Yazı Detayı
21 Kasım 2013 - Perşembe 22:34 Bu yazı 5369 kez okundu
 
MARDİN’İN KURTULUŞU
AYTEN DİRİER
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

MARDİN’İN KURTULUŞU

 

Ayten Başabaş Dirier

T.C.İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Uzmanı

 

 

Kartal yuvası, Mezopotamya’nın tacı; diller, dinler, taşın şiiri; mütevazı gurura sahip, mert insanların diyarı kadim Mardin…  Kurtuluş Günün kutlu olsun!..

 

*MARDİN İŞGAL EDİLEMEZ, İHANET OLMADIKÇA…

 

Tarihî İpek Yolu üzerinde bulunan Mardin, birçok istilâlara uğramış, ama işgal edilememiştir. Arap yönetimi ve Selçuklu akınları sırasında, -Truva’nın başına gelenler gibi- şehrin içinden yardım alanlar kaleyi ele geçirebilmişlerdir. Kartal yuvası Mardin’i ele geçiremediği için iki ünlünün şöhreti zedelenmiştir. Bunlar Selçuklu İmparatorluğu’nun daima muzaffer komutanı Artuk Bey ve cihangir Timur’dur.

-Artuk Bey: Anadolu’nun Fethi’nde önemli rol oynayan Eksük oğlu Artuk Bey, Süleyman Şah ile anlaşmazlığa düşünce Melikşah tarafından, isyanları bastırmak için Arap topraklarına gönderildi. Yol üzerinde muhkem bir kale olan Mardin’e hayran kalan Artuk Bey, şehri ele geçirmek için çok uğraştı ama başaramadı. İsyanı bastırdıktan sonra Halep Emiri olan Artuk Bey şehri ele geçirmek için uğraştı, ama ömrü yetmedi. Ölümünden sonra vasiyetini oğulları yerine getirip, şehri ele geçirdiler ve Mardin’e Türk mührünü vuran, kültürel yönden en güzel çağını yaşatan Artuklu Beyliğini kurdular. Ataları Halep’ten geldikleri için, bugün kendilerini Arap olarak tanımlayan aileler, aslında Artuklu soyundandır.

-Emir Timur:

Doğu Türk Hakanlığının başında bulunan Emir Timur, cihangir olmak amacındaydı. Aynı hedefe kitlenen Batı Türk Hakanlığı Osmanlı Devleti’nin Sultanı Yıldırım Bayezit’e üstünlüğünü kabul ettirmek için Anadolu Seferi’ne çıkarken, kendisine bağlılık bildirmeyen yerleri yakıp yıktı. Timur Mardin’i uzun süre kuşattı. Çağının en üstün teknik donanımına sahip olduğu halde, kaleyi ele geçiremedi. İlk kez kendisine direnebilen kale önünde fazla oyalanmamak için Anadolu içlerine daldı. l402 Ankara Savaşın’da Y.Bayezit’i esir alıp, Osmanlı birliğini parçaladı. O hırsla yüzyıllardır Türklere kan kusturan, denizle bağlantısını kesen İzmir Körfezi’ndeki Sen Jan şövalyelerine ait Sen Piyer kalesini kuşattı. Mardin kalesi önünde yaşadıklarının etkisiyle Sen Piyer kalesini dümdüz etti. O ana kadar Timur’a lânet okuyan Türkler, ilk kez rahmet ve afiyet okudu…

Bu iki olaydan çıkaracağımız sonuç; Mardin içten ihanet olmadıkça işgal edilemez!Babaannemin anlattığına göre Ana Kale ile Kız kalesi(Kal’ıtmara) arasında bulunan yer altı tünelleri kaleye her türlü ihtiyacın taşınmasını sağlıyordu…

 

*I.DÜNYA SAVAŞI ve GİZLİ ANTLAŞMALAR

 

I.Dünya Savaşı Üçlü İtilaf ve Üçlü İttifak Bloklarının lideri sayılan İngiltere ile Almanya arasındaki ekonomik ve siyasal yarış nedeniyle çıktı.   Üzerinde Güneş batmayan ve kuvvetleri dağınık bulunan İngiltere; toplu, disiplinli ve dinç  kuvvetlere  sahip  Almanya’yı  dize  getirmek  için,  bağlaşıkları ve ilgi alanına  giren  devletlerin  savaşa  girmesini  sağlamak  amacıyla   -savaştan sonra uygulanmak üzere-   bağış  (ya da rüşvet)  diye bir sürü Gizli Anlaşma yaptı. (Bunları ihtilâlden sonra yeni Rus Yönetimi, Dünyaya açıkladı.)

 

*Sykes_Picot Anlaşması-26 Nisan 1916

Genelde hammadde  gereksinimi  gözetilerek, Orta Doğu’nun paylaşımını sağlayan  bu  anlaşma,   3  Ocak  19l6’da   Fransız  temsilcileri  tarafından  hazırlandı,  son şeklini 26 Nisan’da   Petrograd’da aldı. Buna göre;

-Rusya’ya    : Boğazlar ve Doğu Anadolu,

-Fransa’ya   : Sivas-Kilikya-Suriye üçgeni(pamuk-koza),

-İngiltere’ye: Hayfa-Akka limanları ve Irak(güvenlik-petrol),

-Filistin’de uluslararası bir yönetim kurulacaktı.

(Diğer Gizli Anlaşmalar için bakınız: http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=160 )

 

Almanya safında  yer aldığı için, Çanakkale’deki ağır hezimetle de katmerlenen nefretle Osmanlı Devleti’ni Tarihe gömmeye kesin kararlı olan İngiltere;  dostlarına peşkeş çektiği topraklarını, Mondros Ateşkesi’nden 3 gün sonra Türkler’in elinde olduğu halde Musul’dan başlayarak hızla işgal etmeye başladı. 13 Kasım’da donanması İstanbul Boğazı’na girdi.

 

 

*İNGİLİZ NOEL MARDİN’DE

 

Daha savaş sırasında bölgede cirit atan ünlü casusları Arabistanlı Lawrence, First Leydi El Hatun Gertrude Bell ve Noel aracılığıyla Osmanlıyı parçalamada  kimlerle bağlantı kuracağını tesbit eden İngilizler; Musul’un ardından hızla Suriye, Antep, Maraş, Kilikya’yı(Adana) ve  Urfa’yı işgal ederek Mardin sınırına dayandı. Irak’ta İngiliz Siyasî Hakimi olan  Noel, yanında kumandanları olduğu halde, şehri savaşsız elde etmek için Mardin’e 12 Mayıs 1919'da geldi. Üstlerinin "Kürtlerin havarisi", Amiral Bristol'un"Bölgedeki tüm olayların arkasında" olarak işaret ettikleri Noel, şehrin ileri gelenleriyle bir araya gelerek, şehri teslim etmeleri için önce teklif, ardından telkin ve tehditlerde bulunarak, hangi devletin egemenliği altına girmek istediklerini sordu. Ateşkesin ardındaki hızlı işgaller karşısında şaşkına dönen eşraf, bir süre sonra cevaplarını vereceklerini söylediler. Birkaç toplantı yaptıkları halde bir sonuca varamayınca; şehrin saygıdeğer bireylerinden olan Süryani Kadim Patriği III.İlyas Şakir Efendi’ye başvurdular. Uzun görüşmelerden sonra Patriğin önerisi oybirliğiyle kabul edilerek, Noel’e bildirildi:

“Biz Türküz! Türk idaresinden başka bir idareyi istemiyoruz. Aksi halde yek vücut olarak canen ve malen mücadeleye hazırız.”

 

Kendi inancından bildiği patriğin, bu vatanın evladı olarak takındığı mücadeleci tavır, Noel’i şaşırtır. Bir şey demeden 14 Mayıs günü Mardin’den ayrılıp, Derik veMidyat kazalarına geçer. Halkı kandırmak için elinden geleni yapar. Fakat Derik halkı başlarında Rutan Aşireti Reisi Salih ve Necim Ağalar olduğu halde, aynen Mardin’in verdiği kararı verirler. Noel burada da umduğunu bulamayınca, Mardin’i işgal edebilmek için kuvvet toplamak üzere Viranşehir’e giderek İbrahim Paşa oğullarını elde eder. Bu kandırmadan sonra Siverek ve Urfa birleşerek isyan çıkarır. O sırada başarılı bir komutan olan Diyarbakır’daki Elcezire Kumandanı  Albay Nihat (Anılmış Paşa), Derik’teki Necim Ağa’nın  oğulları Salih ve Abdi ile birleşmek üzere gönderdiği 500 asker isyanı bastırır. İsyancılar Suriye’ye kaçarken, Salih ve Abdi gösterdikleri kahramanlıktan dolayı  İstiklâl Madalyası ile taltif edildiler.

 

Bölgedeki farklı dil ve dinden insanların dayanışma içindeki millî duruşukarşısında tutunamayacaklarını anlayan Noel, geri dönerek genel durumu ve bölgenin batak olduğunu üstlerine bildirdi.

 

*FRANSIZ NORMAN MARDİN’DE

 

Hükûmetin işgallere karşı konulmaması direktifine uyan Maraş, Urfa, Antep, Kilikya’nın başına neler geldiğini duyan Mardinliler sıranın kendilerine geldiğini anlayarak, Kartal Yuvası kalenin geçmişte olduğu gibi kolay işgal edilemeyeceğini düşünüp, kendilerince tedbirler almaya başladılar. Mıntıka Komutanı Yarbay Kenan millî bir birlikoluşturabilmek için ileri gelenlerle görüşmeye başladı.

 

Yerel amaçla toplanan, ama aldığı kararlarla millî bir nitelik kazanan Erzurum Kongresi’ne(24 temmuz1919), Sırrı oğlu Hasan ile  İzzet oğlu Necati seçilerek temsilci olarak gönderildiler. Millî Mücadeleye bağlılıklarını bildirerek, bazı emirlerle dönen Hasan ile Necati şehirde Millî Mücadele ruhunun yayılmasını sağladılar. Sivas Kongresi’nde(4-11 Eylül 1919) bütün örgütlerin “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk” çatısı altında birleştirilmesi ve bütün vatanın korunması kararı alınması, işgale uğrayan Urfa, Antep, Maraş, Kilikya’da millî duyguları harekete geçirerek, direnişleri başlatırken, Mardin’i de etkiledi. Mardin Mıntıka(Bölge) Komutanı Yarbay KenanBey, millî bir örgüt kurulması için Millizade Eyüp’ü (Önen) görevlendirdi.

 

Mondros Ateşkesi’nden sonra Fransızlar, kendilerine bahşedilen Suriye ve Güney Doğu Anadolu bölgesini sessiz sedasız işgal ederken;  Noel’in gönderdiği raporlar İngiliz Hükûmeti’ni harekete geçirdi.

 

16 Eylül 1919’da Londra’da yapılan bir anlaşmaya göre İngilizler ile Fransızlar’ın ellerindeki bir takım yerler el değiştirdi. Bölgenin bir batak olduğunu anlayan İngilizler, Fransız dostlarını memnun etmek için, ellerindeki dutluk ve pamuk ekimi yapılan bazı yerleri, -ipek ve tekstil ürünlerine hammadde sağlamak üzere-  onlara bağışladılar! Buna dayanan Fransızlar hemen doğuya doğru işgal alanlarını genişlettiler. Önemli bir demiryolu İstasyonu olan Râsül’ayn (Ceylanpınar)‘ın yönetimini  iyi bir diplomat olanKolonel Norman komutasındaki Fransızlara devrettiler. Norman’ın yanına birkaç subay daha verilerek Mardin’i işgal etmek üzere görevlendirildi.

 

Mardin halkı gelişmeleri duyunca, hemen protesto etti. 30 Ekim 1919 tarihinde, binlerce kişinin katıldığı bir miting yapıldı. Heyet-i Merkeziye namına Hüseyin imzası ile şu protesto yayınlandı:

“Haksız ve adaletsiz bir sulh kararının, medeniyet âlemine refah ve saadet getireceği yerde, kanlı bir istikbal doğuracağı herkesçe bilinmektedir.”

 

Fransızlar Mardin’i Suriye’nin bir parçası, halkını da Arap olarak görüyorlardı. Bu nedenle Maraş, Urfa, Antep’te olduğu gibi bir direnişle karşılaşmayacaklarını düşünüyorlardı. Norman medeniyet götürecekleri bu yerde Süryani ve Tehcir sonrası yoğunlaşan Ermeni kökenli halk tarafından sevinçli bir törenle karşılanacağını düşünerek, büyük bir özgüvenle harekete geçti. Yanına er almaya gerek görmeden, dört subay ve bayrakla şehre yöneldi. Coşkuyla karşılanacağı bu yerde tek görevi, ileri gelenlerle tanışmak ve kaleye Fransız bayrağını asmak olacaktı! Oysa ömrünün en uzun, seksen yıla bedel sekiz saatini yaşadı…

 

Güney Doğu’da işgallere sessizce boyun eğildiği o günlerde, Mardin’de doğru dürüst bir askerî birlik yoktu. Bir yıl önce ordusu dağıtılarak Osmanlı Devleti’nin kolu, kanadı kırılmıştı. Eli silâh tutanlar da saldırıya uğrayanların yanına koşmuştu. Mardin’de yaşlı erkekler, kadınlar ve çocukların yanında, güvenliği sağlayan birkaç Zaptiye dışında, bir saldırıya karşı koyacak kuvvet yoktu…

 

16 Kasım’da Mustafa Kemal Paşa’nın Fransız işgaline karşı konulması hususunda yayınladığı beyannâme gereğince, Millî bir kuvvet oluşturmak için girişimlerde bulunan Eyüp Önen, civar köylere haber saldı. Daşiler, Zazalar, Rutanlar, Rammanlar akın akın şehre gelmeye başladı. On gün içinde sekiz bin kişilik bir kuvvet oluşturuldu. Bu kuvvetle Mardin’i korumak için plânlar yapmaya ve silâh bulmaya çalıştı.

 

 Norman emrindeki kuvvetlerle Mardin’i  güneyden sarmaya başladı. Emrindeki kuvvetlerin bir bölümünü Deyr’ül Zaferan’a yerleştirdi. “Asker’ıl Deyr” denilen bu Fransızlar, halkın ürünlerine el koymaya, taciz etmeye başladılar. Pışpışte(çalı çırpı) toplamaya giden yaşlı bir köylü kadına tecavüz etmeleri nefretle karşılandı. Bu olay, diğer illerdeki kadınların taciziyle başlayan direniş ruhunu Mardin’de de harekete geçirdi.

Norman’ın emrindeki kuvvetlerle şehre doğru harekete geçtiği görülünce, Yarbay Kenan Belediye Reisi Hıdır Çelebi(Kömürlü),Mutasarrıf Mustafa Nadir Bey, Müftü, Abdurrahman Kavas, Daşilerin Reisi Hamdan Ağa, yardımcısı M.Derviş(Başabaş), Ramman Aşireti reisi Ali Ağa, Rutan aşireti Reisi Hacı Necim ve Salih Ağalar, Hıdır Kümeli, Abdülgani Ensari, Millizîde Esat-Mithat, Necip (Güven), Şatanalardan Abdülrezzak Efendi, Paşavatlardan Süleyman(Sülo Emo),Zabtiye Abdurrahman ve kardeşi muallim Abdülgani(Taşkent), Hoca Ali(ye) Efendi(Aykaç), Sıt Faraçlardan Abdülgani(Beşer), Remzi Memet(Çelik), Acemismaillerden Numan Pabuçi(Efe) Süryani Kadim Patriği III.İlyas Şakir Efendi,Metropolit Cercis Efendi gibi ileri gelenleri toplayarak, Nusaybin’de bulunan Eyüp Önen’i acil bir telgraf ile geri çağırdı. Halk ise gerekli emirleri almak için Millî Teşkilât Reisi Eyüp Önen’in evinde toplanıyordu.

 

*İŞGALE KARŞI ALINAN TEDBİRLER

-İlk tedbir olarak İstasyon ile şehir arasındaki tepelerE  birçok çadır kurularak, içinde millî teşkilâtın bulunduğu izlenimi yaratıldı.

-Silâh ve cephane yönünden imkânlar çok azdı. Karargâhta sadece birkaç mavzer vardı, ama Fransızların birkaç subayla geleceği anlaşılınca rahat bir soluk alınıp, diğer tedbirlere  başvuruldu.

-İnce odunlara süngü ölçüsündeki et bıçakları bağlanarak, tüfek süsü verildi.Kayalar arkasına yerleşenler başlarını ve sadece süngüsünü gösterdikleri sahte tüfekleriyle kalabalık bir askeri kuvvete dönüşmüştü!

-Kaledeki iftar topunun yanına, top süsü verilmiş birkaç soba borusu yerleştirildi.

-İstasyon ve çevresi Millî Teşkilâta bağlı Süvariler tarafından tutuldu. Amaç Fransızların diğer illerde yaptığı işbirliği gibi, Norman’ın da Ermeniler ile irtibata geçmesini önlemekti.

 

İstasyona gelen Norman yoğun kalabalığı görünce çok şaşırdı. Ellerinde mavzer, balta, hançer, bulunan insanların bakışları hiç de  -Araplar gibi-  dostane değildi. Bir an geri dönmeyi düşündü, ama askerî gururu anında baskın çıkıp, bunu önledi. Hemen otomobiline binip, şehre doğru yöneldi. Belediye binasına girdiğinde kendisini bekleyen eşrafla karşılaştı. Hepsiyle selamlaşırken, Belediye çevresinde gitgide genişleyen silahlı insan halkasını fark etti. Tedirgin bir şekilde, Sevr Antlaşması uyarınca bölgenin kendilerine verildiğini ve geliş amacını açıkladı:

Biz buraya memleketin selâmet ve asayişini temin için geldik. Başka bir niyetimiz yok. Mardin’in selâmet ve saadetinden başka bir düşüncemiz yok. Amacımız şehirleri değil, kalpleri işgal etmektir. Bu konuda hükûmet-i mahalliyenin(yerel yönetim) ve eşrafın da kemal-i samimiyetle bize yardım etmelerini rica ederim… Urfa, Antep, Maraş’ta direnenler cezalandırıldı. Hükûmetimiz Mardin halkını Suriye halkından ayrı görmediğinden ve direnmeyeceklerini düşündüğünden askerî birlikle gelmedim. Hükûmetim Mardin’i bir Avrupa şehri haline getirecek… İç Yönetimi yerel halka bırakıp, Diyarbakır’a geçeceğim. Bize düşen görev Fransız bayrağını kaleye asmak…”

 

Belediye’de bulunan eşraf adına Millî Teşkilât Başkanı Eyüp Önen, başı dik, mağrur ve azimli bir ifadeyle  şu karşılığı verdi:

“Tercüman! Hepimiz namına, bütün Mardin ve Mardinliler adına Norman’a bildir ki; burası zannettiği gibi Suriye’den bir parça değil, binlerce senelik bir Türk şehridir. Türklüğünü muhafaza ve müdafaa yolunda bugüne kadar nasıl çalışmış ve istilâları nasıl kahramanca karşılamışsa, yine öyle yapacaktır. Hükûmetimiz her türlü ihtiyaçlarımızı temin etmeye kadirdir. Kolonel belki de Mardin’i işgale kalkışır. İyi bilsin ki, bu takdirde karşısında kadın-erkek onbinlerce müdafi bulacak ve bu tecrübeden çok zararlı çıkacaktır. Tek kişi kalsak bile, şehri ona teslim etmeyiz! Hayatına acısın ve Mardin-Diyarbakır sevdasından vazgeçerek, geldiği gibi gitsin!..”

 

Konuşmayı duyan Mardin gençleri  heyecanla, nümayiş yapıp Norman’ın şehri hemen terk etmesini istediler. O sırada kaleden gelen top sesleri, heyecanı tırmandırdı. Bu kesin tavır karşısında Norman, Askerî Mıntıka Komutanı ile görüşmek istediğini belirtti. Bu sırada Davut Önen ve  arkadaşları Osman Ağa ile İbrahim (Bayraktar), Albay Norman’ın emrindeki bir subayın elinde onurluk(plâket) içinde bulunan kaleye dikilecek Fransız bayrağını alarak, karşılıklı çekiştirip yırttılar. Bu hareket Norman’ı korkutmaya yetti… Tedirgin bir halde silâhlı halkın arasından geçerek Mıntıka Komutanlığına geçen Norman, Albay Kenan Bey’den şu karşılığı aldı:

“Ekselanslar! Hükûmetin elinde bir şey yok!.. Millî Kuvvetlerin tepeleri nasıl tutmuş olduklarını ve şehri ellerinde bulundurduklarını gördünüz. En iyisi Mardin’i bir an önce terk ediniz. Yoksa hayatınıza kasıt maksadıyla yapılacak bir hareketin mesuliyetini yüklenemem. Ayrıca Diyarbakır’a geçerken yolları tutmuş olan çetecilerin sağlığınıza bir ziyan verecekleri endişesi içindeyim…”

 

Gördükleri ve duyduklarından durumun ne derece tehlikeli olduğunu anlayan Norman, en akıllı hareketin şehri bir an önce terk etmek olduğunu anladı. Mardin’den sağ salim çıkabilmekten başka bir şey düşünmeyen Norman, gitmeden önce Amerikan Koleji Müdiresi Miss Finengey’i ziyaret etmek istedi. Binaya yaklaştığında, kapıda bekleyenMişkin Mahallesi ileri gelenlerinden Osman ve İbrahim(Amak) ile karşılaştı. Silahlarla mücehhez, sertlikleriyle ünlü mişkeviler, şehri derhal terk etmesini istediler. Norman Belediye binasına geri döndü. Çanakkale’de savaşlarında bir kolunu kaybeden komutanlarından General Gouraud’ın belirttiği gibi, “Şövalye ruhlu düşmanlar!”Türklerin bu özelliğine yine tanık oldu. Şerefine verilen ziyafeti görünce şaşırdı, ama o kadar bitkindi ki; değil yemek yemek, ayakta duracak hali kalmamıştı. Ağzına bir lokma bile koymadan, bir an önce geri dönmek istedi. Gelirken İstasyon-Mardin arasındaki tepelere vuran Güneş ışığıyla parlayan süngüler aklına gelince, yanlarına güvenilir bir muhafız verilmesini istedi. Kimse bu göreve yanaşmayınca, Yarbay Kenan Norman’ın refakatçisi olarak otomobile bindi. Otomobil Artukluların yazlık sarayı Firdevs(Ferdos) Kasrına yaklaştığında, seksen çeteci yollarını kesti. Çeteciler silahlarını Norman ve yanındakilere yöneltince, Yarbay Kenan önlerine geçerek, bağışlanmalarını rica etti. Korkudan sapsarı kesilen Fransızlara İstasyon’a kadar refakat eden Yarbay Kenan geri dönerken, tarihî bir dönemeci aşmanın onur ve gururunu iliklerine kadar hissediyordu.

Bu olay Mardin’de hızla bir teşkilâtlanma gereğini ortaya çıkardı. Teşkilâtlanma işi Eyüp Önen’e verildi. O sırada Diyarbakır’da bulunan Elcezire Cephesi komutanı Albay Nihat (Anılmış) ile görüşen Eyüp Önen, bir tabur oluşturdu. Ama ihtiyaç duyulmadığı için tabur herhangi bir harekette bulunmadı ve askerleri diğer cephelere gönderildi.

 

Şehirde askerî bir kuvvet olmadığını Fransızlar her an duyabilir ve güçlü kuvvetlerle geri dönebilirlerdi. Ama bu ihaneti şehirde yaşayan hiçbir kimse yapmadı. Birlik ve beraberlik içinde kenetlenen halk, kendi inancına göre şükür duaları etti. Bu konuda yazılı bir kaynağın bulunmamasının nedeni bu ketümiyetti… Dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılanMardin’in Kurtuluş Destanı aydın her Mardinlinin belleğinde, birlik ve beraberliğin önemini pekiştirerek  yaşıyor.

 

*SONUÇ

Norman, Mardin’de yaşadığı korku dolu sekiz saatin ömründen çok şey eksilttiğini hissettiğinden, Mardin’e yürüyüşe cesaret edemedi. Yürüyüşe geçseydi, bir yenilgiyle ve sakatlanmış halde yine geri döneceği kuşkusuzdu. Mardin ve Diyarbakır’ın elinden kayarcasına kurtulmalarının hıncını işgal ettikleri diğer illerden çıkarmaya çalıştı. Norman hıncını 8 Şubat 1920’de Mercimek Tepe’den Maraş’ı bombardıman ederek çıkardı…

 

 

Mardin işgalden –kalede patlatılan top dışında- tek bir kurşun atılmadan, zekâ ve yiğitlik eseri bir stratejiyle kurtulmuştur. Mücadeleye yer bırakmayan tedbirler, işgal kuvvetlerinin silah kullanacak cesaret göstermesine engel olmuştur. Mardin halkının millî duruşu, emperyalistlerin tekerine sokulmuş bir çomaktı. O teker artık rahat dönemeyecekti. 21 Kasım’a rastlayan o gün Mardin’in Kurtuluşu olarak hep anıldı.

 

Mardin’in kurtuluşu, işgallere sessizce boyun eğen Urfa, Antep, Maraş, Kilikya içinbir umut ışığı oldu. O illerimizde olayların bu tarihten sonra tırmanması tesadüf değildir. İngilizlerin ikili oyunlarla Fransızları güç duruma düşürmek istemeleri ve Fransızların Ermenileri önemli görevlere getirip, isteklerine göre hareket etmeleri Güney Cephesi’nde kanlı savaşlara yol açtı. Türk milletinin şahlanışı halka halka genişleyerek, 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla taçlandı. İngilizlerin sinsi oyunlarıyla Anadolu’ya saldırtılan milletler sırayla, geldikleri gibi kös kös  gittiler.

 

*Mardin’in Kurtuluşunu, palavra olarak niteleyen değer yoksunu, sığ kalemlere sonraki yazımda cevap vereceğim…

 

 

*Kaynakça:

 

-Ali Enver Toksoy: Millî Mücadele’de MARDİN,(CHP.Mardin Halkevi Neşriyatı-no.6)   Resimliay Matbaası,İstanbul-1939

-Gotthard Jaeschke : Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, TTK.Ankara-1989

-Kenan Kırkpınar-Leyla Kırkpınar: MM.Günümüze Rutan Aşireti ve Necimoğulları, 3.baskı İzmir-2009

-Metropolit Hanna Dolapönü(Dolabeni): Tarihte Mardin (Itr-el Nardin fi Tarih Merdin), İstanbul-1972

-Salâhi R.Sonyel : Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, TTK, Ankara-1987

-Utkan Kocatürk : Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, İş Bankası yay.Ankara

-                             : Atatürk ve Türkiye Cumhuriyueti Tarihi Kronolojisi,1918-1938,TTK,Ankara-1988

-Wadie Jwaideh : Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi-Kökenleri ve Gelişimi, Çev:İsmail çekem-Alper Duman,  İstanbul-1999

-Yahya Akyüz: Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu(1919-1922),TTK, Ankara-1988

-1971 yılında 93 yaşında ölen babaannem Fatma Başabaş’ın çocukluğum boyunca bana anlattığı hikayelerin aslında Tarihî olaylar olduğunu sonra anladım. Bu birikim Edebiyatçı olmam beklenirken, Tarihe yönlendirdi. Dağarcığımda capcanlı duran Tehcir, Kurtuluş, Kemal Paşa hikâyelerini fırsat buldukça anlatacağım. Tehcir hakkındaki sırlar benim anlatmama gerek kalmadan ortaya çıkmaya başladı.

Akrabam Cumhuriyet İlkokulu Başöğretmeni(Müdür) Gani Taşkent ile komşumuzHoca Ali(ye) Efendi(Aykaç) hem anlattıkları, hem de kitaplıklarıyla Kültür dağarcığıma çok katkıda bulundular. Hepsini rahmetle anarken, bu yazının ruhlarını şad ettiğine inanıyorum.

 
Etiketler: MARDİN’İN, KURTULUŞU
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Temmuz 2019
M.KEMAL PAŞA, 100 Yıl önce ERZURUM KONGRESİ’nde LİDER SEÇİLDİ
3885 Okunma.
31 Mayıs 2019
KADİR GECESİ ve İBADETİ
356 Okunma.
26 Mayıs 2019
1Y1K: Dr.M.TALAT ŞİMDİ – MARDİN TARİHİ KİMLİĞİ
387 Okunma.
18 Mayıs 2019
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
355 Okunma.
15 Mayıs 2019
15 MAYIS 1919… İZMİR’İN KARA GÜNÜ
337 Okunma.
13 Nisan 2019
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 18 YAŞINDA
430 Okunma.
22 Mart 2019
İZMİR-KARABAĞLAR’DA KENTİN KIYISINDAKİ KADINLAR DEFİLESİ
596 Okunma.
10 Mart 2019
DÖNÜŞÜM MARDİN’İN TARİHİ DOKUSUNU BOZMAMALI
676 Okunma.
02 Mart 2019
KARABAĞLAR PROJE TANITIMINA BAKAN PAKDEMİRLİ DAMGA VURDU
676 Okunma.
07 Ocak 2019
I.DÜNYA SAVAŞI ve KAFKASYA CEPHESİ
5415 Okunma.
29 Aralık 2018
ENGELSİZ YÜREKLER İZMİR’DE MEHMET ÂKİF’İ ANDI
964 Okunma.
13 Aralık 2018
ADNAN AVUKA’NIN SERGİSİ İZMİR’DE MARDİN VUSLATI YAŞATTI
1772 Okunma.
26 Kasım 2018
İZMİR MARDİNLİ GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ’NİN VEFASI
2612 Okunma.
12 Kasım 2018
UZAYDA YANKILANAN TEK SES E Z A N’ DIR!
2397 Okunma.
22 Ekim 2018
İZMİR’DE YEREL SEÇİMİ MARDİN HOŞGÖRÜSÜ KAZANDIRACAK
2896 Okunma.
28 Eylül 2018
ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN 69. YILDÖNÜMÜ İZMİR’DE KUTLANDI
2443 Okunma.
25 Ağustos 2018
MAZİDE KALANLAR
1437 Okunma.
11 Temmuz 2018
EBRU BAYBARA DEMİR'E SOSYAL MEDYADAN DESTEK OLALIM
4241 Okunma.
17 Haziran 2018
B A B A M
1602 Okunma.
09 Haziran 2018
İZMİR’DE BİR ARI KRALİÇE; C E Y D A
1056 Okunma.
05 Haziran 2018
İZMİR’İN HOŞGÖRÜ RENGİ MARDİN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
1860 Okunma.
13 Mayıs 2018
İZMİR KADINLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ/İZKAB
1231 Okunma.
12 Mayıs 2018
FRANSIZ, GEÇMİŞE DE FRANSIZ!
705 Okunma.
02 Mayıs 2018
SEÇİM STARTI, NEDEN İZMİR’DE VERİLDİ?
1406 Okunma.
27 Nisan 2018
AFRİN’DE DİRİLİŞ
773 Okunma.
17 Nisan 2018
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 17 YAŞINDA
829 Okunma.
13 Nisan 2018
Mİ’RAÇ
934 Okunma.
28 Mart 2018
ÇİN’İN ÜNLÜ SOPRANOSU DİLBER YUNUS’U DİNLERKEN
1431 Okunma.
14 Mart 2018
İZMİR KARABAĞLAR’DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
2031 Okunma.
09 Mart 2018
İDÜ GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLADI
1370 Okunma.
28 Şubat 2018
II.ABDÜLHAMİD HAN GÖKTEN İNDİ!
1439 Okunma.
19 Şubat 2018
ÇİN, YENİ YILI “MUTLU BAHAR BAYRAMI” GÖSTERİSİYLE İZMİR’DE BAŞLATTI
1845 Okunma.
17 Şubat 2018
I.AFRİN SAVAŞI ve ÖNEMİ-1119
1557 Okunma.
05 Şubat 2018
BİNİKİ YÜZ YILDIR ORTADOĞU COĞRAFYASINDAYIZ
1925 Okunma.
22 Aralık 2017
YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ
2936 Okunma.
29 Kasım 2017
RAVZA’DA YAKARIŞ
853 Okunma.
10 Kasım 2017
ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER
1239 Okunma.
22 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ – 2 / MEDİNE-İ MÜNEVVERE
1128 Okunma.
03 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ-DAVET
1116 Okunma.
21 Haziran 2017
KADİR GECESİ ve İBADETİ
1050 Okunma.
18 Haziran 2017
BABAMIN MİRASI; ERDEM…
1004 Okunma.
07 Nisan 2017
KÂZIM KARABEKİR MESELESİ
1371 Okunma.
26 Mart 2017
ULUSLARARASI ÇAKA BEY SEMPOZYUMU
1668 Okunma.
21 Mart 2017
NEVRUZ’UN GEÇMİŞİ
1491 Okunma.
15 Mart 2017
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TASARIM YILDIZLARI DOĞUYOR
1212 Okunma.
01 Mart 2017
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1105 Okunma.
26 Şubat 2017
Ö.FARUK GÜLTAŞLI ŞEFLİĞİNDEKİ RÜŞTÜ ŞARDAĞ KONSERİ
1569 Okunma.
06 Ocak 2017
İZMİR KURTULUŞUN SEMBOLÜ
1412 Okunma.
05 Ocak 2017
VAZİYET-İ UMUMİYE MİLLÎ BİRLİĞİ GEREKTİRİYOR
1535 Okunma.
19 Aralık 2016
TÜRK YILMAZ
1229 Okunma.
19 Ekim 2016
PAŞAVAT ÇINARININ DÖKÜLEN YAPRAKLARI
5153 Okunma.
01 Ekim 2016
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ
1197 Okunma.
11 Eylül 2016
“KUT”LU ÖNDER
1466 Okunma.
06 Ağustos 2016
B İ R O L A L I M
1283 Okunma.
18 Temmuz 2016
ORDU MİLLET NÖBETTE
2384 Okunma.
29 Nisan 2016
100. YILDÖNÜMÜNDE KÛT’ÜL AMARE SAVAŞI
1680 Okunma.
18 Mart 2016
ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI-18 MART 1915
1552 Okunma.
23 Şubat 2016
“MEZOPOTAMYA’DA İHANET EDEN, KUDÜS’TE HANÇERLENİR!”
1764 Okunma.
07 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN KOMŞULARLA İLİŞİKİSİ
1959 Okunma.
22 Aralık 2015
MEVLİD KANDİLİ
1825 Okunma.
03 Aralık 2015
KADIN HAKLARI
1500 Okunma.
26 Kasım 2015
ARTIK KELİMELERDE ŞAPKA ^ KULLANILACAK
1401 Okunma.
17 Kasım 2015
İLK TAMPON DEVLET GÜNEY DOĞU’DA KURULDU
1648 Okunma.
10 Kasım 2015
HATAY’IN DİYETİ ATATÜRK’ÜMÜZ
1871 Okunma.
07 Kasım 2015
ÂRİF MİLLET
1465 Okunma.
14 Eylül 2015
DİKKAT! 5. KOL YOĞUN FAALİYETTE…
1874 Okunma.
09 Eylül 2015
9 EYLÜL RUHU, TARİHİ TEKRARLATMAYACAK!
1189 Okunma.
25 Ağustos 2015
Yüreğim Kışlan
1628 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1378 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1132 Okunma.
18 Temmuz 2015
BİRLİĞİN HARCI BAYRAM
1389 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
1842 Okunma.
07 Mayıs 2015
MARDİN’DE HIDRELLEZ YEMEĞİ
1642 Okunma.
01 Mayıs 2015
ÇOCUKLAR ATALARINI TANIDIKÇA, ÖZGÜVENLERİ ARTACAK
2015 Okunma.
25 Mart 2015
ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ
1654 Okunma.
24 Şubat 2015
CABER’DEKİ SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?
1836 Okunma.
04 Eylül 2014
BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSU SİVAS KONGRESİ...
2929 Okunma.
08 Temmuz 2014
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ Ayten DİRİER
2406 Okunma.
29 Mayıs 2014
İSTANBUL FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNDEKİ ÖNEMİ-4
2432 Okunma.
20 Mayıs 2014
ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK HAREKETLERİNDEKİ ÖNCÜLÜĞÜ
2381 Okunma.
17 Nisan 2014
YENİ YAYINLAR - 2014
2278 Okunma.
13 Nisan 2014
147 yıllık İZMİR BELEDİYE BAŞKANLARI
2208 Okunma.
05 Nisan 2014
2014 YEREL SEÇİM MESAJI; BAĞIMSIZLIK KARAKTERİMDİR!
3772 Okunma.
22 Mart 2014
NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
2301 Okunma.
18 Mart 2014
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ-18 MART 1915
1807 Okunma.
01 Mart 2014
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1859 Okunma.
12 Şubat 2014
ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
2509 Okunma.
25 Aralık 2013
KANUNÎ, ŞEHZADELERİNİ NEDEN BOĞDURDU?
2354 Okunma.
23 Aralık 2013
TÜRKOVİZYON TÜRK DÜNYASI ŞARKI YARIŞMASI
1721 Okunma.
02 Aralık 2013
İNOVASYON HAFTASI
1898 Okunma.
01 Aralık 2013
DURUN! DURUN BİRAZ…
2224 Okunma.
14 Kasım 2013
KERBEL’NIN AĞIDI, TAHILLARIN TÜRKÜSÜ AŞURE
3321 Okunma.
10 Kasım 2013
ATATÜRK'ÜN DEVRİMCİLİK ANLAYIŞI...
1659 Okunma.
11 Ekim 2013
İZMİR MUTFAĞIMDAN BAYRAM TATLILARI(10 ÇEŞİT)
1969 Okunma.
02 Ekim 2013
SEYYİD MÜKERREMEDDİN EMİR SULTAN
3111 Okunma.
28 Eylül 2013
MARDİN’DE BAHAR ve NERGİZİYE SALATASI
2538 Okunma.
09 Eylül 2013
Dokuz Eylül ve İzmirlilik ruhu
1564 Okunma.
05 Ağustos 2013
ADNAN AVUKA, İZMİR’DE MARDİN RÜZGÂRI ESTİRDİ
3965 Okunma.
30 Temmuz 2013
1 YAZAR * 1 KİTAP Ayten DİRİER
1999 Okunma.
25 Temmuz 2013
Mardin'de Bayram/Paskalya Çöreği : İKLİÇE
2323 Okunma.
Haber Yazılımı