Yazı Detayı
01 Mart 2017 - Çarşamba 16:09 Bu yazı 1104 kez okundu
 
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
AYTEN DİRİER
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

HOCALI KATLİAMI,

AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,

Ayten DİRİER

AZERBAYCAN TARİHİ

Zakatala’lı Zeynâb Mecidova’ya içtenlikle…

Kafkaslar’ın güneyi, Karadeniz’in doğusu ve Hazar Denizi’nin batısında yer alan Azerbaycan; jeopolitik konumu nedeniyle sürekli istilalara uğradığından, tarih sahnesinde erken dönemde yer alır. Günümüzden 3000 yıl önce Hazar çevresinde irili ufaklı birçok beylikler yaşıyordu. En uzun süreli olanı Gilzan olup, MÖ.IX.asırda Urartular tarafından işgal edildi. Küçük Zab ile Urmiye gölü arasında yaşayan Zamua toprakları ise Kimmerler tarafından MÖ.VIII.asırda işgal edildi. MÖ.VII.asırda aynı bölgede Sakların (Saka/İskit) egemenliği başlar. Sakaların kültürü, devlet düzeni, ordu teşkilatının tamamen atlı olması ve Bozkır Askeri Taktiğini en güzel şekilde uygulamaları, Sus’ta bulunan Çivi yazılı belgelerindeki bugün Türk dillerinde hala da yaşayan kelimelerin kullanılması onların Türk asıllı olduklarını doğrulamaktadır. Sakalar, Milâdi II..asra dek hakimiyetlerini sürdürdüler. 

MÖ. VI. asırda Ahameni Komutanı Sahrap Atropates'in temellerini attığı Atropates krallığı, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Acemler ve Türkler ise bölgeye Azerbaycan adını verdiler. 

Türklerin bölgeye yerleşmeleri IV-V. asırlar arasında Hazarlar döneminde gerçekleşti. Peygamberimizin zamanında doğduğu, Sasani Hükümdarı adil Nuşirevan, yayılma siyaset gereği, Hazarları kuzeye sürüp bölgeye Acemleri yerleştirdi. 

VII. asırda Hz. Ömer Döneminde İslâm Orduları İran’dan sonra, Hazarların yönetiminde bulunan Ermenistan ve Azerbaycan'ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643 yılında tamamlandı.

*Türk –İslâm Dönemi

Abbasiler döneminde bölgenin yönetimi yine Türk emirlere verildi. Abbasi Devletinin zayıflayıp, yıkılmasıyla bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdu. Salariler, Revvadiler, Şirvanşahlar IX.asırdan başlayarak Azerbaycan’da hüküm sürmeye başladı. 

XI. asırda yurt bulmak için batıya yönelen Selçuklu Akıncıları Azerbaycan'a girdiler. Fakat burada kesin bir egemenlik kurulamadı. Çünkü Karahanlılar ve Gazneliler akın yollarını kestiler. İran-Horasan’da Büyük Selçuklu Devleti’ni kuran Tuğrul Bey, 1043 yılında İbrahim Yinal’ı buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir sonuç alınamadı. Azerbaycan'da kesin Selçuklu egemenliği, Sultan Alparslan’ın Anadolu Seferi ve kayınpederi Sav Tekin’in Erran bölgesine yerleşmesiyle başladı.

Azerbaycan, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun parçalanması üzerine XII. asır boyunca Atabegler/İldenizliler(1141-1225) ve Harezmşahlar’ın yönetimine girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1220'de girmeye başladı. Cengiz'in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz'in 1227’de ölümünden sonra Cuci’nin yönetimine girdi. Daha sonra İranlıların egemenliği altına giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletine katıldı. Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler döneminde tekrar Oğuz Türklerinin eline geçti.

Azerbaycan'a ilk Osmanlı seferi XVI. asırda yapıldı. Yavuz Sultan Selim’in Safevileri yendiği Çaldıran Savaşı’ndan sonra 1514'te Tebriz'i fethetti. Tebriz tekrar Safevilerin eline geçti. Şah İsmail Türkçe’yi resmî dil yaparken, yerine geçenler bu gelenekten uzaklaşıp, Fars kültürünün etkisinde kaldı. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman, Tebriz'i aldı ve ertesi yıl bütün Azerbaycan'ı fethetti. 1555'te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. III. Muraddöneminde tekrar Osmanlıların eline geçti. 1639 yılına dek ara ara çıkan Osmanlı-İran Savaşları 1639 Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla sona erip, bugünkü sınır çizildi. Safevi Devletine 1736’da diğer bir Türk boyundann olan Afşarlardan Nadir Şah son verdi. 

Azerbaycan topraklarında 1747’de Şamahı/Ağsu Hanlığı kurulunca, onu Kuba, Karabağ, Cavad, Salyan, Bakü Hanlıkları izledi. Hanlıklar birbirleriyle sürekli mücadele etti.

Birliğin olmadığı yerde, dirlik de olmaz! Hanlıkların bu durumu komşuları Ruslar ve İranlıların iştahını kabarttı…

 

*Azebaycan’da Rus-İran çekişmesi

Azerbaycan, XVII.asırda Rusların ilgi alanına girdi. I. Petro’nun ılık denizlere inme siyasetinin önemli bir kavşağı olup, işgal plânlarında önemli bir yer tuttu. Osmanlıların durakladığı bu dönemde, iç ve dış tehditlere açık hale geldi. İki komşu da tarihî bir kuralı Azerbaycan’da uyguluyorlardı : “Böl, parçala, yönet!”

1786 yılında siyasi amaçlarla Azerbaycan’ı gezen Rus subayı Burnaşev; Şeki, Karabağ, Guba, Şamahı, Bakü, Nahçıvan, Gence, Tebriz, Erdebil, Hoy, Urumiye, Talış, Marağa, Maku Hanlıklarının bir bölümünün yarı bağımlı, bazılarının ise bağımsız olduğunu; Urumiye, Şeki, Karabağ, Guba ve Hoy Hanlıklarının diğerlerine göre daha güçlü olduğunu saptadı. Bu hanlıkların liderleri siyasal güçlerini artırdıkça, Azerbaycan hanlıklarını kendi yönetimlerinde bir devlet çatısı altında toplamak amacını gütmekteydiler. Güney Azerbaycan’da Urumiye Hanı Feteli Han Efşar; Kuzey Azerbaycan’da ise, Şeki Hanı Hacı Çelebi ve Guba Hanı Feteli Han Gubalı bu amaç için uğraşıyordu.

XVIII.asrın son on yılında İran’da Türk kökenli Kacarlar yönetime geldikten sonra, güney hanlıkları Kacarlar’ın yönetimi altında birleştiler. Kuzey Azerbaycan’da ise Rusya’nın istilâcı siyaseti güçlendi. Kuzey Azerbaycan’daki hanlıkları da (Güney Kafkasya) egemenliği altına almaya çalışan Muhammet Şah’ın, güneyde Kacar Devleti, kuzeyde Rusya ile birçok çatışmaları oldu.

*Azerbaycan’ın Bölünmesi

3 Ocak 1804 tarihinde Ruslar Gence’ye saldırdılar. Gence Hanı Cevad Han’ın güçlü direnişine karşın, Ruslar kaleyi işgal ettiler. Cevad Han ve oğlunun da ön saflarda can verdiği savunmada, çok kan döküldü.

Rus Orduları’nın Kafkasya’daki başarıları yalnız komşularını değil, Akdeniz ve Hint Okyanusu’nda çıkarları olan Batılıları da rahatsız etti. Fransa ve İngiltere, Rusya’nın Kafkasya’daki ilerlemesini, İran ve Osmanlı eliyle durdurmaya çalışıyordu.

10 Temmuz 1804 tarihinde, Rusya ile İran arasında savaş başladı. Rus Ordusu, sırayla Karabağ, Şeki, Şirvan, Guba, Bakü, Lenkeran Hanlıkları’nı ele geçirdi. Böylece, kuzeydeki birçok hanlık Rusya’nın egemenliğine girdi. Kacar Orduları’nın, Rusları durdurma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun sonucunda, İran ile Rusya arasında tarihinde barış yapıldı.

-Gülistan Barış Antlaşması-13 Ekim 1813

Çar 1. Aleksandr’n temsilcisi Rus Ordusu Başkomutanı general Nikolay Rtişşev ve İran Şahı Feteli Şah Kacar’ın resmî temsilcisi Mirze Abdül Hasan Han tarafından imzalanan “Ebedi barış ve dostluk” antlaşması 11 maddeden oluşuyordu. Rusya ve İran arasındaki Aras nehri sınır olarak kabul edilerek, Azerbaycan, Kuzey Azerbaycan ve Güney Azerbaycan olarak ikiye bölündü

Önemi:

-Antlaşmayı yapan taraflara karşı savaşan Azeriler, antlaşmaya taraf dahi olmaksızın iki parçaya bölündü.

-Bu sonuç; gücünü birleştirmeyi bilmeyenlere karşı, güç ve adaletsizliğin günümüze kadar süren zaferi oldu.

Bölünmenin ortak acısını dillendiren dörtlük, yıllar yılı Azerilerin belleğinden silinmedi:

Arası ayırdılar
Su ile doyurdular
Men senden ayrılmazdım
Zülm ile ayırdılar.

Azerilerin çektiği acılar karşısında, İran Kacar Şahlığı harekete geçti.Yitirdiği toprakları, İngiltere ve Fransa’nın yardımıyla geri alma savaşına girişti. 16 Temmuz 1826 tarihinde kuzey hanlıklarını geri almak amacıyla başlatılan savaş, veliaht Abbas Mirze komutasındaki Kacar Ordusu’nun yenilgisiyle sonuçlandı.

-Türkmençay Barış Antlaşması - 10 Şubat 1828

Bu antlaşmaya göre, Nahçivan ve İrevan(Revan) Hanlıkları da Rusya’ya verildi.

Rusya, 1850 yılında İrevan Hanlığı’ndan Erivan vilayetini yaratarak, gelecekte oluşturulacak Ermenistan Cumhuriyeti’nin temelini attı.

Yüz yıl boyunca Azeriler, Rus yönetiminde esaretin acısını en koyu şekilde yaşarken, topraklarının parça parça Ermenilere verilmesi acılarını katmerlendirdi.


*Azerbaycan Halk Cumhuriyeti

-Ermeni Tedhişi

I.Dünya Savaşı’nda Enver Paşa’nın başlattığı Turan harekâtında
 ordu Sarıkamış’ta kar ve salgın hastalıklara yenilince; faciadan yararlanıp Osmanlı topraklarına giren Ruslar, beraberlerindeki Ermenilerle birlikte hızla Doğu Anadolu bölgesini işgal ettiler. Onların bu başarısında Osmanlı Ermenilerinin büyük katkısı oldu. Türk Ordusu iki ateş arasında kalınca, Almanların telkiniyle Ermeniler güvenlik amacıyla 1915’te Suriye’ye Tehcir ettirildi. Sert doğa koşulları ve savaş ortamı nedeniyle Tehcir ettirilenlerin bir bölümü hayatını kaybetti, ama çoğunluğu Suriye ve Lübnan’a sağ salim ulaştı.

*Bugün Fransa ve ABD başta olmak üzere, Avrupa ve Amerika kıtaları ile Avustralya’da yaşayan Diaspora Ermenileri; tehcir ettirilenlerin çocukları olup, oraya gökten zembille düşmediler! Onların varlığı soykırım safsatasını çürütmeye yeter…

I.Dünya Savaşı sürerken 1917’de çıkan Bolşevik İhtilâli, Azerileri umutlandırdıysa da, rejim değişikliğine karşın plânlar değişmedi. Kafkasya Müslümanlarının bağımsızlık taleplerinin giderek artması üzerine, 31 Mart-2 Nisan 1918’de Ermeniler, Bakü Sovyetinin yardımıyla Bakü’yü işgal edip, Azerilere karşı soykırım yaptılar. Stephan Şamuyan yönetiminde üç gün süren katliamda, 14 binden fazla Müslüman öldürüldü. Şamuyan 13 Nisan 1918 tarihinde Lenin’e gönderdiği mektupta şöyle yazıyordu: “Düşman yok edildi.” İngiltere'nin Bakü Büyükelçisi de Londra'ya gönderdiği telgrafta: olayın önemini açıklıyordu: “Bakü'de ölülerden başka Müslüman kalmadı!”

Ermeniler Eylül ayına kadar, Bolşeviklerin yardımıyla Şamahı, Guba, Haçmaz, Lenkeran, Göyçay, Kürdemir, Hacıgabul ve Salyan’da Azerilere karşı katliam yaptılar. Bu katliam sonucunda Şamahı beldesinde 58 köy dağıtıldı, yaklaşık 7 bin kişi katledildi. Kuba bölgesinde 122 köy dağıtıldı, sivil ahali mahvedildi. 

Andranik’in komutasındaki Ermeni birlikleri Nahçivan ve Zengezur bölgelerinde Azerbaycan halkını kırımdan geçirdi. Taşnaklar 1918 yılı sonlarında Zengezur’da 115, Cavanşir, Cebrayıl, Şuşa beldelerinde 21, İrevan vilayetinde 60’dan fazla Azerbaycan köyünü yakıp yıktılar. Yüz binden fazla insan yaşadıkları yurtlardan kovuldu.

 

 

-Bağımsız Kafkas Halk Cumhuriyetleri

26 Mayıs 1918’de Gürcistan ve Ermenistan bağımsızlığını ilan etti. Sömürülmüş, silahsız ve ordusuz Azerbaycan halkı ise; mevcut durumuyla bağımsız devlet olmak şöyle dursun, kendi canlarını dahi koruyamaz duruma gelmişlerdi. İşte böyle bir ortamda ırkı, kültürü ve dini aynı olan Osmanlı Devleti’nden yardım istendi.

Azerilerin bu zor dönemlerinde Türk Ordusu yardım elini hemen uzattı. Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa, Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa(Killigil)'yı 15 bin kişilik kuvvetle Nahçivan üzerinden Bakü'ye gönderdi. Bakü'yü alan Türk Kafkas İslâm Ordusu; Mehmet Emin Resulzade'nin önderliğinde ve Fethali Han Başbakanlığında(aynı zamanda Dışişleri bakanı) Müsavat Hükümeti'ni, Milli Azerbaycan Şurası'nda şura kararı ile resmen kurdu. Meclis Başkanlığına Rusya Müslümanları Dayanışma Başkanı Ali Merdan, getirildi.

-Azerbaycan Halk Cumhuriyeti

28 Mayıs 1918'de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Gence idi. Almanlar, Bolşevikler, Ermeniler ve İngilizler petrol bakımından zengin olan Bakü’nün Türklerin eline geçmesine karşı idiler. 25 Temmuz’da Bakü’de Şaumyan hükümeti devrilmiş ve Menşevik ve Taşnaklardan oluşan Sentrokaspi hükümeti İran’da bulunan İngilizleri yardıma çağırmıştı. Daha sonra Bolşeviklerin elindeki Bakü şehri Kafkas İslâm Ordusu tarafından alınarak Azerbaycan'ın yeni başkenti yapıldı. Kafkas İslâm Ordusu 15 Eylül 1918′de Bakü şehrini almağı başardı. Bakü’nün fethi sırasında 1130 Mehmetçik öldü.

Azerbaycan hükûmeti Türkçe'yi devletin resmî dili ilan etti. Lâtin harfleri kabul edildi. Yeni Hükümet dış saldırılara karşı kendini koruyabilmek için 20.000 kişiden müteşekkil bir Azeri Ordusu kurdu. Eğitim ve öğretim işleri için Anadolu’dan öğretmen getirtildi. Böylece yeni kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti ile Anadolu arasında ilişkiler çok yönlü olarak gelişmeye başladı.

Osmanlı Devletinin savaşı kaybetmesiyle, 30 Ekim 1918’de Mondros mütarekesini imzalayarak, 16 Kasım’da Bakü’yü, 15 Aralık’da ise Azerbaycan’ı tümüyle terketti, 17 Kasım’da İngiliz kuvvetleriyle beraber Rus ve Ermeni askerleri Bakü’ye girdi.

*Kasım 1918′de Türk-Aras Cumhuriyeti kuruldu. Başkenti Nahçıvan şehri olan bu Cumhuriyetin arazisi 16.000 kilometrekare, nüfusu ise 1 milyona yakındı. Sınırları Nahçıvan, Şerur-Daralagez, Ordubad kazalarını ayrıca Uluhan’lı, Vedibasar, Kemerli, Meğri topraklarını birleştirdi.

Şubat 1919′da İngilizler Bakü’yü terketti.

1 yıl 11 ay 29 gün bağımsız kalan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti millî devlet kurmada önemli başarılar kazandı. Cumhuriyet, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü uğruna sürekli mücadele etti. Milli ordunun kurulması ve milli kültürün geliştirilmesi için yoğun çaba sarf etti. Fethali Han amaçlarını şöyle açıklar: “Milletin hakkı, istiklâli ve faydası!..”

*Kara gün

Ruslar, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasını kabullenemedi. Kızıl Ordu, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü; Anadolu'daki Türklerin istiklal mücadelesine destek veriyor bahanesiyle 27 Nisan 1920 tarihinde işgal etti. Ruslar her girdikleri Azeri yerleşim yerinde yağmalama, şiddet ve vahşet uyguladı. 27 Nisan 1920 günü Azerbaycan tarihine Kara Gün olarak geçti.(Aynı yılın 16 Martında İtilaf Devletleri de Osmanlı başkenti İstanbul’u resmen işgal etti.)

Azerbaycanı işgal eden Rusya, Cumhuriyet Döneminde kazanılan hakların tümünü iptal etti 28 Nisan 1920′de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurarak başına Neriman Nerimanov’u getirdi. Böylece XX.asırda İslâm Dünyasında kurulan ilk cumhuriyet olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti tarihe karıştı.

 

*Millî Mücadele’de SSCB’nin Ankara’ya gönderdiği paralar, aslında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nden geliyordu…

 

-Atatürk neden Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanımadı?

12 Ocak 1920 tarihinde Rusya dışında Dünyanın 23 devleti Azerbaycan Cumhuriyeti’nin varlığını resmen tanıdı. Daha sonra kurulan TBMM. Hükûmeti ise, Ermenilerle yapılan Gümrü Antlaşması gereğince onları tanırken, Azerbaycan ile bu konuda bir antlaşma yapmadı. 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşmasıyla Sovyetlere bağlanan Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ile Moskova Antlaşması paralelinde Doğu sınırını kesinleştirdi.

Azerbaycan’ın kurtuluşu için Atatürk’e neden bir şey yapmadığı sorulduğunda; haritayı işaret ederek, “Kuzeyimizde bu heyula varken bir şey yapmak çok güç” dediği, ama bağımsızlıklarına olan inancını şöyle dile getirdiği bir gerçek…

“Doğudan doğacak olan güneşe bakınız. Bugün güneşin ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu uluslarının da uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak olan çok kardeş ulus vardır. Onların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki ilerlemeye ve gönence yönelik olarak görülecektir. Bu uluslar bütün güçlüklere ve bütün engellere karşın galip çıkacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerine uluslar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen ye işbirliği egemen olacaktır. Size bu sözleri söyleyen Cumhurbaşkanı değil, sadece Türk Ulusunun bir bireyi olarak Mustafa Kemal’dir. Buna özellikle dikkatinizi çekerim”

 

 

*Esaretin Bedeli, Katliam ve Göç

Komünist yönetim sırasında milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslâmiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı isyanlar başladı. Komünistlere karşı yapılan 56 isyan, Kızılordu tarafından şiddetle bastırıldı.

Stalin, 5 Aralık 1936'da Azerbaycan topraklarının bir kısmını Ermenilere bir kısmını da Gürcülere verdi. Böylece Kafkasya'da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya'ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu. Kafkasya Federasyonu adıyla yönetildi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra 23 Aralık 1947’de SSCB Bakanlar Kurulu “Ermenistan SSC’den kolhozcuların ve Azerbaycanlı ahalinin Azerbaycan SSC’nin Kür-Araz ovasına göçürülmesi hakkında’’ karar aldı. 1948-1953 yıllarında 100 binden fazla Azerbaycanlı ata-baba yurdundan toplu şekilde göç ettirildi.

 

1988-1991 yılları arasında Ermenistan’ın 185 köyünden, aynı zamanda diğer iskan birimlerinden 230 bine dek Azeri kovuldu, 225 kişi ise öldürüldü, 1154 kişi yaralandı.


1989'da Gorbaçov tarafından SSCB’nde başlatılan Glasnost(açıklık) ve Perestroika (yeniden yapılanma) politikası ile Kuzey Azerbaycan'da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu.

 

Bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı. 20 Ocak 1990’de Sovyet Ordu birlikleri Bakü’de ve ülkenin diğer bölgelerinde sivil halka karşı katliam gerçekleştirdi. Sovyet Ordusunun saldırısı sırasında Bakü’de ve cumhuriyetin diğer bölgelerinde, resmi belgelere göre, 131 kişi öldürüldü, 744 kişi yaralandı, 4 kişi kayboldu, birçok kişi tutuklandı.

 

Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991'de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Onları diğer Türk devletleri izledi.

 

 

HOCALI SOYKIRIMI

 

Azerbaycan ile Ermenistan arasında, Rusların kışkırtmasıyla Karabağ yüzünden savaş çıktı. Karabağ’ın önemli tepelerinden birinde bulunan Hocalı, Ermeniler için stratejik bir hedefti. Hankendi ve Ağdam’ı birleştiren yol üzerinde bulunan Hocalı, Ekim 1991’de ablukaya alınınca ulaşım sadece havayoluyla sağlanmaya başlandı. 13 Şubat 1992’de havayolu bağlantısı da kesilince, çaresizliğe düştü. Yemek, yakıt ve mermi stokları tükenip, elektrik de kesilince çaresizlik katmerlendi.



1992 yılının 25/26 Şubat gecesi Rus ordusuyla iş birliği yapan Ermeni silahlı kuvvetleri Hankendi şehrindeki Rus Motorize Piyade Alayının araçları ve yönlendirmesiyle Hocalı'ya saldırdı ve tarihin en vahşi katliamlarından birini gerçekleştirdi. Hocalı’da 613 kişi gaddarca şehit edildi. 106 kadın, 63 çocuk, 70 yaşlının dışında kalanlar, silahsız gençlerdi. Küçük çocukların gözleri oyuldu, kafatasları yüzüldü, “kız mı, erkek mi?” bahsiyle hamile kadınların karınları yırtıldı, kulakları, burunları ve çeşitli uzuvları kesildi, bir çok soydaşımız diri diri toprağa gömüldü, şehitlerin cesetleri yakıldı. 500’den fazla kişi kayboldu. Donarak ölenlerin sayı ise 700’dü. 76’sı çocuk 487 kişi ağır yaralanarak, 1275 kişi esir alındı. Bunlardan 800’ü serbest bırakıldı, gerisi ise meçhul… Kayıpların organ ticaretinde kullanıldığı söyleniyor.



Bu korkunç soykırımın ardında, bölgenin etnik temizliğinden çok, binbir yalanla abartılan 1915’teki Tehcirinin yarattığı kin yatar. Hocalı soykırımına katılan Zori Balayan “Ruhların Tekrar Dirilmesi” adlı kitabında Azerilere yaptıkları işkenceleri anlatır. Hocalı failleri bilindiği halde, Sırplar gibi yargılanıp cezalandırılmadı. Aksine Ermenistan yönetiminin en üst görevlerine getirilerek ödüllendirildi. Cumhurbaşkanları Robert Koçaryan, Serj Sarkisyan Hocalı soykırımında çete lideriydiler.



Uluslararası hukukta 'Soykırım' denilen bu katliama bütün dünya nedense sessiz kaldı. Sözde insan hakları savunucularının sesleri çıkmaz oldu. Dünyanın farklı yerlerindeki katliamlara hemen koşan BM, ABD yönetimi, Diaspora Ermenilerinin baskısıyla eli kolu bağlı, gelişmeleri izledi.

*SONUÇ

Azerbaycan konumu nedeniyle Kafkaslar’ın en önemli kavşağı olup, sürekli istilâlara uğradı. Çağın egemen güçleri ve Türk boyları arasında sürekli el değiştirdi. Yakınçağ’da Rus-İran savaşlarını izleyen, Gülistan(1813) ve Türkmençay (1828) Barış Antlaşmaları sonucu ikiye bölündü. Günümüze dek değişik rejimler altında sömürge olarak varlığını sürdürdürdü. Kuzey Azerbaycan önce Çarlık Rusya’sı boyunduruğunda Kafkas Azerbaycan’ı, sonra Sovyet Rusyası yönetimi altında Sovyet Azerbaycan’ı olarak varlığını sürdürdü. 1991 yılında diğer Sovyet uydularıyla birlikte bağımsızlığını ilan ederek, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti adıyla özgürlüğünü kazandı. Güney Azerbaycan ise, önce İran Şahlığı yönetiminde, şimdi de İran İslam Cumhuriyeti yönetimi altında varlığını sürdürmektedir. Azerbaycan Türkleri, Rus ve Fars hegemonyası altında kendi dilini, geleneklerini, soykökünü kaybetmemek için kültürel kimlik arayışlarını, bu yolda büyük bedeller ödeyerek bugüne kadar taşıdı.

Her bağımsızlığın bir diyeti vardır. Diğer Sovyet uydusu devletlerde bir şey olmadığı, bir bedel ödenmediği halde, Azerbaycan’a farklı davranıldı. Hocalı’da akıtılan masumların kanı, can Azerbaycanı’ın bağımsızlık diyeti, kurbanı oldu… Ruhları şad, mekânları cennet olsun...

Soydaşlarımız tarihleri boyunca çok acı çekti. Hocalı Soykırımında da, diğer milletlerden farklı muamele gördü. Dünya üç maymunu oynadı! Bir millet, iki devlet olarak bize düşen; her zaman, her koşulda onlara arkataş olmaktır…

 
Etiketler: HOCALI, KATLİAMI,, , AZERBAYCAN, BAĞIMSIZLIĞININ, DİYETİ,,,,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Temmuz 2019
M.KEMAL PAŞA, 100 Yıl önce ERZURUM KONGRESİ’nde LİDER SEÇİLDİ
3869 Okunma.
31 Mayıs 2019
KADİR GECESİ ve İBADETİ
348 Okunma.
26 Mayıs 2019
1Y1K: Dr.M.TALAT ŞİMDİ – MARDİN TARİHİ KİMLİĞİ
375 Okunma.
18 Mayıs 2019
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
340 Okunma.
15 Mayıs 2019
15 MAYIS 1919… İZMİR’İN KARA GÜNÜ
329 Okunma.
13 Nisan 2019
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 18 YAŞINDA
421 Okunma.
22 Mart 2019
İZMİR-KARABAĞLAR’DA KENTİN KIYISINDAKİ KADINLAR DEFİLESİ
590 Okunma.
10 Mart 2019
DÖNÜŞÜM MARDİN’İN TARİHİ DOKUSUNU BOZMAMALI
650 Okunma.
02 Mart 2019
KARABAĞLAR PROJE TANITIMINA BAKAN PAKDEMİRLİ DAMGA VURDU
674 Okunma.
07 Ocak 2019
I.DÜNYA SAVAŞI ve KAFKASYA CEPHESİ
5414 Okunma.
29 Aralık 2018
ENGELSİZ YÜREKLER İZMİR’DE MEHMET ÂKİF’İ ANDI
959 Okunma.
13 Aralık 2018
ADNAN AVUKA’NIN SERGİSİ İZMİR’DE MARDİN VUSLATI YAŞATTI
1772 Okunma.
26 Kasım 2018
İZMİR MARDİNLİ GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ’NİN VEFASI
2608 Okunma.
12 Kasım 2018
UZAYDA YANKILANAN TEK SES E Z A N’ DIR!
2394 Okunma.
22 Ekim 2018
İZMİR’DE YEREL SEÇİMİ MARDİN HOŞGÖRÜSÜ KAZANDIRACAK
2892 Okunma.
28 Eylül 2018
ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN 69. YILDÖNÜMÜ İZMİR’DE KUTLANDI
2440 Okunma.
25 Ağustos 2018
MAZİDE KALANLAR
1431 Okunma.
11 Temmuz 2018
EBRU BAYBARA DEMİR'E SOSYAL MEDYADAN DESTEK OLALIM
4236 Okunma.
17 Haziran 2018
B A B A M
1599 Okunma.
09 Haziran 2018
İZMİR’DE BİR ARI KRALİÇE; C E Y D A
1052 Okunma.
05 Haziran 2018
İZMİR’İN HOŞGÖRÜ RENGİ MARDİN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
1857 Okunma.
13 Mayıs 2018
İZMİR KADINLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ/İZKAB
1229 Okunma.
12 Mayıs 2018
FRANSIZ, GEÇMİŞE DE FRANSIZ!
700 Okunma.
02 Mayıs 2018
SEÇİM STARTI, NEDEN İZMİR’DE VERİLDİ?
1401 Okunma.
27 Nisan 2018
AFRİN’DE DİRİLİŞ
771 Okunma.
17 Nisan 2018
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 17 YAŞINDA
828 Okunma.
13 Nisan 2018
Mİ’RAÇ
930 Okunma.
28 Mart 2018
ÇİN’İN ÜNLÜ SOPRANOSU DİLBER YUNUS’U DİNLERKEN
1427 Okunma.
14 Mart 2018
İZMİR KARABAĞLAR’DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
2030 Okunma.
09 Mart 2018
İDÜ GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLADI
1370 Okunma.
28 Şubat 2018
II.ABDÜLHAMİD HAN GÖKTEN İNDİ!
1432 Okunma.
19 Şubat 2018
ÇİN, YENİ YILI “MUTLU BAHAR BAYRAMI” GÖSTERİSİYLE İZMİR’DE BAŞLATTI
1842 Okunma.
17 Şubat 2018
I.AFRİN SAVAŞI ve ÖNEMİ-1119
1555 Okunma.
05 Şubat 2018
BİNİKİ YÜZ YILDIR ORTADOĞU COĞRAFYASINDAYIZ
1921 Okunma.
22 Aralık 2017
YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ
2931 Okunma.
29 Kasım 2017
RAVZA’DA YAKARIŞ
850 Okunma.
10 Kasım 2017
ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER
1236 Okunma.
22 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ – 2 / MEDİNE-İ MÜNEVVERE
1126 Okunma.
03 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ-DAVET
1112 Okunma.
21 Haziran 2017
KADİR GECESİ ve İBADETİ
1046 Okunma.
18 Haziran 2017
BABAMIN MİRASI; ERDEM…
1004 Okunma.
07 Nisan 2017
KÂZIM KARABEKİR MESELESİ
1369 Okunma.
26 Mart 2017
ULUSLARARASI ÇAKA BEY SEMPOZYUMU
1667 Okunma.
21 Mart 2017
NEVRUZ’UN GEÇMİŞİ
1485 Okunma.
15 Mart 2017
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TASARIM YILDIZLARI DOĞUYOR
1208 Okunma.
26 Şubat 2017
Ö.FARUK GÜLTAŞLI ŞEFLİĞİNDEKİ RÜŞTÜ ŞARDAĞ KONSERİ
1566 Okunma.
06 Ocak 2017
İZMİR KURTULUŞUN SEMBOLÜ
1412 Okunma.
05 Ocak 2017
VAZİYET-İ UMUMİYE MİLLÎ BİRLİĞİ GEREKTİRİYOR
1534 Okunma.
19 Aralık 2016
TÜRK YILMAZ
1226 Okunma.
19 Ekim 2016
PAŞAVAT ÇINARININ DÖKÜLEN YAPRAKLARI
5144 Okunma.
01 Ekim 2016
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ
1193 Okunma.
11 Eylül 2016
“KUT”LU ÖNDER
1464 Okunma.
06 Ağustos 2016
B İ R O L A L I M
1281 Okunma.
18 Temmuz 2016
ORDU MİLLET NÖBETTE
2382 Okunma.
29 Nisan 2016
100. YILDÖNÜMÜNDE KÛT’ÜL AMARE SAVAŞI
1678 Okunma.
18 Mart 2016
ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI-18 MART 1915
1547 Okunma.
23 Şubat 2016
“MEZOPOTAMYA’DA İHANET EDEN, KUDÜS’TE HANÇERLENİR!”
1762 Okunma.
07 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN KOMŞULARLA İLİŞİKİSİ
1958 Okunma.
22 Aralık 2015
MEVLİD KANDİLİ
1821 Okunma.
03 Aralık 2015
KADIN HAKLARI
1498 Okunma.
26 Kasım 2015
ARTIK KELİMELERDE ŞAPKA ^ KULLANILACAK
1397 Okunma.
17 Kasım 2015
İLK TAMPON DEVLET GÜNEY DOĞU’DA KURULDU
1646 Okunma.
10 Kasım 2015
HATAY’IN DİYETİ ATATÜRK’ÜMÜZ
1870 Okunma.
07 Kasım 2015
ÂRİF MİLLET
1463 Okunma.
14 Eylül 2015
DİKKAT! 5. KOL YOĞUN FAALİYETTE…
1870 Okunma.
09 Eylül 2015
9 EYLÜL RUHU, TARİHİ TEKRARLATMAYACAK!
1189 Okunma.
25 Ağustos 2015
Yüreğim Kışlan
1624 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1377 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
1131 Okunma.
18 Temmuz 2015
BİRLİĞİN HARCI BAYRAM
1387 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
1841 Okunma.
07 Mayıs 2015
MARDİN’DE HIDRELLEZ YEMEĞİ
1641 Okunma.
01 Mayıs 2015
ÇOCUKLAR ATALARINI TANIDIKÇA, ÖZGÜVENLERİ ARTACAK
2013 Okunma.
25 Mart 2015
ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ
1654 Okunma.
24 Şubat 2015
CABER’DEKİ SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?
1833 Okunma.
04 Eylül 2014
BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSU SİVAS KONGRESİ...
2928 Okunma.
08 Temmuz 2014
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ Ayten DİRİER
2401 Okunma.
29 Mayıs 2014
İSTANBUL FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNDEKİ ÖNEMİ-4
2431 Okunma.
20 Mayıs 2014
ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK HAREKETLERİNDEKİ ÖNCÜLÜĞÜ
2379 Okunma.
17 Nisan 2014
YENİ YAYINLAR - 2014
2276 Okunma.
13 Nisan 2014
147 yıllık İZMİR BELEDİYE BAŞKANLARI
2206 Okunma.
05 Nisan 2014
2014 YEREL SEÇİM MESAJI; BAĞIMSIZLIK KARAKTERİMDİR!
3769 Okunma.
22 Mart 2014
NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
2297 Okunma.
18 Mart 2014
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ-18 MART 1915
1805 Okunma.
01 Mart 2014
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1858 Okunma.
12 Şubat 2014
ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
2506 Okunma.
25 Aralık 2013
KANUNÎ, ŞEHZADELERİNİ NEDEN BOĞDURDU?
2345 Okunma.
23 Aralık 2013
TÜRKOVİZYON TÜRK DÜNYASI ŞARKI YARIŞMASI
1720 Okunma.
02 Aralık 2013
İNOVASYON HAFTASI
1895 Okunma.
01 Aralık 2013
DURUN! DURUN BİRAZ…
2222 Okunma.
21 Kasım 2013
MARDİN’İN KURTULUŞU
5352 Okunma.
14 Kasım 2013
KERBEL’NIN AĞIDI, TAHILLARIN TÜRKÜSÜ AŞURE
3318 Okunma.
10 Kasım 2013
ATATÜRK'ÜN DEVRİMCİLİK ANLAYIŞI...
1658 Okunma.
11 Ekim 2013
İZMİR MUTFAĞIMDAN BAYRAM TATLILARI(10 ÇEŞİT)
1968 Okunma.
02 Ekim 2013
SEYYİD MÜKERREMEDDİN EMİR SULTAN
3090 Okunma.
28 Eylül 2013
MARDİN’DE BAHAR ve NERGİZİYE SALATASI
2536 Okunma.
09 Eylül 2013
Dokuz Eylül ve İzmirlilik ruhu
1562 Okunma.
05 Ağustos 2013
ADNAN AVUKA, İZMİR’DE MARDİN RÜZGÂRI ESTİRDİ
3963 Okunma.
30 Temmuz 2013
1 YAZAR * 1 KİTAP Ayten DİRİER
1999 Okunma.
25 Temmuz 2013
Mardin'de Bayram/Paskalya Çöreği : İKLİÇE
2318 Okunma.
Haber Yazılımı