Yazı Detayı
11 Eylül 2016 - Pazar 00:49 Bu yazı 1489 kez okundu
 
“KUT”LU ÖNDER
AYTEN DİRİER
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

“KUT”LU  ÖNDER
Ayten DİRİER

ÖNDER
    Önder; büyük bir işte, bir topluluk davasında önde giden, kendine uyanları yöneten kimsedir. Topluluğun büyüklüğüne göre Lider veya Şef olarak da anılır.(1)

ÖNDERİN ÖZELLİKLERİ
Farabi’ye göre bir yeri yönetecek faziletli Önderin yaradılışında şu özellikler bulunmalıdır: 
1-Önderin bedeni sağlam ve organları tam olmalı.
2-Anlayışlı ve zeki olmalı.
3-Belâgat sahibi olup her şeyi açık bir surette ifade etmeli.
4-İlim ve araştırmayı sevmeli.
5-Önderin ahlâki özelliklerî şöyle olmalıdır: 
-Yemede ve cinsi arzularda ölçülü olmalı, 
-Dostluğu sevmeli,
-Yalanlardan sakınmalı, 
-Ululuğu benimsemeli, 
-Dünyalık, para ve menfaate düşkün olmamalı, 
-Adâleti sevip zulümden kaçınmalı, 
-Ölçülü mizaçta bulunmalı, 
-Büyük bir irade ve azim sahibi olmalı,
-Gerekli şeyleri yapmakta cesaretli olmalı.
6-Bir önderin sonradan kazanacağı özellikler şunlardır:
-Gelişmelere hakim ve ruh sağlığı yerinde olmalı.
-Kendinden önce gelenlerin kanun ve usullerini iyi bilmeli, yaptıklarından faydalanmalı.
-Eskilerin tecrübe ve kanunlarından yeni hükümler çıkarmalı.
-Günlük işlerde eskilerin usul ve törelerinden faydalanmalı. 
-Yönettiği yerin menfaatini korumak için isabetli kararlar almalı.
-Çıkardığı hükümleri ve usûlleri halkın şuuruna yerleştirmek için öğretime önem vermeli.
-Savaşa dayanıklı olmalı ve savaş kurallarını iyi bilmeli.(2)
    Bu özellikleri taşıyanlar ancak “Kut” alınca önder olmuşlardır. 

TÜRKLERDE ÖNDER ve  KUT  ANLAYIŞI
    İlk Türk Devletleri’nde hükümdarlara devleti idare etme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılmıştı. Kut, siyasî iktidar anlamına gelmekte ve bu ünvan Tanrı tarafından Hakanlara verilmekte idi. Tanrı “kut” bağışı ile Türk Hakanına hükümdarlık güç ve yetkisi vermekte idi. Tanrı vergisi kabul edilen siyasî iktidar, Kut kavramı ile ifade edilince, Hükümdarın kendisi ve ailesi Kut’lu sayılmıştı. Bu egemenlik anlayışının sonucu olarak, Türk Devletlerinde hükümdarlık bir aile mirası olarak kabul edilmişti. Dolayısıyla hükümdar ailesinin erkek bireyleri, taht üzerinde hak iddia edebilmişlerdi. Göktürk Hakan ve Beyleri, Orhun Abidelerinde “Türk milletine yaptığı iyilik ve yardımları için, Gök Tengriye(Tanrı) içten gelen minnet ve şükranlarını ifade etmişlerdir. Büyük başarılardan bahsederken daima  ‘Tengri yarılkaduk üçün…’(Tanrının yardımı ile)
demeyi ihmal etmemişlerdir.”(3) 
    Kut anlayışına ilk olarak Oğuz Kağan Destanı’nda rastlıyoruz. Doğumundan itibaren olağanüstü özelliklere sahip Oğuz, gergedana benzeyen canavarı öldürünce kut alır. Ardından gökten inen bir ışığın içindeki kızla evlenir, çocuklarıyla güçlenip, başa geçer.(4)
    Bilge Kağan, adına diktirdiği Orhun Anıtı’nın Doğu cephesinde şöyle der:                    
“-Tengri teg Tengri yaratmış TÜRK Bilge Kağan sabım: Kangım Türk Bilge (Kagan………..) ti Sir Dokuz Oğuz İki Ediz kerekülüg begleri budunı (……Tü)rk tengri
- üze kağan olurtum.”
(Tanrı gibi tanrı yaratmış Türk Bilge kağanı, sözüm:                             . 
Babam Türk Bilge kağanı………………………………………………….Sir,
Dokuz Oğuz, İki Ediz çadırlı beyleri, milleti……… Türk tanrısı üzerine kağan oturdum.)(5)                                         
   Eski Türkler’deki siyasi iktidarın Tanrı tarafından verilmesi düşüncesi İslâmiyet sonrası da devam etmiş; bu defa hakimiyet görevi “Allah” tarafından çeşitli yollarla verilir olmuştu. İslamiyet öncesi  “Tanrı adına yeryüzünü adaletle yönetmek” görevinin yerini, İslamiyet’in kabulünden sonra, “Yeryüzünde Allahın son dini İslâmiyeti yaymak ve bu amaç uğruna gazada( cihatta) bulunmak” anlayışı almıştı. Bu anlayış, Türklerde “Cihan Hakimiyeti” idealini geliştirmiştir.
   Oğuzlar; Karahanlılar ve Gazneliler arasında sıkışıp kaldıkları alanda, Selçuk Bey zamanında bir çıkış arıyorlardı. Torunları Tuğrul-Çağrı Beyler, Gaznelileri 1035’te Serahs Savaşı’nda yenince, savaştaki siyasi dehası nedeniyle Tuğrul Bey kut almış sayıldı. Bu savaş Selçuklu Devleti’nin kuruluşuna esas olmakla birlikte, 1038’de Nişabur’un fethiyle, Tuğrul Bey adına hutbe okutup, bağımsızlığını ilan etti. 1040 Dandanakan Savaşı’ndan sonra “Sultan”(İmparator) ünvanını alarak, diğer Türk devletlerinden farklı bir siyasi teşkilat kurdu. Devleti yakınları arasında bölüştürdüğü için, Türk Feodal sistemi ise yine sürdü. Yakınları kendi bölgelerinde hutbe okutmak, para bastırmak, kapılarında nevbet(nöbet) çaldırmak ve başlarında çetr(çadırı temsilen geniş şemsiye) taşımak sureti ile bütün hakimiyet(egemenlik) ve istiklâl(bağımsızlık) unsurlarına sahip olmakla birlikte Sultan Tuğrul Bey’e ve imparatorluğun başkenti Nişabur’a bağlı idiler.
   Devletin hükümdar ailesinin ortak malı sayıldığı, sık sık iç savaşlara yol açan bu veraset sistemini, Osmanlılar kaldırarak merkeziyetçiliğe yöneldiler.(6) Bu nedenle diğer Türk Devletlerinden daha uzun süre yaşadılar.
   Osmanlılar’da hakimiyet düşüncesi de Orta-Asya Türk geleneğinin devamıdır. Onlar, hakimiyetin bir soy, hükümdar ailesi veya halk üzerinde kabulünü beşeri kanunların değil “Allah”ın tayin ettiğine inanıyorlardı. Dolayısıyla kendi sultanlıklarını da onlara Allah bağışlamıştı. Peki bu nasıl olacaktı? İslamî anlayışa göre bu ancak Peygambere gönderilen vahiy yolu ile olabilirdi. Bir daha peygamber gelmeyeceğine göre bu, çeşitli rumuzlar ile gerçekleşebilirdi. Bunlar, salih rüya, keramet, keşif ve astroloji gibi gaibden gelecek ile ilgili haberler veren yollardı.(7) 
   Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuyla ilgili iki olay tüm Tarih kitaplarında geçer. Osman Gazi’nin Şeyh Edebali’nin evinde, ayak kısmına denk düşen Kur’an-ı Kerimin yeri nedeniyle uzanmayıp, sabaha kadar karşısında durur ve uyumaz. Sabaha karşı uyuklayınca bir ses işitir: “Sen benim kelamımı ululayıp, saygı gösterdin. Ben dahi senin evlâdını kıyamete dek daim olacak bir devlet ile yücelttim.”(8) Diğeri ise, rüyasında  göğsüne giren Ay’ın ardından, dalları üç kıtaya uzanan bir ağacın çıkması…(9) Bu iki motif Osman Gazi için kut sayılmıştır.
   Rahmetli İnalcık Hoca ise; "Türk ananelerinde Hakanlığa namzet olanlardan birinin zafer kazanması gerekiyor. Osman Gazi, sınırda kendi dönemindeki alplerle mücadele ediyor. Burada tarihçi hangi eseriyle öteki alpleri gölgede bıraktığına bakmalı. İşte bu hadise Bafeus Savaşı'yla gerçekleşmiştir. Yani kendisinden sonra oğlunun hiç itirazsız beylik tahtına oturması, hanedanın kurulmuş olması tarihçinin tespit edeceği en önemli şeydir. Orta Çağ'da hanedan demek devlet demektir. İşte bunu temin eden, Osmanlının büyük Bafeus Zaferi'dir" şeklinde belirtir.(10)
   Osmanlılar Bizans’la, sık yaşanan vur-kaçlar dışında  iki kez ciddi savaş yaptılar. 
*1302 Koyunhisar(Bafeus) Savaşı, Osman Gazi’nin komutasında yapıldı. İmparatorluğun ücretli askerleri ile Tekfurların askerlerinden oluşan karma orduyu yenen Osman Bey’in namı yüceldi, ünü yayıldı.
*1329 Maltepe (Pelekanon)  Savaşı, Orhan Bey’in Bizans İmparatoru III.Andronikos’u yenmesiyle sonuçlandı.(11) Bu savaşta Bizans’ın son ordusu yok edildiğinden, bir daha ciddi bir meydan savaşı olmadı. Bizans varlığını 1453 yılına kadar entrikalarla sürdürdü.
-Beyliğin kuruluşu için Koyunhisar Savaşı neyse, Devlet olma aşamasında Maltepe Savaşı da bir esastır ve Orhan Gazi için bir kut sayılır.
    II.Mehmet İstanbul’u fethedince Fatih ünvanıyla, Yavuz Sultan Selim Çaldıran Zaferi ile kut’unu alırken; süslü giyimi ile alay ettiği oğlu Kanunî Sultan Süleyman 2 saatlik Mohaç Zaferi ile kut’unu almıştır.

XX.ASRIN “KUT”LU ÖNDERİ ATATÜRK
    Aradan asırlar geçti ve Osmanlı Devleti, üç kıtaya kök salan bir imparatorluğa dönüştü. Sonunda öncekiler gibi durakladı, geriledi ve parçalanma sürecine girdi. XX.yüzyıl başlarında başlayan bu süreç durdurulamadı. Bin yıllık Türk yurdu Batılılar arasında gizli antlaşmalarla paylaşıldı ve işgaller başladı. İç Anadolu bozkırlarına tıkılmak istenen Türk milleti, geçmişinden aldığı güçle yer yer direnişe geçti. Ama bu direnişler işgalleri durduramadı. Bir lider, bir kahramanın gerekliliği ortaya çıkmıştı ve herkes o kahramanın harekete geçmesini bekliyordu. Dağılan Osmanlı Ordusunun çok değerli komutanları vardı, ama hiçbiri sorumluluğu yüklenmeye aday değildi. Çünkü milletin gözünde onları kut kılacak bir başarıları yoktu. I.Dünya Savaş’ında yararlıkları olmuştu, ama savaş yenilgiyle sonuçlandığından hiç biri aday olamazdı. Tek bir kişi savaşta kut’unu almıştı: Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Paşa…  Beklenen lider harekete geçip, birliği sağladı  ve Türk’ün bağımsızlık destanını başlattı. 

 


ASRIMIZIN “KUT”LU ÖNDERİ ERDOĞAN
    XXI. asrın başladığı III.Milenyum denilen 2000 yılına girildiğinde, Dünya hegemonyasında tek kalan BATI Dünyası(AB), Demokrasi havarisi kesilen ABD ile yüzyıl önceki hesapları yine tezgaha koydu. Her yönden Dünyanın merkezi sayılan, enerji deposu Orta Doğu’yu Diktatörlerden kurtarma bahanesiyle, gerçekte yağmalamak ve İslâm Dünyasını parçalayıp, güçlenmesini önlemek amacıyla başlatılan BOP/Arap Baharı Projesi ile kısa sürede amaçlarına ulaştılar. OD’da İsrail için tehdit oluşturan devletler savaş, darbe, abluka ile zayıflatılırken; Erdoğan yönetiminde palazlanan ve söz dinlemeyen müttefikleri Türkiye’nin İslâm ve Türk Dünyası ile bağını koparmak için, Akdeniz’den Ermenistan’a kadar uzanan Kürt Koridoru’nu kurmaya çalıştılar. Türkiye’nin Doğu-Güney Doğusu’nu karıştırırken, İç Savaşla kavrulan Suriye’nin kuzeyinde taşıma savaşçılarla Kantonlar oluşturdular. Sıkı ilişki ve dostluk kurduğu Rusya ile arasını açmayı başardılar.  
    Tehlikeyi sezen Erdoğan yönetimindeki AKP, komşu ve Osmanlı sınırında kurulan Devletlerle dostluğu  perçinlemeye çalışırken, 1980’den beri bukalemun gibi devletin her kademesine sızan Humeyni özentisi bir din adamı yönetimindeki Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile Türkiye’nin güçlü Ordusunu darmadağın edip, kozmik sırlarına ulaştılar. Ordu ile AKParti Hükûmeti karşı karşıya getirilirken; tezvirat dolu haberler, kasetler, kalkışmalar, darbelerle ülkenin siyasî, sosyal ve ekonomik yapısını çökertmeye çalıştılar. Tuzak fark edildiğinden Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti anında tedbirler alarak, tehlikeyi savuştursa da; Ordu’nun üst kademelerinin Liseden itibaren -kul hakkı yiyerek- yetiştirilen FETÖ mensubu komutanların eline geçtiği geç anlaşıldı.
    Türkiye Tarihi’nde önemli bir kırılma noktası oluşturan 15 Temmuz gecesi Darbeler konusunda Dünyanın kafasını karıştırdı. Geçmişte emir-komuta zinciri içinde gerçekleşen darbelerde Cumhurbaşkanı, Hükûmet ve Milletvekilleri tutuklandıktan sonra, anlaşmalar konusunda dışarıya güvence verilip, her şey eskisi gibi devam eder, Türk milletinin her alanda birkaç yıllık kaybı sineye çekilirdi. 15 Temmuz gecesi Başbakan Binali Yıldırım’ın “Bu bir kalkışmadır, gereken yapılacaktır” söylemiyle dışarıya fırladık, ama köyümüzde olağanüstü bir durum görmeyince TV başına koştuk. Gelişmeleri izlerken aklımız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da idi… Cumhurbaşkanı  neredeydi?!  Düşünceler birbirini kovalarken, CNN Türk ekranına yansıyan cep telefonundaki görüntüsü ve “Meydanlara çıkın, direnin!” diyen sesi yüreklere su serpti. O anda belleğimde güç anlarda “Ya istiklâl ya ölüm!” diyen Çi-çi Yabgu, Kürşad, İlteriş Kutluk Kağan, Baybars, Osman Gazi, II.Abdülhamit, Gazi Mustafa Kemal Paşa resmî geçide başlarken; Halkımız büyük bir feraset, cesaret ve özgüvenle kitleler halinde kalkışmanın olduğu yerlerde tankların üzerine yürüdü, uçaklara meydan okuyarak, göğsünü namlulara siper ederek Demokrasi Destanı’nı yazdı. Cumhurbaşkanımız havadaki kovalamacadan sıyrılıp, tanklarla sarılı, çarpışmaların sürdüğü Atatürk Havalimanına indiği anda halkın ona duyduğu güven katmerlenirken, darbecilerin akıbeti belli oldu. İşte o anda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan KUT’unu aldı… 
     Demokraside Hanedan olmaz, ama Başbakanımız Binali Yıldırım da olay anı ve sonrasında soğukkanlı, kucaklayıcı, uzlaştırıcı, uyumlu tavırlarıyla Erdoğan’ın halefi olduğunu kanıtladı.
    Cumhurbaşkanımızın onbeş yıl boyunca her konuda özgüven aşıladığı, IMF kıskacından kurtararak ekonomik bağımsızlığa kavuşturduğu halkı 240’ı aşkın şehit, binlerce Gazi vererek Başkomutan’ın buyruğunu yerine getirdi. Türk halkı kendi parası ile beslenen ve donatılan Ordu’daki silahları kendisine çeviren bukalemun darbecileri hizaya sokarak, millî iradesine artık kimseyi karıştırmayacağını bütün Dünyaya gösterdi. Bir asır önce Çanakkale’de şahlanan millî ruh yine dirilmişti. İstiklâl Savaşı ile mazlum milletlere Kurtuluş meş’alesini yakan ataları gibi, darbeler ve ardından dayatılan prangadan farksız IMF reçetelerine karşı ne yapılacağını Dünyaya gösteren asil milletim ebed müddet var olasın…  
        Çağrı ve salâ ile millî iradeyi uyararak milleti birleştiren; çelişki ve hatalarını yüzlerine vurduğu için Batı’da sevilmeyen “Kut”lu Önderimizin, ümmeti de yüzyıldır kavrulduğu kaostan çıkarması dileğimiz…
*
Dip notlar
 1-Resimli Türkçe Sözlük, s.444, TDK, Ankara-1977
 2-Çiğdem Ekincioğlu: Farabi ve Siyaset Felsefesine Dair Görüşlerinin İncelenmesi.YLT    
 http://www.maturidiyeseviotagi.com
 3-Abdülkadir İnan : Eski Türk Dini tarihi, s.16, MEB. İstanbul-1976
 4-W.Bang-G.R.Rahmeti : Oğuz kağan Destanı, s.1-7, MEB. İstanbul-1970
  *-Bu anlayış bütün Doğu ve Batı efsanelerinde geçer.
 5-Muharrem Ergin : Orhun Abideleri, 6.baskı, s.33,77, İstanbul-1978
 *Yukarıdaki sözler ve Göktürk adı, Türk deyiminin XX.yüzyılda kullanıldığını ileri sürenlere bir şamar  sayılır…
 6-Osman Turan: Selçuklular ve Türk-İslâm Medeniyeti,s.86-109, 3.baskı,İstanbul-1980
  Hükümdarlık alâmetleri ve âdetleri için bkz: M.Altay Köymen : Tuğrul Bey ve Zamanı, s.74-93, MEB, İstanbul-1976
 7-H.Basri Karadeniz:Türklerde “Kut” kavramı ve Osmanlılar’ın Kutsiyet Elde Etme Çabaları, http://www.akademikbakis.org/pdfs/7/kutahya.pdf
 8-A. de Lamartine: Türkiye Tarihi-Aşiretten Devlete, Çev: M.R.Uzmen, C.I, s.44, 
1001 T.Eser, İstanbul-1974, Lamartine bu rüyayı Ertuğrul Gazi’ye ait gösterir.
 9- Mehmed Neşri : Kitâb-ı Cihan-Nümâ kitabında rüyayı şiir halinde çok güzel anlatır. Haz:F.Reşit Unat-
      M.Altay   Köymen,TTK,Ankara-1949
     Osmalı tarihi ile ilgili bütün kitaplarda geçen bu motifler, diğer tarihi rüyalarla toplu olarak bu eserde      bulunabilir:H.Avni Yüksel: Türk-İslâm Tasavvuf Geleneğinde Rüya, s.260, İstanbul-1996
10-Basın(Osmanlı Devleti Yalova’da kuruldu tartışması)
 11-Hayrullah Efendi:Osmanlı Devleti Tarihi, Haz:Zuhuri Danışman, C.II, s.61-62,İstanbul-1971, İ.Hakkı   Uzunçarşılı: Osmanlı Tarihi, C.I, s.119-121
-M.Tayyip Gökbilgin: “Osman Gazi”, İslâm Ansiklopedisi, C.10, s.437
-İsmail Hakkı uzunçarşılı : Osmanlı Tarihi, C.I, s.496, MEB, Ankara-1972
 -Necmi Ülker: Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Bornova-1987

 

AYTEN DİRİER

 
Etiketler: “KUT”LU, , ÖNDER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Kasım 2019
E-ATIK KONUSUNDA İZKAB’IN ÖRNEK ETKİNLİĞİ
2399 Okunma.
24 Temmuz 2019
M.KEMAL PAŞA, 100 Yıl önce ERZURUM KONGRESİ’nde LİDER SEÇİLDİ
3979 Okunma.
31 Mayıs 2019
KADİR GECESİ ve İBADETİ
407 Okunma.
26 Mayıs 2019
1Y1K: Dr.M.TALAT ŞİMDİ – MARDİN TARİHİ KİMLİĞİ
447 Okunma.
18 Mayıs 2019
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
442 Okunma.
15 Mayıs 2019
15 MAYIS 1919… İZMİR’İN KARA GÜNÜ
371 Okunma.
13 Nisan 2019
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 18 YAŞINDA
477 Okunma.
22 Mart 2019
İZMİR-KARABAĞLAR’DA KENTİN KIYISINDAKİ KADINLAR DEFİLESİ
656 Okunma.
10 Mart 2019
DÖNÜŞÜM MARDİN’İN TARİHİ DOKUSUNU BOZMAMALI
824 Okunma.
02 Mart 2019
KARABAĞLAR PROJE TANITIMINA BAKAN PAKDEMİRLİ DAMGA VURDU
698 Okunma.
07 Ocak 2019
I.DÜNYA SAVAŞI ve KAFKASYA CEPHESİ
5444 Okunma.
29 Aralık 2018
ENGELSİZ YÜREKLER İZMİR’DE MEHMET ÂKİF’İ ANDI
985 Okunma.
13 Aralık 2018
ADNAN AVUKA’NIN SERGİSİ İZMİR’DE MARDİN VUSLATI YAŞATTI
1801 Okunma.
26 Kasım 2018
İZMİR MARDİNLİ GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ’NİN VEFASI
2657 Okunma.
12 Kasım 2018
UZAYDA YANKILANAN TEK SES E Z A N’ DIR!
2421 Okunma.
22 Ekim 2018
İZMİR’DE YEREL SEÇİMİ MARDİN HOŞGÖRÜSÜ KAZANDIRACAK
2944 Okunma.
28 Eylül 2018
ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN 69. YILDÖNÜMÜ İZMİR’DE KUTLANDI
2481 Okunma.
25 Ağustos 2018
MAZİDE KALANLAR
1464 Okunma.
11 Temmuz 2018
EBRU BAYBARA DEMİR'E SOSYAL MEDYADAN DESTEK OLALIM
4323 Okunma.
17 Haziran 2018
B A B A M
1628 Okunma.
09 Haziran 2018
İZMİR’DE BİR ARI KRALİÇE; C E Y D A
1089 Okunma.
05 Haziran 2018
İZMİR’İN HOŞGÖRÜ RENGİ MARDİN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
1937 Okunma.
13 Mayıs 2018
İZMİR KADINLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ/İZKAB
1302 Okunma.
12 Mayıs 2018
FRANSIZ, GEÇMİŞE DE FRANSIZ!
729 Okunma.
02 Mayıs 2018
SEÇİM STARTI, NEDEN İZMİR’DE VERİLDİ?
1434 Okunma.
27 Nisan 2018
AFRİN’DE DİRİLİŞ
797 Okunma.
17 Nisan 2018
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 17 YAŞINDA
855 Okunma.
13 Nisan 2018
Mİ’RAÇ
977 Okunma.
28 Mart 2018
ÇİN’İN ÜNLÜ SOPRANOSU DİLBER YUNUS’U DİNLERKEN
1478 Okunma.
14 Mart 2018
İZMİR KARABAĞLAR’DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
2066 Okunma.
09 Mart 2018
İDÜ GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLADI
1396 Okunma.
28 Şubat 2018
II.ABDÜLHAMİD HAN GÖKTEN İNDİ!
1464 Okunma.
19 Şubat 2018
ÇİN, YENİ YILI “MUTLU BAHAR BAYRAMI” GÖSTERİSİYLE İZMİR’DE BAŞLATTI
1870 Okunma.
17 Şubat 2018
I.AFRİN SAVAŞI ve ÖNEMİ-1119
1705 Okunma.
05 Şubat 2018
BİNİKİ YÜZ YILDIR ORTADOĞU COĞRAFYASINDAYIZ
1952 Okunma.
22 Aralık 2017
YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ
2972 Okunma.
29 Kasım 2017
RAVZA’DA YAKARIŞ
874 Okunma.
10 Kasım 2017
ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER
1284 Okunma.
22 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ – 2 / MEDİNE-İ MÜNEVVERE
1152 Okunma.
03 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ-DAVET
1135 Okunma.
21 Haziran 2017
KADİR GECESİ ve İBADETİ
1064 Okunma.
18 Haziran 2017
BABAMIN MİRASI; ERDEM…
1022 Okunma.
07 Nisan 2017
KÂZIM KARABEKİR MESELESİ
1400 Okunma.
26 Mart 2017
ULUSLARARASI ÇAKA BEY SEMPOZYUMU
1684 Okunma.
21 Mart 2017
NEVRUZ’UN GEÇMİŞİ
1512 Okunma.
15 Mart 2017
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TASARIM YILDIZLARI DOĞUYOR
1255 Okunma.
01 Mart 2017
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1137 Okunma.
26 Şubat 2017
Ö.FARUK GÜLTAŞLI ŞEFLİĞİNDEKİ RÜŞTÜ ŞARDAĞ KONSERİ
1591 Okunma.
06 Ocak 2017
İZMİR KURTULUŞUN SEMBOLÜ
1442 Okunma.
05 Ocak 2017
VAZİYET-İ UMUMİYE MİLLÎ BİRLİĞİ GEREKTİRİYOR
1557 Okunma.
19 Aralık 2016
TÜRK YILMAZ
1245 Okunma.
19 Ekim 2016
PAŞAVAT ÇINARININ DÖKÜLEN YAPRAKLARI
5241 Okunma.
01 Ekim 2016
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ
1210 Okunma.
06 Ağustos 2016
B İ R O L A L I M
1306 Okunma.
18 Temmuz 2016
ORDU MİLLET NÖBETTE
2404 Okunma.
29 Nisan 2016
100. YILDÖNÜMÜNDE KÛT’ÜL AMARE SAVAŞI
1700 Okunma.
18 Mart 2016
ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI-18 MART 1915
1609 Okunma.
23 Şubat 2016
“MEZOPOTAMYA’DA İHANET EDEN, KUDÜS’TE HANÇERLENİR!”
1800 Okunma.
07 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN KOMŞULARLA İLİŞİKİSİ
1983 Okunma.
22 Aralık 2015
MEVLİD KANDİLİ
1905 Okunma.
03 Aralık 2015
KADIN HAKLARI
1525 Okunma.
26 Kasım 2015
ARTIK KELİMELERDE ŞAPKA ^ KULLANILACAK
1413 Okunma.
17 Kasım 2015
İLK TAMPON DEVLET GÜNEY DOĞU’DA KURULDU
1679 Okunma.
10 Kasım 2015
HATAY’IN DİYETİ ATATÜRK’ÜMÜZ
1889 Okunma.
07 Kasım 2015
ÂRİF MİLLET
1491 Okunma.
14 Eylül 2015
DİKKAT! 5. KOL YOĞUN FAALİYETTE…
1901 Okunma.
09 Eylül 2015
9 EYLÜL RUHU, TARİHİ TEKRARLATMAYACAK!
1212 Okunma.
25 Ağustos 2015
Yüreğim Kışlan
1658 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1394 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1147 Okunma.
18 Temmuz 2015
BİRLİĞİN HARCI BAYRAM
1413 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
1854 Okunma.
07 Mayıs 2015
MARDİN’DE HIDRELLEZ YEMEĞİ
1663 Okunma.
01 Mayıs 2015
ÇOCUKLAR ATALARINI TANIDIKÇA, ÖZGÜVENLERİ ARTACAK
2033 Okunma.
25 Mart 2015
ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ
2118 Okunma.
24 Şubat 2015
CABER’DEKİ SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?
1855 Okunma.
04 Eylül 2014
BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSU SİVAS KONGRESİ...
2940 Okunma.
08 Temmuz 2014
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ Ayten DİRİER
2453 Okunma.
29 Mayıs 2014
İSTANBUL FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNDEKİ ÖNEMİ-4
2459 Okunma.
20 Mayıs 2014
ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK HAREKETLERİNDEKİ ÖNCÜLÜĞÜ
2414 Okunma.
17 Nisan 2014
YENİ YAYINLAR - 2014
2294 Okunma.
13 Nisan 2014
147 yıllık İZMİR BELEDİYE BAŞKANLARI
2225 Okunma.
05 Nisan 2014
2014 YEREL SEÇİM MESAJI; BAĞIMSIZLIK KARAKTERİMDİR!
3797 Okunma.
22 Mart 2014
NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
2334 Okunma.
18 Mart 2014
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ-18 MART 1915
1830 Okunma.
01 Mart 2014
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1880 Okunma.
12 Şubat 2014
ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
2530 Okunma.
25 Aralık 2013
KANUNÎ, ŞEHZADELERİNİ NEDEN BOĞDURDU?
2415 Okunma.
23 Aralık 2013
TÜRKOVİZYON TÜRK DÜNYASI ŞARKI YARIŞMASI
1741 Okunma.
02 Aralık 2013
İNOVASYON HAFTASI
1932 Okunma.
01 Aralık 2013
DURUN! DURUN BİRAZ…
2268 Okunma.
21 Kasım 2013
MARDİN’İN KURTULUŞU
6580 Okunma.
14 Kasım 2013
KERBEL’NIN AĞIDI, TAHILLARIN TÜRKÜSÜ AŞURE
3356 Okunma.
10 Kasım 2013
ATATÜRK'ÜN DEVRİMCİLİK ANLAYIŞI...
1675 Okunma.
11 Ekim 2013
İZMİR MUTFAĞIMDAN BAYRAM TATLILARI(10 ÇEŞİT)
2003 Okunma.
02 Ekim 2013
SEYYİD MÜKERREMEDDİN EMİR SULTAN
3193 Okunma.
28 Eylül 2013
MARDİN’DE BAHAR ve NERGİZİYE SALATASI
2562 Okunma.
09 Eylül 2013
Dokuz Eylül ve İzmirlilik ruhu
1581 Okunma.
05 Ağustos 2013
ADNAN AVUKA, İZMİR’DE MARDİN RÜZGÂRI ESTİRDİ
4002 Okunma.
30 Temmuz 2013
1 YAZAR * 1 KİTAP Ayten DİRİER
2018 Okunma.
25 Temmuz 2013
Mardin'de Bayram/Paskalya Çöreği : İKLİÇE
2366 Okunma.
Haber Yazılımı