Tarih: 28.12.2020 11:24

UYKU APNESİ COVID-19’A YAKALANMA RİSKİNİ ARTIRIYOR

Facebook Twitter Linked-in

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uyku, vücudumuzu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi görüyor. Düzensiz uyku, bağışıklık sisteminde ciddi hasarlara yol açarken, sadece bir gece uykusuz kalmak bile hastalıklara davetiye çıkarabiliyor.

Sıklıkla görülen uyku apnesi ve horlamanın özellikle pandemi döneminde daha büyük problemlere yol açabileceğini söyleyen Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Tuncay Özçelik, uyku apnesinin COVID-19 hastalığına yakalanma riskini artırdığından dolayı, sağlıklı nefes almak için gereken tüm tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekiyor.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uyku, vücudumuzu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi görüyor. Düzensiz uyku, bağışıklık sisteminde ciddi hasarlara yol açarken, sadece bir gece uykusuz kalmak bile hastalıklara davetiye çıkarıyor.

Özellikle, uyku esnasında solunumun minimum 10 saniye durmasına sebep olan tıkayıcı uyku apnesi, içinde bulunduğumuz coronavirüs pandemisi döneminde büyük risk oluşturuyor.

COVID-19 hastalığının immün sistemi zayıf olan kişilerde çok daha zorlu geçtiğini bir kez daha hatırlatan Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Tuncay Özçelik, bağışıklık sistemi üzerinde etkilerinden dolayı uyku kalitesinin ve sağlıklı nefesin büyük önem taşıdığını söylüyor.

Ayrıca uyku apnesi olan kişilerin COVID-19’a yakalanma riskinin, sağlıklı kişilere göre çok daha fazla olduğunu belirten Doç. Dr. Tuncay Özçelik, uyku apnesi olan hastaların, COVID-19 nedeniyle hastanede yatma ve solunum sıkıntısına girme oranının, normal hastalara göre en az 2 kat arttığının altını çiziyor.

HORLAMANIN FARKLI SEBEPLERİ OLABİLİR

Uyku kalitesine etki eden faktörlerin en hafifinin horlama olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tuncay Özçelik, horlamanın altında yatan sebeplerin farklılık gösterebildiğini belirterek şunları söyledi: “Aşırı kilo, sedatif  ilaç, uyku ilacı ve aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda küçük dil, yumuşak damak, dil ve boğaz kaslarının gerginliği azalır. Aşırı kilolu kişilerde yutak civarında yağ birikimi görülür. Gevşemiş kaslar sırt üstü yatınca dilin ve küçük dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz, bu durumda kişi kendisi çok farkında olmasa da etrafını rahatsız edecek şekilde horlamaya başlar.”

Doç. Dr. Özçelik, ayrıca burun tıkanıklığına neden olan patolojilerin de horlamanın önemli nedenlerinden birisi olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Bu kişilerde uykuda havayı almak için yapılan solunum çabası ile genizde negatif basınç oluşarak boğazdaki dokular hava yoluna doğru çekilirler. Sonuçta burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda neden horladığını açıklar. Burun orta bölmesindeki eğiklikler (deviasyon), burun polipleri, büyümüş konkalar (burun etleri), burun ve genizdeki tümörler, bu tip burun tıkanıklığına ve horlamaya sebep olan nedenlerdir.”

HORLAMA, UYKU APNESİNE ZEMİN HAZIRLAYABİLİR

Uyku esnasında solunumun on saniye ve üzerinde durması sonucu ortaya çıkan tablonun uyku apnesi (uykuda solunum durması) olduğunu belirten Özçelik, “Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise %10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor” dedi.

UYKU APNESİ SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLİYOR?

Sağlıklı bir yaşam için gece uykusunun iyi bir şekilde alınmasının şart olduğunu belirten Doç. Dr. Tuncay Özçelik, “Gece uyku düzeninin tıkayıcı uyku apnesi ile bozulması sonucunda dinlenilmeden geçirilen geceler söz konusu olacaktır. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçer. Dinlenmeden geçirilen ve huzursuz bir gecenin ertesinde uykulu, yorgun ve verimsiz bir gün başlayacaktır. Önceleri televizyon seyrederken veya yemek sonrasında hafif uyuklamalar görülürken, daha sonra apnenin şiddetinin artmasıyla beraber daha ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilecektir. Yapılan çalışmalarda, ölümlü trafik kazalarının bir kısmından uyku apneli kişilerin araba kullanmasının sorumlu olduğu gösterilmiştir” dedi.

Gece uykusu sırasında apnelerin saatte 100-200 defa olabilecek sayılara ulaşabiliceğini de söyleyen Doç. Dr. Özçelik, “Apneler sırasında kan oksijen düzeyi düşer ve buna bağlı olarak kalp kanı daha hızlı pompalamak zorunda kalır. Kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon, kalp büyümesi hatta uykuda ani ölümler bile görülebilir” diye uyarıda bulundu.

 

UYKU APNESİ ÇOCUKLARDA OLUMSUZLUKLARA YOL AÇABİLİR

Çocuklarda uyku apnesinin daha çok okul öncesi dönemde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Tuncay Özçelik, uyku apnesinin çocuklar üzerinde olumsuzluklar yaratacağını söylerek şu bilgileri verdi: “Uyku apnesi çocuklarda farkına varılmazsa diş-damak yapısında bozukluklar, gelişme geriliği, çocukta boy ve kilonun yaşıtlarından geri kalması, okul başarısızlığı ve zihinsel gelişimde aksaklıklar gibi çok ciddi problemler ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ilave olarak davranış bozuklukları, hiperaktivite, geceleri yatağa işeme, kalp ve ritim bozuklukları da görülebilir.”

HORLAMA VE UYKU APNESİ OLANLARIN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

  • Alınan fazla kilolar verilmeli ve iyi bir adale tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmelidir.
  • Alkol alımı kısıtlanmalıdır.
  • Uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarının kullanımına apneyi arttırabileceğinden dolayı dikkat edilmelidir.
  • Uykudan 3-4 saat önce ağır yemekten kaçınılmalıdır.
  • Aşırı yorgunluktan sakınılmalıdır.
  • Sırt üstü pozisyonda uyuma yerine, yana yatarak uyuma tercih edilmelidir.

HORLAMA VE UYKU APNESİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

  • Tıkanıkların Giderilmesine Yönelik Girişimler: Çocuklarda büyük bademcik ve geniz etine yönelik  ameliyatların problemleri büyük oranda çözdüğünü ve çocuğun yaşam kalitesinde önemli iyileşmeler sağladığını biliyoruz.  Erişkinlerde ise öncelikle, varsa burundaki patolojilerin düzeltilmesi gerekir.  Burun orta bölmesindeki eğriliklerin giderilmesi, büyümüş burun etlerinin küçültülmesi, burun içindeki polip, kist, tümör gibi oluşumların alınması ve tıkanıklığı giderici girişimler öncelik gerektiren işlemlerdir.
  • Ağız ve Boğaz Kısmına Yönelik Girişimler: Damak ve küçük dildeki sarkıklıklar, dil kökündeki ve bademciklerdeki büyümeler, ağız ve çene yapısındaki bozukluklar uygun cerrahi tekniklerle düzeltilmelidir. Bu ameliyatlarda en temel prensip dokulara minimal hasar vererek konforlu biçimde maksimum  yararı sağlamaktır.
  • Pozitif Basınçlı Oksijen Tedavisi: Burun ve boğaz bölgesinde ciddi problemi olmayan ve cerrahinin çok  riskli olduğu veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda ağız ve burundan bir maske yardımıyla gerçekleştirilen, tıkayıcı uyku apnesine de önemli fayda sağlayan  bir cihaz. Hastanın durumuna göre değişebilen basınçlarda gönderilen hava ile tıkanıklık aşılarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Fakat yüzlerinde maske ile uyumak gibi bir durum söz konusu olduğu için hastaların bir kısmında bu duruma uyum problemi görülebilir.

Bayındır Sağlık Grubu Hakkında:

Bayındır Sağlık Grubu’nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi’ne dayanmaktadır. İş Bankası iştiraklerinden olan grup, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi’nin yanı sıra, İstanbul’da sayısı 5’e ulaşan Bayındır Diş Klinikleri ve İzmir’de bulunan Bayındır Alsancak Diş Kliniği’nde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.




 
 
ARTUKLU HABER AJANSI



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —