale etme gücünü kendine kazandırır. Hayır işleriyle ailenin prestijini güçlendirmeyi sever çünkü Şeniz için prestij her şeyden önemlidir. Prestijden sonra ise, biricik oğlu, prensi Cenk gelir. Kızı ve kocası, bu ikisinden sonra gelir. Bu yüzden, bir anne olarak yaşadığı en korkunç trajedide bile her iki göz bebeğini, ‘’prestijlerini ve şımarık prensini’’ korumak için hayatının en ağır sırrını omuzlarında dev bir yük gibi taşır.

 

Ozan Dolunay
CENK KARAÇAY
Agah Bey ve Şeniz Hanım’ın umarsız yakışıklı oğlu; dikkatleri üzerine çekmek, özellikle babasını kışkırtmak için türlü taşkınlıklar yapan, sorumsuz bir genç. Babasının gücünü babasına karşı kullanan, çapkın bir gençtir. Yakışıklı, sosyetik genç kızların gözdesi… Ancak bu hovardalığının altında, yüreğini paramparça eden ve omuzlarına bir karabasan gibi binen büyük sırrı yatmaktadır. Cenk kalbini sıkıştıran bu gerçeği artık daha fazla taşıyamayacaktır.

 

Simay Barlas

DAMLA KARAÇAY

 

Karaçay ailesinin sosyal medya fenomeni. Hayatın gerçeklerini umursamayan, kendini sanal gerçekliğe kaptırmış bir genç kız Damla. Annesine hayran, annesinin küçük ve daha modern bir kopyası gibi takılan Damla, evin küçük kızı olarak babasının kıymetlisi. Damla çocukluk ve ergenlik dönemini “ucube’’ dediği kuzeninden kaçarak, Nedimin varlığı yüzünden arkadaşlarını bile eve getirmekten utanarak geçirmiştir. Yaşı büyüdükçe bu utanma duygusu yerini acımaya bıraksa da, Damla çoğu zaman Nedim’le göz teması bile kurmaz. Son derece materyalist, tuttuğunu koparan, dişli bir kız olan Damla, alabildiğine yüzeysel ve plastik bir dünyanın ikonası.

 

Berker Güven
NEDİM KARAÇAY


Agah Bey’in vefat eden abisinin oğlu. Çocukluk döneminde hala gizemini koruyan bir kaza ile çatıdan düşüp felç geçirmiştir. Amcası, Nedim’in geçirdiği kazadan dolayı hep kendini suçlamış ve abisinin emanetini gözünden ayırmamaya yemin etmiştir. Nedim tekerlekli sandalyeye muhtaç halde yaşarken amcası dışında destekçisi olmamıştır. Zaman zaman düzelme belirtileri gösterse de yine akıl almaz bir şekilde sağlık durumu gerilemiştir. Nedimin düzelme belirtilerinden rahatsız olanlar, Nedim’ in şahit olduklarını da hatırlamaması için de elinden geleni yapacaktır.

 

Deniz Uğur
SEHER YILMAZ


Üç evlat sahibi gururlu bir anne. Eşi vefat ettikten sonra kayınvalidesi, iki kızı ve oğlu ile beraber yaşıyor. Üç çocuğu tek başına büyütmenin gücü altında ezilmemiş bir kadındır Seher. Çocuklarının üzerine titrer, her anne gibi. Küçük yerde, babasız çocuk büyütmenin etkisiyle çocuklarına karşı fazlasıyla kuralcı, güçlü, dominant, baskıcı ama alabildiğine de sevgi dolu bir annedir. Hayatla ilgili büyük hırsları yoktur. Kanaatkar, fazlasını istemeyi bilmeyecek kadar inançlı, kimine göre dar görüşlüdür. Evlatlarının iyiliği dışında bir şey istemez, beklemez. "Üç tane pırlantam var benim bu hayatta, onlara dil uzattırmam" der. Ama hayat onu evlatları üzerinden sınamaya hazırdır…

 

Bahar Şahin
CEREN YILMAZ


Ailenin lükse, magazine düşkün, fırlama küçük kızı. Medyada görüp özendiği hayatları yaşamak uğruna, aklını varsa yoksa dümen çevirmeye çalıştıran, güzelliğinin farkında ve bunu kullanmaktan çekinmeyen 20’lerinin başında bir genç. Tutkulu bir kızdır Ceren, karda yürür ama izini belli etmez. Karşısına çıkan fırsatları ise hiç düşünmeden değerlendirir. Gerekirse kardeşlerini, ailesini harcar, ama eninde sonunda kafasındaki hedefe yürür. Bir sonraki hedefine ulaşmak ise sandığı kadar kolay olmayacak ve aile bağlarını da derinden yaralayacaktır.

 

Sera Kutlubey
CEMRE YILMAZ


Ailenin vicdanlı büyük kızı; okumuş ve hemşire olmuş. Ama kendi istediği için değil, annesinin hayalini gerçekleştirebilmek için. Cemre’nin kalbi kendini bildi bileli şarkı söylemek için çarpmıştır. Hem babasız geçen çocukluğun, hem de annesinin tutuculuğunun eseri olarak, erkeklere karşı mesafeli bir duruşu vardır. İç dünyasındaki buzlara rağmen inadına da su gibi güzel bir kızdır Cemre. Güzelliği okulda da köyde de ilgi çeker ama ulaşılmaz katı tavrı erkekleri doğal olarak geri püskürtür. İstanbul’a gidişleri Cemre içinde her şeyi değiştirir. Artık Karaçayların özel hemşiresidir. Ve kalbinin ritmini Karaçay köşkü değiştirecektir.

 

İdris Nebi Taşkan
CİVAN YILMAZ


Seher’in oğlu; 19 yaşında. İte kaka liseyi bitirmiş ama sorumluluk sahibidir. Üniversiteye hiç niyetlenmeden para kazanma hedefine kilitlenmiştir. Evin tek oğlu, annesinin ve babaannesinin göz bebeği, tek erkek çocuk olmasının geleneksel avantajını kardeşler arasında en dokunulmaz ve en az baskı gören çocuk olmakla yaşar. Annesi gibi tok gözlü ve kanaatkar görüntüsüyle annesinin göğsünü kabartır. Ağzına içki sürmez, serserilik yapmaz, akranları gibi kız peşinde koşmaz, çocuk yaşta ekmeğinin peşindedir. Okuldan sonra hem kahvede hem de tamirhanede çalışır. Bitirim, bıçkın bir delikanlıdır. İyi kalpli, tez canlı, şatafata ve lükse karşı gözüken Civan için İstanbul’un başka planları vardır.

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve yazı
 
Etiketler: Sona, erdiği, için, mutlu, olduğum, Zalim, İstanbul, hakkında…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Haziran 2020
Kim milyoner olmak ister programı ve Türkler’in genel kültür değerlendirmesi
275 Okunma.
01 Haziran 2020
ZORUNLU BİR AÇIKLAMA MESLEKTAŞIM, DOSTUM VE DE ‘PAYDAŞIM’A CEVAP
128 Okunma.
25 Mayıs 2020
BEDEVİ’YE SERZENİŞ !!!
166 Okunma.
16 Mayıs 2020
...... Mİ ACABA?
259 Okunma.
11 Mayıs 2020
ANNELERİMİZE SAYGI...
161 Okunma.
05 Mayıs 2020
Yine Haçlı ruhu!
170 Okunma.
02 Mayıs 2020
Hollanda’yı mağdur eden maske darbesini Türkler vurmuş!
506 Okunma.
02 Nisan 2020
SALGIN HASTALIĞI İLMİ VE DİNİ AÇIDAN YORUMLAMAK…
737 Okunma.
31 Mart 2020
KUZU KUZU GİDİŞİN NEDENİ BİR KADIN MI?
344 Okunma.
22 Mart 2020
ANLAŞILMAZ HOLLANDA
530 Okunma.
20 Mart 2020
KORONAVİRÜS DÜNYAYI VE İNSANLIĞI NASIL DEĞİŞTİRECEK?
397 Okunma.
04 Mart 2020
Adı Ömer ama, Amsterdam’ın ‘ebe’si:
6596 Okunma.
24 Şubat 2020
HOLLANDALI POLİTİKACILARIN HEZEYAN İSPATIDIR.
3069 Okunma.
01 Şubat 2020
Gurbetçiye şimdi de Genel Sağlık Sigortası primi…
5095 Okunma.
29 Ocak 2020
Ruud Gullit İstanbul’da saç ektirdi
571 Okunma.
21 Ocak 2020
Vay huysuzlar vay ! OY HAKKIMIZI İPTAL ETTİRMEK İSTİYORLAR…
789 Okunma.
08 Ocak 2020
İlhan KARAÇAY’ın, geçmiş ve gelecek yıllar değerlendirmesi:
710 Okunma.
04 Ocak 2020
Kim ne derse desin, Avrupalı koyun gibi, Türk tilki gibi !
591 Okunma.
04 Ocak 2020
İlhan KARAÇAY Mevlana ve Konya’yı anlatıyor…
121 Okunma.
23 Aralık 2019
En büyük eksiğimiz Lobi faaliyeti ve siyaset
1199 Okunma.
04 Ekim 2019
BİR YEMEĞİN ANATOMİSİ VE YER SOFRASI KÜLTÜRÜ
3947 Okunma.
03 Ekim 2019
Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’dan davet aldım.
243 Okunma.
06 Eylül 2019
İMAMOĞLU, BELEDİYE DAYANIŞMASI AMAÇLAMIŞ OLSAYDI, O ZAMAN TÜM CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARI BİRLİKTE BU EYLEME KATILMALIYDI.
1745 Okunma.
09 Ağustos 2019
Mao, Çin’in Atatürk’ü müydü?
2731 Okunma.
31 Temmuz 2019
TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER’E UYGULANAN KISITLAMA VE HOLLANDA’DAKİ DEMKRATİK (!) UYGULAMALAR…
642 Okunma.
24 Haziran 2019
HER ŞEY OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ OLUR İNŞALLAH !
369 Okunma.
08 Haziran 2019
DENK PARTİSİ NEDEN SİLİNDİ ?
743 Okunma.
14 Nisan 2019
CAN BARTU, SÜPER BİR BEYEFENDİYDİ…
512 Okunma.
11 Ocak 2019
Sosyal medya canavarı...
5781 Okunma.
19 Aralık 2018
Torpilli olmanın, zirve yaptığı bir dönem yaşıyoruz
2456 Okunma.
29 Kasım 2018
Siyasetin çirkinlikleri
2625 Okunma.
10 Kasım 2018
ATATÜRK’ÜN YURTTA YAPTIĞI EN SON ZİYARET, MERSİN’İN MEZİTLİ İLÇESİNDEKİ POMPEİPOLİS OLDU.
3291 Okunma.
05 Kasım 2018
BENİ ECEVİT GAZETECİ YAPTI
1094 Okunma.
01 Kasım 2018
Adab-ı muaşeret (Görgü kuralları)
1190 Okunma.
19 Mart 2018
İlhan KARAÇAY'dan Hollandalı futbolcu Elia'ya mektup
9570 Okunma.
13 Mart 2018
Bir bardak suda fırtına koparmak buna denir işte!
1289 Okunma.
09 Mart 2018
Türkiye-Hollanda gerginliğini körüklemeyelim.
1737 Okunma.
23 Şubat 2018
Parlamentoda sağduyulu bir tek Hollandalı yok mu?
2410 Okunma.
25 Aralık 2017
Yeni yıla girerken...
4108 Okunma.
26 Kasım 2017
ATA’MIZ YURTDIŞINDA BİR BAŞKA ANILIYOR VE SEVİLİYOR.
1122 Okunma.
25 Kasım 2017
KÖYÜMÜZE DÖNMEYECEĞİZ, FADİME’Yİ DE GETİRECEĞİZ...
1147 Okunma.
09 Ekim 2017
Tatsız, tuzsuz geçen bir yaz dönemi
1371 Okunma.
13 Temmuz 2017
HOLLANDA’YI ELEŞTİRELİM AMA HAKSIZLIK YAPMAYALIM.
1552 Okunma.
08 Temmuz 2017
TRT BELGESEL ÇALIŞANI DOSTLARIM KISKANMASINLAR.
1032 Okunma.
12 Mart 2017
20 YIL ÖNCE KARAR VERMİŞ VE YAZMIŞTIM: HOLLANDA'YI SEVMİYORUM !
1599 Okunma.
05 Mart 2017
HOLLANDA SEÇİMLERİNDE GÜCÜMÜZÜ GÖSTERMENİN TEK YOLU VAR:
3266 Okunma.
28 Şubat 2017
Aaaah içine tükürdüğüm politika ah!
1074 Okunma.
14 Şubat 2017
AZİZ VALANTİNE GÜNÜ'NÜZ, YANİ SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜZ KUTLU OLSUN !!!
1155 Okunma.
26 Aralık 2016
AVRUPA BİRLİĞİ'NİN DAĞILMASI, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'NİN DAĞILMASINA BAĞLIDIR.
1511 Okunma.
16 Eylül 2016
HOLLANDA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ (!) ve HOLLANDA’DAKİ TÜRK GAZETECİLERE ÇAĞRI.
1598 Okunma.
11 Eylül 2016
KAYA MUTLU
2009 Okunma.
01 Ağustos 2016
NECMİ TANYOLAÇ AĞABEYİMİZİ ANARKEN...
1236 Okunma.
29 Temmuz 2016
BAKALIM BU BİLDİRİ İÇİN DE 'ANKARA'NIN UZUN ELİ' DİYECEKLER Mİ?
1455 Okunma.
27 Temmuz 2016
Ankara'nın uzun elini kesin.
1491 Okunma.
25 Temmuz 2016
Hollanda basınından Türkiye aleyhindeki yayınlardan örnekler:
1610 Okunma.
20 Temmuz 2016
Wikileaks ifşaatından müthiş yorum yapanlar.
1510 Okunma.
18 Temmuz 2016
1980'LERİ YENİDEN YAŞIYORUM
1497 Okunma.
14 Temmuz 2016
IRKÇILIĞA HEDEF OLMAYAN, IRKÇILIK YAPMAKTA BEİS GÖRMEZ
1423 Okunma.
08 Temmuz 2016
SEYRETTİKLERİNİ DEĞİL, SKORA GÖRE YORUM YAPANLAR ÇILDIRTIYOR...
957 Okunma.
07 Temmuz 2016
TURGAY ŞEREN'İN ARDINDAN AĞLIYORUZ...
1296 Okunma.
22 Mayıs 2016
TÜRKLÜĞÜMÜ SORGULAYANLARA … IRKÇILIK YAPANLARA...
1170 Okunma.
15 Mayıs 2016
EUROVİSİON FOBİSİNDEN KURTULMALIYIZ:
1343 Okunma.
10 Nisan 2016
Hollanda Türk diasporası içinde neler oluyor?
1744 Okunma.
24 Mart 2016
TARTIŞMASIZ, DÜNYA'YA GELMİŞ EN BÜYÜK FUTBOLCUYDU
1357 Okunma.
27 Kasım 2015
KOCAMAN ADAM AĞLAR MI ? BÖYLESİ DOSTLARI VE SEVENLERİ OLURSA AĞLAR TABİİ !!!
1947 Okunma.
14 Kasım 2015
AVRUPALI'NIN CANI CAN DA, TÜRK'ÜN CANI PATLICAN MI?
1387 Okunma.
12 Eylül 2015
BATIDA DEGİŞEN BİR ŞEY YOK
1590 Okunma.
07 Eylül 2015
TAHAMMÜLSÜZ HOLLANDALILAR HER ŞEYE TAHAMMÜL EDERLER AMA TÜRKLER'E YANİLGİYE HAYIR
1331 Okunma.
06 Eylül 2015
FENERNAHÇEM BENİM...
1263 Okunma.
19 Haziran 2015
DEMİREL’E VEDA EDERKEN
1726 Okunma.
17 Haziran 2015
SÜLEYMAN DEMİREL İLE ANILARIM
1492 Okunma.
10 Şubat 2015
MÜZEYYEN SENAR'IN ARDINDAN
1956 Okunma.
19 Aralık 2014
Avrupa gerçeği
1838 Okunma.
22 Ağustos 2014
Sandığa gidemeyen seçmene kızmayalım
2583 Okunma.
Haber Yazılımı