Tarih: 30.03.2017 11:28

YENİ NESİL TEDAVİLER KANSERDE YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR

Facebook Twitter Linked-in

Günümüzde kanser, sık rastlanan hastalıklardan biri. Ancak bazı önlemler almak kanser riskini düşürürken yeni geliştirilen yöntemleriyle tedavi başarısını da artıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar, yeni tedavi yöntemleriyle dikkat çekici bir başarı elde edildiğini vurgularken “Kanser tedavisinde, son yılların en önemli gelişmelerinden biri, immünoterapi. Bu yeni yöntem, hastanın bağışıklık sisteminin aktive edilerek kanserli hücrelerle mücadele etmesi temeline dayanılarak geliştirildi. Uzun yıllardır teoride duran immünoterapi günümüzde birçok kanserin standart tedavisinde yerini almaya başladı” diyor.

 

Kanser, dünyada ve Türkiye’de yaşam kayıpları açısından halen ikinci sırada yer almaya devam ediyor. Ayrıca sık görülen hastalıklardan biri. Öyle ki, dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon kişiye kanser tanısı konuyor. Ülkemizde ise bir yılda yeni kanser tanısı konan kişi sayısının yaklaşık 160 bin olduğunu söyleyen Acıbadem Altunizade Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar, her yıl bu sayılarda artış gözlendiğini belirtiyor. Ancak kanser riskini düşerecek önlemler de almak mümkün. Prof. Dr. Aziz Yazar, “Tütün ve alkol kullanmamak, ultraviole ışınlarından ve radyasyondan korunmak, Hepatit B ve C, HIV, insan papilloma virüsü ve H. pylori gibi enfeksiyonlara karşı tedbir almak, sağlıklı beslenmeye özen göstermek ve egzersiz yapmak kanser oluşumu önemli derecede azaltılabilir” diyor.

 

Hasta odaklı, umut veren gelişmeler

Multidisipliner, yani birçok bilim dalının bir arada tedaviye katıldığı kanser tedavisinde kemoterapi, tedavinin lokomotiflerinden birini oluşturuyor. Ve bu alanda yaşanan gelişmeler de hastanın yaşam süresi üzerine etki ediyor. Bugün birçok kanser türünde yaşanan heyecan verici gelişmeler sayesinde beş yıllık sağ kalım oranlarında ilerleme ve yaşam süresinde de anlamlı uzama görülüyor. Hasta odaklı yaklaşımla kanseri kronik bir hastalık haline getirerek tedavi etmek amaçlanırken, her geçen gün umut veren ilerlemeler yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Aziz Yazar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanser artık daha iyi tanınıyor ve daha etkin şekilde hedeflenebiliyor. Yan etkiler konusunda bilgiler arttıkça da hastalar açısından hayat daha yaşanabilir bir hal alıyor. Son zamanlarda kanser tedavisinde klasik kemoterapiye yardımcı veya alternatif olarak akılcı (hedefe yönelik) ilaçlar ve immünoterapi daha fazla yer almaya başladı. Bu yeni tedaviler, kanserli hastaların tedavisinde başarının artmasını sağladı.”

 

Hedefe yönelik ilaçlar uygun hastada yaşam süresini uzatıyor

Özellikle son yıllarda kanserin moleküler yapısının daha iyi anlaşılmaya başlamasıyla birlikte üzerinde sıkça konuşulan hedefe yönelik tedaviler, immünoterapi ve kişiselleştirilmiş kanser tedavisiyle birlikte kanser tedavi anlayışı da değişiyor. Prof. Dr. Aziz Yazar, bu anlayışın ilk ürünü olan ve klasik kemoterapi ilaçlarının yarattığı yan etkileri de ortadan kaldırarak yaşam süresinin artmasını sağlayan hedefe yönelik ilaçlarla ilgili şu bilgileri veriyor: “Klasik kemoterapi ilaçlarının seçici olmaması ve uzun dönemde hastada bu ilaçlara karşı direnç gelişmesi yaşadığımız en önemli handikaplardı. Ancak, son on yılın en önemli gelişmesi olarak tanımlayabileceğimiz hedefe yönelik ilaçlarla yan etkiler oldukça azaldı, tedavideki başarı arttı ve kanserli hastaların daha fazla hayatta kalmaları sağlandı.” Prof. Dr. Aziz Yazar, uygun hastalık ve hasta olduğunda hedefe yönelik ilaçların kullanımıyla hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve yaşam süresinin klasik kemoterapiye göre belirgin olarak arttığını söylüyor. Hedefe yönelik ilaçlar bugün meme, bağırsak, renal hücreli (böbrek) kanserler başta olmak üzere birçok kanser türünde başarıyla uygulanıyor.

 

Kanserle mücadelede son yılların en önemli gelişmesi: İmmünoterapi

Hastanın bağışıklık sisteminin aktive edilerek kanserli hücrelerle mücadele etmesi temeline dayanılarak geliştirilen immünoterapi son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak gösteriliyor. Uzun yıllardır teoride duran immünoterapinin günümüzde birçok kanserin standart tedavisinde yerini almaya başladığını söyleyen Prof. Dr. Aziz Yazar sözlerine şöyle devam ediyor: “Vücudumuzda her gün değişik yerlerde tümör hücreleri oluşabiliyor. Bağışıklık sistemimiz bu tümör hücrelerini yok ederek kanser gelişimini önlüyor. Ancak tümör hücreleri bağışıklık sisteminde kendilerini tanıyacak mekanizmaları devre dışı bırakarak veya tümör hücresi kendisi üzerindeki farklılığını gösteren yapıları gizleyerek bağışıklık sisteminden kaçabiliyor. Böylelikle, tümör hücreleri yabancı olarak algılanmayıp vücutta serbestçe yaşamaya ve dolaşmaya başladıklarında kanser ortaya çıkıyor. Bu noktadan yola çıkarak bağışıklık sistemindeki bozukluğun düzeltilmesine yönelik çalışmalar başlamıştır. İlk olarak 2011 yılında melanomda immunoterapi onaylandı ve bu alandaki çalışmalar hız kazandı. 2016 yılında immunoterapi akciğer, böbrek, mesane ve baş boyun kanserleri ile Hodgkin lenfomanın ileri evreleri için onaylanmıştır. Bu ilaçların birçok hastalığın tedavisindeki denemeleri gün geçtikçe artıyor.”

Özellikle ileri evre kanser hastaları için yan etkileri daha az olan bir tedavi seçeneği sunan ve daha uzun yaşamalarını sağlayan immünoterapinin yan etkileri konusunda Prof. Dr. Aziz Yazar şu bilgileri veriyor: “En sık karşılaşılan yan etkiler, yorgunluk, iştah azalması, döküntü ve kaşıntıdır. Daha az sıklıkta akciğer, bağırsaklar, karaciğer, böbrekler ve hormon üreten organlar üzerinde yan etkiler görülebiliyor. Ancak unutulmamalıdır ki, immünoterapinin kanser tedavisinde kullanımı henüz başlangıç aşamasında ve çalışmalar hala devam ediyor.”

 

Koruyucu tedaviler ve erken tanının önemi arttı

Kanseri tedavi edebilecek yeni yaklaşımların yanında koruyucu tedaviler ve erken tanı olanakları çok daha büyük anlam kazandı. Erken tanı almış kanserde başarılı bir sonuç elde edilebilir ve hastalık kronik bir hastalık gibi tedavi edilebilir bir noktaya ulaştı. Bu nedenle kanser taraması ile tanının erken konulabildiğini ve tedavi başarısının da arttığına işaret eden Prof. Dr. Aziz Yazar, “Tarama ile bazı kanserlerin oluşumu da önlenebiliyor. “ diyor. Erken tanı ile bazı kanserlerdeki tedavide başarı şansının yüzde 90’ın üzerine çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Yazar, “Meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için tarama yapılmakla birlikte diğer kanserlerde standart bir tarama yöntemi ne yazık ki henüz bulunmuyor. Sık görülen ve geç belirti veren kanser türlerinin erken tanısı için “likit biyopsi” ümit verici olabilir” diye konuşuyor.

 

 

ARTUKLU HABER AJANSI




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —