Yazı Detayı
22 Mart 2014 - Cumartesi 01:04 Bu yazı 2344 kez okundu
 
NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
AYTEN DİRİER
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

NEVRUZ’UN  GEÇMİŞİ

 

Ayten DİRİER

 

       Nevruz’un bayram sayılmasının gerekçesini, Türklerin Tarih boyunca kullandıkları Takvimlerde aramak gerek: Türk Takvimleri-http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=351

*

             

       Doğa, salt göçebelerin değil, tüm insanların yaşam kaynağıdır. Doğanın canlandığı, yenilendiği baharın gelişi çok eskiden beridestanlar, efsaneler, masallar, şiirler ve türkülerin ana konusuolmuştur. Günümüzde Türk ve Asya kökenli topluluklarda Nevruz – Nevruz-ı Sultani – Nouruz – Norız – Sultan Navrış – Ergenekon – Bozkurt – Çağan – Ulusun Ulu Günü – Yengi Gün – Yeni Gün gibi adlarla bayram olarak kutlanan gün, yeniden dirilişi simgelemektedir.

         

       İslâmiyet’i kabul eden Türkler, yeni dinin heyecanı ile Arap geleneklerine sarılırken, ibadet dışındaki bütün törenlerinde İslâm’dan önceki dönemin geleneklerini de canlı olarak yaşatmışlardır. Bu gelenekler göçebeler arasında tüm canlılığıyla sürerken, yerleşikler arasında özelliklerini yavaş yavaş yitirmişlerdir. Alevi vatandaşlarımızın inançlarında eski Türk gelenekleri varlığını günümüzde de sürdürmekte olup, Nevruz bu törenler silsilesinin bir bölümüdür. Orta Asya Türk devletleri, Ön Asya Müslüman toplulukları ve Avrupa’daki Gayri Müslim Türkler arasında bayram olarak kutlanan Nevruz, Osmanlı İmparatorluğunda da son zamanlara kadar törenlerle kutlanıyordu.

            

       Gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü, Göktürklerden itibaren baharın gelişinin yanı sıra İstiklâlin kazanıldığı Kurtuluş Günü olarak kabul edilmiş ve törenlere ayrı bir coşku katılmıştır… 8 gün herkes  –ölüsü olsa bile-  dertleri unutmak, neşe, sevinç, umut içinde geleceğe bakmak zorundadır.

                            

                     

                               ERGENEKON EFSANESİ

 

     “Tukyular önceleri Batı (Garb) Denizinin Si-Hai (Hazar) batı kenarlarında oturuyorlardı. Komşu bir kavim bunların tümünü yok etti. Yalnız bir delikanlı kaldı ki, onu öldürmeye cesaret edemeyerek ellerini ayaklarını kesip, büyük bir bataklığa bıraktılar. Burada bir dişi kurt ona baktı, yiyecek getirdi, hayatını kurtardı. Bu sırada kurt bundan gebe kaldı. Komşu kavmin hükümdarı gidip bunu öldürmesi için bir asker görevlendirdi. Asker gittiği zaman, kurdu delikanlının yanında gördü. Kurt bir aralık bir mabudun yardımına mazhar olmuş gibi delikanlıyı oradan alarak denizin doğu tarafına geçirdi ve bir dağın üstüne indi. Bu dağ, Kan-Çang ülkesinin kuzeybatısındaydı. Dağın eteğinde bir mağara vardı. Kurt oraya girdi. Orada yeşilliklerde dopdolu ve ikiyüz “li” genişliğinde bir alan buldu. Orada on oğlan doğurdu ki, bunlardan biri aile adı olarak Asena-Şane adını aldı. Diğer kardeşlerinin en zekisi olduğu için, çadırının kapısı önüne üzerinde bir kurt kafası olan bayrak dikti.

      

     Ergenekon adı verilen, akarsular, yeşillikler ve av hayvanları ile dolu bu yerde çok nesil türedi. Dört yüzyıl sonra buraya sığamayacaklarını anlayınca, çıkmağa karar verdiler. Fakat yol bulunmuyordu. Bir demirci dedi ki: “Burada demirden bir dağ var, onu eritelim.” Hemen dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür yığdılar. Yetmiş deriden körük yapıp, yetmiş yere koydular. Birikip körüklediler. Hemen yüklü deve çıkabilecek kadar yol oldu. Çıktılar ve komşularından (Tatarlar) intikam aldılar. O sırada başlarında A- Hien-Şe (Asena-Şane - Bozkurt-Börte Çine) bulunuyordu.”

 

     Kendilerini Şane’ye bağlayan yalnız Göktürkler değildi. Oğuzlar veCengiz zamanında Moğollar da kendilerini Şane evladı sayıyorlardı. Zaten Moğollar saf Oğuz olduklarını iddia ediyorlardı. Ergenekon efsanesi Oğuzlar-Dokuz Oğuzlar-Göktürkler ve Karluklar’da ortaktır. Hepsinin gelenek ve göreneklerinde kurtarıcı kurt vardır.

 

     Şecere-i Türki’ye göre Oğuzlar ve Moğollar Ergenekon’dan çıkılan günü ve saati bellediler. Her yıl o gün ve saatte bayram yaparlar. Bir parça demiri ateşe sokup kızdırırlar. Önce Han,  bir aletle demiri tutup, örse koyar ve çekiçle vurur. O günü gayet aziz tutarlar. Bu tören, İl-hanlık dininin en büyük ibadetidir.

 

     Hakaniye (Karahanlılar) devletinin kurucusu olan Karluk Hakanları, İslamiyet Devrinde bile Şane’nin evladı olmakla övünüyorlardı. Karahanlılar döneminde, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan Kutadgu Bilig(Mutluluk Veren Bilgi)’de 12 burca değinilirken “139- Hamel bahar yıldızıdır…” ifadesiyle Koç burcunun (21 Mart – 20 Nisan) ilkbaharın başlangıcı olduğu belirtilmektedir.              

 

                                İRAN’DA  NEVRUZ

 

      Nevruz köken olarak Farsça bir sözcük olup, “yeni gün” anlamına gelmektedir. İran’da 2500 yıllık bir geçmişi olan ve 21 Mart’a rastlayan Nevruz, yeni yılın ilk günü sayılır. Nevruz’da gece-gündüz eşitlenir, günler uzamaya başlar ki, bu ışık ve ısının müjdecisidir. EskilerinMart 9’u dedikleri 21 Mart, doğaya bağlılığın simgesi olup, kökeni ışık ve ateşin, yani Güneş kültünün baskın olduğu Zerdüşt dinine dayanır. Nevruz şölenlerinde hem ışık, hem de ısıyı temsil eden ateş Zerdüştlüğün, İslâmiyet’e geçmiş bir törenidir. Gerçi Zerdüşt dininin en önemli simgesi olan ateş, Hz. Muhammed’in doğduğu gün ateşgede’de kendiliğinden söndü, ama izleri İslâmiyet döneminde de etkisini sürdürdü.

 

      Bugün İran’da milli bayram olarak kutlanan Nevruz, milli niteliğini Şehname’den alır. İranlı şair Firdevsi tarafından yazılıp, Gazneli Sultan Mahmud’a sunulan Şehname, (destansı niteliği gerçek tarih olaylarını gölgede bırakmakla beraber) İran tarihi için önemli bir eserdir. Birbirini izleyen Pişdadiler, Keyaniler, Eşmaniler, Sasaniler soylarını konu edinen bu eserde: Nuh Tufanından 1000 yıl sonra yaşayan ve dünyayı zalimce yöneten Dahhak, Isfahanlı bir demirci olan Gave tarafından öldürülür.Gave, Dahhak’ın zulmüne karşı halkı ayaklandırıp, Direfş-i Gaveyani adlı sarı-kırmızı-yeşil renklerden oluşan demirci önlüğünü bayrak yapar ve Sasani soyunun başa geçmesinde rol oynar. Demirci Gave’nin bu ayaklanması 21 Mart’a rastladığından, Nevruz yeni yılbaşısayılmasının yanı sıra millî bayram olarak da kutlanagelmiştir.

 

     Daha çok haksızlıklara karşı kavga veren kişiliği temsil eden Direfş-i Gaveyani, Sasani ordularının sembolü olup, yüzyıllarca yabancıların eline geçmedi. 636’da Hz. Ömer döneminde, Sa’d bin Ebi Vakkas yönetimindeki İslâm orduları, Sasani ordusunu Kadisiye’de yenip, Direfş-i Gaveyani’yi ele geçirince, İran’da yas ilan edildi.

 

      Günümüzde İran’da renk cümbüşü içinde millî bayram ve yılbaşıolarak kutlanan Nevruz’da okullar 15 gün, resmi daireler de 3-5 gün tatil edilir.

 

                         İSLÂMİYET DÖNEMİNDE NEVRUZ

 

     Şia inancına göre Nevruz, Hz. Muhammed’in Veda Haccı’ndan dönerken, Gadiri Hum denilen vahada Müslümanları durdurupkendisinin vasisi ve müminlerin velisi olarak Hz. Ali’yi şereflendirdiği gündür. Bektaşilerce Nevruz, Hz. Ali’nin hem doğum günü, hem de Fatımat-üz Zehra ile evlendiği gün olarak kutlanmaktadır.

 

                            TÜRK ANADOLU’DA NEVRUZ

 

     İslâmiyet’i İran köprüsüyle kabul eden Türkler ile İran’da devlet kuran Selçukluların, yeni dine İran gözüyle bakmaları kaçınılmazdı. Türk-İslâm sentezinin oluşumunda İran Kültürünün de büyük katkısı olmuştur. Bu nedenle Anadolu’yu fetheden Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar döneminde Nevruz hem halk tarafından, hem de sarayda şenliklerle kutlanmıştır. Özellikle Aleviler, Nevruz’da gündüz eğlenip, geceleri Cem ayini yaparak, Tanrı’ya şükranlarını sunarlardı. Ayrıca edebiyatta Nevruziye denilen bir şiir türü ortaya çıkmıştır. Bu şiirlere bütün Alevi şairlerde rastlamaktayız. XVI. yy’da yaşayan Pir Sultan Abdal’ın Nevruziye şiirinden aldığımız bir dörtlük, insana bahar coşkusunu aşılar sanki…

 

Sultan Nevruz günü canlar uyanır

Hal ehli olanlar nura boyanır

Muhip olan bugün ceme dolanır

Himmeti erince Nevruz Sultan’ın

 

     Tahtacı Türkmenlerinde Sultan Navruz, konar-göçer dönemlerinde eski Mart’ın 9’udur. “Mart dokuzundan sonra dağlar misafir alır.”özdeyişi yaygındır. İzmir-Bornova’ya bağlı Naldöken Tahtacı Türkmenlerinde Nevruz, ölülerin yedirilip, içirilip, eğlendirildiği gün olarak sayılmakta olup, eski Türk dininin izlerinin canlı bir kanıtıdır. W. Radloff, Sibirya’dan adlı eserinde, Şamanlığı diğer dinlerden şöyle ayırmaktadır: “Şimdi yaşayan insanla onun çoktan ölmüş cetleri (ataları) arasında sıkı bir münasebetin mevcut olduğuna dair inanıştır.”  Naldöken’de eski Türk inanç sisteminin atalar kültükendini göstermektedir.

 

                               GÜNÜMÜZDE NEVRUZ

 

     Orta Asya Türklerinde özellikle Uygur, Kazan, Ufa yörelerindeErgenekon Destanı Nevruz’un yanı sıra, dini bayramlarda da Kur’an-ı Kerim’in ardından okunmaktadır.

 

     Doğu Türkistan’da ata yurdunda yaşayan Uygur Türkleri için Novruz(Noruz), geçen yıla veda etmek, yeni yılı kutlamak, baharın bolluk ve bereket getirmesini ummaktan ibarettir.

 

      Gagvuzlar(Gökoğuzlar), Dobrucalılar ve Makedonyalılar da nevruz'u gündönümü, baharın müjdecisi olarak kutlarlar. Dobruca'da Nevruz için kullandıkları tekerleme rahatlıkla anlaşılır.

                                Nawrez keldi yaz keldi
                                Ördek geldi, kaz keldi
                                Kuþlardan avaz keldi
                                Aza Nawrezim mübarek.

 

     Azerbaycan Türklerinde Nevruz-Noyruz-Ergenekon-Bozkurt Bayramı, millî bir özellik taşımaktadır. İran’daki Türk toplulukları, Acemler, Anadolu’daki Kafkas kökenli Azeri, Karapapak, Tatar ve diğer Şii-Alevi-Sünni Türkler tarafından da aynı düşünceyle coşku içinde kutlanmaktadır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Nevruz dolayısıyla tutuklular için af kararı çıkardı.

 

                                  

                                      NEVRUZ  HAZIRLIĞI

 

     19-20-21 veya 21-22-23 Mart tarihleri arasında 3 günü kapsayan bayram kutlamaları yörelere göre farklılık gösterir. Mart Ayının başlarından itibaren yoğun bir faaliyet başlar. Genç kızlar sevdikleri için“Beğ Çorabı” örer, mendil işler, ellerine kına yakarlar. Aile bireyleri birbirlerine hediye alırlar. Her aile “Bahar Temizliği”ne girişerek ev, halı, eşyalar yıkanıp, her yer pırıl pırıl hale getirilir. Köylerde tandırların üstündeki duvarlar isten temizlenerek, üzerine hayvan ve bitki motifleriyle nakışlar yapılır.

 

     Batı ve Doğu Türkistan’da “Navruz Köcö” denilen buğday, pirinç, mısır ve darı gibi çeşitli tahıllardan yapılan yemek ile çorba veya lapa adını verdikleri yemeği komşulara dağıtırlar.

     Azerbaycan ve yakın çevresinde çörekler, börekler ve çeşitli tatlılar hazırlanıp, yüzlerce haşlanmış yumurtanın kabukları renk renk boyanır. Erkekler atlarını, kılıç ve kamalarını gözden geçirirken; çocuklar baca-baca oyunu için uzun ip ile heybe hazırlarlar. 1989’da tanışıp, gözlerindeki esaret hüznünü unutamadığım Zakatala’lı Dr. Zeynab Mecidova gibi aydınları da, dostlarına Nevruz tebriği gönderirler. (O hüznün yerini azatlığın sevinç ve gururu kaplamıştır inşallah…)

      Doğu Avrupa’da yaşayan Müslüman ve Gayri Müslim Türkler de Nevruz’u yeniden diriliş-doğuş inancıyla kutlamaktadırlar. “Nenelerin Yadigarı” adıyla hazırladıkları -yeniden doğuşu betimleyen- ilginç kompozisyonları, Türkiye’ye saygı ve bahar etkili selamlarıyla yollayanEstonyalı Türkleri, Nevruz şenliklerinde aramızda görmek isteriz.      

                               

                       ÜLKEMİZDE  NEVRUZ  GELENEKLERİ

 

     Torosların Mersin-Silifke yöresinde Yörük köyleri ve obalarıarasında, baharın canlandığı inancıyla Nevruz çeşitli törenlerle kutlanmaktadır. Martın başlarından itibaren sürülerini karlı dağların eteklerine götüren Yörükler, “Döl” diye adlandırılan koyunların kuzulama dönemi tamamlanınca, her şeyin tazelendiği bu sıralarda baharın doğuşunu kutlarlar.

      Doğu illeri ve Varto Tarihi’nin yazarı M. Şerif Fırat, Doğu’da Bahar Bayramı Nevruz’un Mart ayı sonunda yapıldığını belirtmektedir.Rumî Takvime göre 17 Mart’ta Kutlanan Nevruz’a doğuda bir kutsiyet verilmektedir. Canlı cansız bütün varlıkların bu gecede Allah’a secde ettiklerine, herkesin yıllık rızkı mukadderatının belirlendiğineinanılır. 17 Mart gününe bağlanan gece, aile bireylerinin sayısı kadar toplanan küçük taşlar, evin bacasının etrafına yerleştirilir. Bayram sabahı, kime ait oldukları bilinen bu taşlardan hangisinin altında kırmızı böcekbulunursa, uğur ona ait sayılır. Uğur böcekli kişiler, o yıl ailenin göz bebeği gibi kollanır. Bayram sabahı herkes yeni ve göz alıcı renkte elbiseler giyinerek, yeni yılı karşılar. Çeşitli yemekler yapılarak, ziyafetler verilir, yoksullar gözetilir. Ziyaret sonrasında ölmüş yakınlar için Fatihalar okunur. 

      Iğdır’da 19-21 Mart arasında üç gün kutlanan Nevruz ilk günü tan atmadan herkes kalkar, taze su içilir, taze su ile yıkanılır. Bu arada hayvanlara da taze su verilir. Haftalarca önce kaplarda ıslatılıp çimlendirilmiş arpa, mercimek gibi yeşilliğin içine boyanmış yumurtalar yerleştirilir. Pilav, çörek, börek katlama, şeker, yedi çeşit tatlı ve yemişlerle süslenmiş olarak odanın ortasına sofra kurulur.Sofrada bahar ve yeşillik timsali semeniye de yer verilir. Odalara gül suyu serpilir, yeni elbiseler giyilir. Bayram namazından sonra yemekler yenip, önceden kaynatılmış yumurtalar tokuşturulur. Birbirinden ayrı toplanan kadın ve erkekler önce bayramlaşır, ardından o yıl yakını ölmüş kimselerin evine topluca gidilir, başsağlığı dilenir. Evinden yeni cenaze çıkanlar dahi bayrama katılır, çünkü bayramda yas tutmak günah sayılır. Gaziantep ve yakınlarında 22 Mart günü kutlanan yılbaşı halk arasında farklı bir inanç oluşturmuştur. Buna göre Sultan Navruz çok güzel bir kızdır. 21 Mart’ı 22 Mart’a bağlayan gece batıdan doğuya doğru göçer. Sultan Navruz’un geçeceği vakit uyanık olan kişilerin dileklerinin kabul edileceğine inanılır. Diğer bir inanç ise Türk Mitolojisinde sıkça karşılaşılan uçan derviştir. Malatya’nın Arguvan ilçesinde yılbaşı “Kış Bitti Bayramı” olarak kutlanır. Ağrı yöresinde dilek tutup, kapı dinleme geleneği yaygındır. İçerideki konuşmaları yorumlayarak dileğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bulmaya çalışırlar. Yine bu bölgede genç delikanlı, tuzlu hamurdan yapılmış“Tuzlu Gıllık” adlı çöreğin yarısını yiyip uyur. Düşüne girip kendisine su veren kızla evleneceğine inanılır. Ertesi gün çöreğin kalan yarısı evin damına veya bacasına bırakılır. Gelen karga çöreği alıp hangi eve konarsa o evin kızına, hiçbir eve konmayıp uzaklaşırsa, uzaklardan biriyle evleneceğine inanılır.  Kars yöresinde genç kız ve erkekler, küçük bir çocuğu su almaya gönderirler. Çocuk sessizce, arkasına bakmadan bir kova su alıp getirir. Evde bulunan akrabaların adına simgesel olarak renkli iplik ve iğneler atılır. Birbiriyle birleşen iğne ve iplik sahiplerinin evleneceklerine inanılır. Tunceli ve yakınlarında erkekler alınlarına karalar sürerek su kaynaklarına giderler. Kar Giresun’da “Mart Bozumu” adıyla 14 Mart’ta kutlanır. O gün erkenden kalkılıp akarsulardan getirilen sular hayvanların üzerlerine serpilir.  Edirne’de 22 Mart günü kutlanan yılbaşında eski hasırlar yakılıp “mart içeri, pire dışarı” diyerek ateşin üzerinden atlanır.  Kırklareli’nde de yılbaşı “Mart Dokuzu” adını alır. Bu gün halk boyalı yumurtalarla, börekler, lokmalarla kırlara gidip yiyeceklerini yer ve eğlenirler.

      İzmir Urla’da “Mart Dokuzu Şenlikleri”, Tire’de “Sultan Nevruz Bayramı”, Uşak’ta “Yıl Yenilendi” gibi adlarla kutlanır.

      Mardin’de, Nevruz’dan önceki gece küçük taşları temiz, yüksek, topraklı yere koyar, sabahleyin heyecan içinde bahtımızın nasıl olacağına bakmaya koşardık. Bir duvar üzerine konan taşların altında beliren kılın rengine bakarak, bahtımızın kara veya ak olacağını anlardık… Şehir merkezinde Nevruz’u bayram olarak hiç kutlamadık, ama “Hessıt merene/Doğa uyandı” şenlikleri olurdu. Her dinden aileler topluca 21 Mart ve sonrasında ağaçlık olan kırlar veya köylere gidilir; doğanın uyanışı, baharın gelişi yumurta, nergiziye ve yeşillik ağırlıklı yemekler ile çeşitli tahıllar ve baharatlardan yapılmış kara renkli nevruz ekmeğiyenerek; ip atlayarak, körebe vb. oyunlarla karşılanırdı.  Sonraki günlerde mahalle imamının okuduğu, içeni her türlü afetten koruyacak taze yağmur suları içilirdi.  

      Yukarıda sayılan yılbaşı kutlamalarından örnekler, kutlamaların küçük bir bölümüdür. Bazı bölgelerimizde ise yılbaşı kutlamaları “Hıdırellez”gününe dönüşmüştür.

                               

 

                                NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?

 

     Yukarıda sunduğumuz verilerden Nevruz’un Çin’in batısından, Orta Avrupa’ya kadar, tarih boyunca şenliklerle kutlandığı anlaşılıyor. Buna rağmen 1990’dan sonra Nevruzla ilgili semboller bölücüler tarafından çalınarak, terörün simgesi haline getirildi. Eskiden bahar kokuları, canlı ateşin tatlı çıtırtısı arasında, bir renk cümbüşü içinde türkülerle, halaylarla kutlanan Nevruz’un yerini; o tarihten itibaren iğrenç lastik kokuları, yanan arabalar, başıbozuk kalabalıklar, sıkılan silâhlar aldı. Nevruz bir bayram, bir şölen değil de; Kürtlerin kurtuluş günü, yeşil-sarı-kırmızı isyan bayrağının açıldığı günmüş!.. Birlik-beraberliğimizi bozarak, bu cennet vatanı parçalayıp, ufukta beliren  T ü r k  Ç a ğ ı n ı  baltalamak isteyen dış mihrakların kuklası olan bölücülerin, teröre malzeme yapacağı bir tarihi sembol bulamadığından; İran tarihine, efsanelerine, bayrağına sahip çıkarak, saf, temiz, cahil halkı kandırmaya başladı. Nevruz’u direniş ve özgürlüğün sembolü olarak gösteren bölücülerin bu oyunu önce tutmuş, kan ve gözyaşına bulanan bu günde sokağa dökülmek önce yasaklanmış, Türkî devletlerle ilişkiler sıklaşınca önemi anlaşılmıştır. TİKA(Türk İş Birliği ve Kalkınma Ajansı)’nın çabalarıyla bölücülerin tekelinden kurtarılıp, Türk-İslâm dünyasının bayramına dönüşmüştür. 1991 yılında özgürlüğüne kavuşan Türkî Cumhuriyetlerle birlikte tatil sayılmadan 21 Mart’ı Millî Bayramolarak kutlamaya başladık.

      Bunu devletin verdiği bir taviz olarak niteleyen bazı aydın geçinenlerimize kısa bir cevabımız var: Nevruz’un –Türk, Kürt, Acem, Tatar, Çerkez, Karapapak demeden- bayram olarak kutlandığının en güzel kanıtını, Sakarya Savaşı öncesinde buluyoruz. Millî Mücadele’nin en yoğun döneminde Atatürk’ü Nevruz Bayramında (şölen, eğlence değil, bayram!) yapılan bir tören sırasında gösteren H.Rıza Soyak’ın arşivindeki resim için yoruma gerek görmüyoruz. Modern hayatın çok gelenek-göreneğimizi yok ettiği yakın zamana kadar bir bayram olarak kutlanan Nevruz, Cumhuriyet döneminde  –milli bayramların çokluğu nedeniyle olsa gerek-  bayram olmaktan çıkarılmıştı.

    Yıllardır halk arasında varlığını bir şenlik olarak sürdüren Nevruz’un, bundan böyle keyfi günlerde değil; tatil sayılmış her 21 Mart’ta, Millî Bayram olarak kutlanmasını; Türk-İslâm dünyasına barış, mutluluk ve diriliş getirmesini diliyoruz…

 

 *Kaynakça

 

-Abdülhalik ÇAY: “Türk Ergenekon Bayramı Nevruz” Akşam, 20-21.3.1996

 
Etiketler: NEVRUZ, KİMİN, BAYRAMI
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Kasım 2019
E-ATIK KONUSUNDA İZKAB’IN ÖRNEK ETKİNLİĞİ
2856 Okunma.
24 Temmuz 2019
M.KEMAL PAŞA, 100 Yıl önce ERZURUM KONGRESİ’nde LİDER SEÇİLDİ
4002 Okunma.
31 Mayıs 2019
KADİR GECESİ ve İBADETİ
416 Okunma.
26 Mayıs 2019
1Y1K: Dr.M.TALAT ŞİMDİ – MARDİN TARİHİ KİMLİĞİ
458 Okunma.
18 Mayıs 2019
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
455 Okunma.
15 Mayıs 2019
15 MAYIS 1919… İZMİR’İN KARA GÜNÜ
377 Okunma.
13 Nisan 2019
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 18 YAŞINDA
482 Okunma.
22 Mart 2019
İZMİR-KARABAĞLAR’DA KENTİN KIYISINDAKİ KADINLAR DEFİLESİ
671 Okunma.
10 Mart 2019
DÖNÜŞÜM MARDİN’İN TARİHİ DOKUSUNU BOZMAMALI
846 Okunma.
02 Mart 2019
KARABAĞLAR PROJE TANITIMINA BAKAN PAKDEMİRLİ DAMGA VURDU
708 Okunma.
07 Ocak 2019
I.DÜNYA SAVAŞI ve KAFKASYA CEPHESİ
5450 Okunma.
29 Aralık 2018
ENGELSİZ YÜREKLER İZMİR’DE MEHMET ÂKİF’İ ANDI
994 Okunma.
13 Aralık 2018
ADNAN AVUKA’NIN SERGİSİ İZMİR’DE MARDİN VUSLATI YAŞATTI
1808 Okunma.
26 Kasım 2018
İZMİR MARDİNLİ GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ’NİN VEFASI
2666 Okunma.
12 Kasım 2018
UZAYDA YANKILANAN TEK SES E Z A N’ DIR!
2427 Okunma.
22 Ekim 2018
İZMİR’DE YEREL SEÇİMİ MARDİN HOŞGÖRÜSÜ KAZANDIRACAK
2955 Okunma.
28 Eylül 2018
ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN 69. YILDÖNÜMÜ İZMİR’DE KUTLANDI
2498 Okunma.
25 Ağustos 2018
MAZİDE KALANLAR
1477 Okunma.
11 Temmuz 2018
EBRU BAYBARA DEMİR'E SOSYAL MEDYADAN DESTEK OLALIM
4343 Okunma.
17 Haziran 2018
B A B A M
1630 Okunma.
09 Haziran 2018
İZMİR’DE BİR ARI KRALİÇE; C E Y D A
1096 Okunma.
05 Haziran 2018
İZMİR’İN HOŞGÖRÜ RENGİ MARDİN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
1946 Okunma.
13 Mayıs 2018
İZMİR KADINLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ/İZKAB
1310 Okunma.
12 Mayıs 2018
FRANSIZ, GEÇMİŞE DE FRANSIZ!
734 Okunma.
02 Mayıs 2018
SEÇİM STARTI, NEDEN İZMİR’DE VERİLDİ?
1440 Okunma.
27 Nisan 2018
AFRİN’DE DİRİLİŞ
806 Okunma.
17 Nisan 2018
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 17 YAŞINDA
860 Okunma.
13 Nisan 2018
Mİ’RAÇ
988 Okunma.
28 Mart 2018
ÇİN’İN ÜNLÜ SOPRANOSU DİLBER YUNUS’U DİNLERKEN
1486 Okunma.
14 Mart 2018
İZMİR KARABAĞLAR’DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
2072 Okunma.
09 Mart 2018
İDÜ GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLADI
1403 Okunma.
28 Şubat 2018
II.ABDÜLHAMİD HAN GÖKTEN İNDİ!
1473 Okunma.
19 Şubat 2018
ÇİN, YENİ YILI “MUTLU BAHAR BAYRAMI” GÖSTERİSİYLE İZMİR’DE BAŞLATTI
1879 Okunma.
17 Şubat 2018
I.AFRİN SAVAŞI ve ÖNEMİ-1119
1714 Okunma.
05 Şubat 2018
BİNİKİ YÜZ YILDIR ORTADOĞU COĞRAFYASINDAYIZ
1958 Okunma.
22 Aralık 2017
YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ
2978 Okunma.
29 Kasım 2017
RAVZA’DA YAKARIŞ
884 Okunma.
10 Kasım 2017
ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER
1296 Okunma.
22 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ – 2 / MEDİNE-İ MÜNEVVERE
1157 Okunma.
03 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ-DAVET
1143 Okunma.
21 Haziran 2017
KADİR GECESİ ve İBADETİ
1070 Okunma.
18 Haziran 2017
BABAMIN MİRASI; ERDEM…
1029 Okunma.
07 Nisan 2017
KÂZIM KARABEKİR MESELESİ
1407 Okunma.
26 Mart 2017
ULUSLARARASI ÇAKA BEY SEMPOZYUMU
1690 Okunma.
21 Mart 2017
NEVRUZ’UN GEÇMİŞİ
1519 Okunma.
15 Mart 2017
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TASARIM YILDIZLARI DOĞUYOR
1261 Okunma.
01 Mart 2017
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1145 Okunma.
26 Şubat 2017
Ö.FARUK GÜLTAŞLI ŞEFLİĞİNDEKİ RÜŞTÜ ŞARDAĞ KONSERİ
1597 Okunma.
06 Ocak 2017
İZMİR KURTULUŞUN SEMBOLÜ
1449 Okunma.
05 Ocak 2017
VAZİYET-İ UMUMİYE MİLLÎ BİRLİĞİ GEREKTİRİYOR
1562 Okunma.
19 Aralık 2016
TÜRK YILMAZ
1250 Okunma.
19 Ekim 2016
PAŞAVAT ÇINARININ DÖKÜLEN YAPRAKLARI
5255 Okunma.
01 Ekim 2016
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ
1217 Okunma.
11 Eylül 2016
“KUT”LU ÖNDER
1494 Okunma.
06 Ağustos 2016
B İ R O L A L I M
1316 Okunma.
18 Temmuz 2016
ORDU MİLLET NÖBETTE
2408 Okunma.
29 Nisan 2016
100. YILDÖNÜMÜNDE KÛT’ÜL AMARE SAVAŞI
1708 Okunma.
18 Mart 2016
ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI-18 MART 1915
1622 Okunma.
23 Şubat 2016
“MEZOPOTAMYA’DA İHANET EDEN, KUDÜS’TE HANÇERLENİR!”
1811 Okunma.
07 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN KOMŞULARLA İLİŞİKİSİ
1989 Okunma.
22 Aralık 2015
MEVLİD KANDİLİ
1989 Okunma.
03 Aralık 2015
KADIN HAKLARI
1535 Okunma.
26 Kasım 2015
ARTIK KELİMELERDE ŞAPKA ^ KULLANILACAK
1420 Okunma.
17 Kasım 2015
İLK TAMPON DEVLET GÜNEY DOĞU’DA KURULDU
1684 Okunma.
10 Kasım 2015
HATAY’IN DİYETİ ATATÜRK’ÜMÜZ
1894 Okunma.
07 Kasım 2015
ÂRİF MİLLET
1497 Okunma.
14 Eylül 2015
DİKKAT! 5. KOL YOĞUN FAALİYETTE…
1908 Okunma.
09 Eylül 2015
9 EYLÜL RUHU, TARİHİ TEKRARLATMAYACAK!
1218 Okunma.
25 Ağustos 2015
Yüreğim Kışlan
1668 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1402 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1154 Okunma.
18 Temmuz 2015
BİRLİĞİN HARCI BAYRAM
1420 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
1861 Okunma.
07 Mayıs 2015
MARDİN’DE HIDRELLEZ YEMEĞİ
1667 Okunma.
01 Mayıs 2015
ÇOCUKLAR ATALARINI TANIDIKÇA, ÖZGÜVENLERİ ARTACAK
2040 Okunma.
25 Mart 2015
ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ
2125 Okunma.
24 Şubat 2015
CABER’DEKİ SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?
1859 Okunma.
04 Eylül 2014
BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSU SİVAS KONGRESİ...
2947 Okunma.
08 Temmuz 2014
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ Ayten DİRİER
2466 Okunma.
29 Mayıs 2014
İSTANBUL FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNDEKİ ÖNEMİ-4
2464 Okunma.
20 Mayıs 2014
ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK HAREKETLERİNDEKİ ÖNCÜLÜĞÜ
2418 Okunma.
17 Nisan 2014
YENİ YAYINLAR - 2014
2300 Okunma.
13 Nisan 2014
147 yıllık İZMİR BELEDİYE BAŞKANLARI
2233 Okunma.
05 Nisan 2014
2014 YEREL SEÇİM MESAJI; BAĞIMSIZLIK KARAKTERİMDİR!
3805 Okunma.
18 Mart 2014
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ-18 MART 1915
1836 Okunma.
01 Mart 2014
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1884 Okunma.
12 Şubat 2014
ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
2538 Okunma.
25 Aralık 2013
KANUNÎ, ŞEHZADELERİNİ NEDEN BOĞDURDU?
2428 Okunma.
23 Aralık 2013
TÜRKOVİZYON TÜRK DÜNYASI ŞARKI YARIŞMASI
1744 Okunma.
02 Aralık 2013
İNOVASYON HAFTASI
1940 Okunma.
01 Aralık 2013
DURUN! DURUN BİRAZ…
2275 Okunma.
21 Kasım 2013
MARDİN’İN KURTULUŞU
6705 Okunma.
14 Kasım 2013
KERBEL’NIN AĞIDI, TAHILLARIN TÜRKÜSÜ AŞURE
3366 Okunma.
10 Kasım 2013
ATATÜRK'ÜN DEVRİMCİLİK ANLAYIŞI...
1679 Okunma.
11 Ekim 2013
İZMİR MUTFAĞIMDAN BAYRAM TATLILARI(10 ÇEŞİT)
2010 Okunma.
02 Ekim 2013
SEYYİD MÜKERREMEDDİN EMİR SULTAN
3204 Okunma.
28 Eylül 2013
MARDİN’DE BAHAR ve NERGİZİYE SALATASI
2569 Okunma.
09 Eylül 2013
Dokuz Eylül ve İzmirlilik ruhu
1587 Okunma.
05 Ağustos 2013
ADNAN AVUKA, İZMİR’DE MARDİN RÜZGÂRI ESTİRDİ
4009 Okunma.
30 Temmuz 2013
1 YAZAR * 1 KİTAP Ayten DİRİER
2026 Okunma.
25 Temmuz 2013
Mardin'de Bayram/Paskalya Çöreği : İKLİÇE
2374 Okunma.
Haber Yazılımı