Tarih: 09.05.2016 18:24

M.EMİN DEĞER 4.ULUSLARARASI ORTADOĞU KONGRESİNE KATILDI

Facebook Twitter Linked-in

Türk Irak Dostluk Derneği Eski Başkanı ,   DEİK – İran Yönetim Kurulu Üyesi,,Marev?Marsev (Artuklu Üni. Vakfı) Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi ,Mardinli İş adamı M.Emin Değer'in de katldığı,4.Uluslararası Ortadoğu Kongresine ilgi yoğun oldu.

4. Uluslararası Orta Doğu Kongresi, “Türk - Arap İlişkileri: Çok Boyutlu Güvenlik İnşası” ana teması altında Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Kemal Üniversitesi ve TASAM işbirliği ile 28-29 Nisan 2016 tarihinde Hatay’da SİVİL GLOBAL 2016 Zirvesi kapsamında başarıyla icra edilmiş, son derece yapıcı ve samimi bir ortam içinde gerçekleştirildi.

Kongre’ye, Türkiye’den, Orta Doğu ülkelerinden ve ABD, Hindistan, Pakistan, Bangladeş başta olmak üzere diğer ülkelerden resmî, sivil ve özel farklı disiplinlerden temsilciler, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, Arap Birliği, Dünya Türk Forumu, Dünya İslam Forumu, gibi uluslararası kuruluşlar ile kamusal ve sektörel güvenlik kurumları temsilcileri, diplomatik misyon temsilcileri, akademisyenler, uzmanlar, düşünce kuruluşları, ulusal ve uluslararası medyadan temsilciler katılmışlardır. Orta Doğu’da Türkiye ve Arap ülkeleri arasında değişen güvenlik, savunma ve güç parametrelerini sağlıklı yönetme, karşılıklı derinleştirme konusunda ortak bilinç oluşturulması yönünde akademik katkı sağlamak amacıyla düzenlenen toplantıda; “Çok Boyutlu Güvenlik İşbirliği: Siyasi, Stratejik ve Ekonomik Temeller”, “Savunma ve Uzay Sanayii: Fırsatlar, Riskler”, “Yumuşak Güç İnşası ve Beklenti Yönetimi: Deneyimler, Kazanımlar”, “Siber Güvenlik İşbirliği (Siber Ordu Yarışları)”, “Çok Boyutlu ve Tamamlayıcı Güvenlik İşbirliği (Çevre, Terörizm, Kaçakçılık, Enerji, Gıda, Su Güvenliği, Nüfus, Sağlık, İklim, Şehir Planlaması, Teknoloji vb.)” başlıklı oturumlar gerçekleştiriidi.

Kongrede bir  Konuşma Yapan Deik İranYönetim Kurulu Üyesi,Türk İrak Dostluk Derneği Eski Başkanı Mardinli İş Adamı Mehmet Emin Değer  yaptığı konuşmada:''Arap baharı bir ihtiyaç ve zaruretten doğmuştu. Arap baharı başlamadan 8  yıl önce ben birçok platformda şunu söylemiştim. Arap sokakları yakın bir  tarihte  hem  idarecilerini  hem  de  batı  dünyasını  sorgulayacaklar.  Bütün  seyahatlerimizde  ve  temaslarımızda  bunu  gözlemliyordum.''Diyerek Arap Baharının bir zorunluluktan doğduğunu konuşmasında  dile getirdi.

Mehmet Emin Değer Konuşmasında şunları söyledi:''

Tasam  27?30  Aralık’ta  İran’a,  geçen  hafta  İstanbul’da  İş  Diplomasine  ve  bugün  de  burada  Ortadoğu  ve  İslam  Coğrafyası  ve  Türkiye’nin  Siyasi  Stratejik ve Ekonomik İlişkilerini konuşacağız.  Türk Arap ilişkilerinde beni heyecanlandıran Bedduzaman Said?i Nursi’nin  şu  sözleri  olmuştur.  “Türklerin  ve  Arapların  sulh  ve  selameti  âlem?i  İslamiyet’in  belki  âlem?i  insaniyetin  sulh  ve  selametini  temin  eder.”  Bu  cümlenin  altını  kendimce  doldurmaya  çalıştım.  250?300  milyon  Arap  dünyası  ve  250?300  milyon  Türk  dünyası  (  Kürtleri  de  katıyorum)  iki  unsurda  asırlarca  İslam’a  bayraktarlık  yapmış.  Enerji  kaynakları  üzerinde  oturmuş bu unsurların ittifakı  ve dayanışması İslam  coğrafyasına olduğu  gibi dünyanın geri kalanına da katkı sunar.   Geçmişte uğruna milyonların öldüğü, öldürüldüğü batı dünyası tarafından  tanzim  edilmiş  bütün  beşeri  sistemler  iflas  etmiştir.  Şu  anda  dünyayı  tanzim eden  Liberalizm adı altında vahşi bir kapitalizm hüküm ferma dır.  Oda insanların % 90 ını sefalete sürüklemiştir. % de 10 una ancak geçici bir  saadet  temin  ediyor.  Oda  iflas  etti,  ediyor.  İnsanların  yeni  bir  dünya  düzenine  şiddetle  ihtiyacı  vardır.  Bu  düzen  gelir  dağılımında,  hukukta,  adalette yeni bir çığır açmalıdır. Bu yeni dünya düzeni bu kadim Ortadoğu  İslam coğrafyasından çıkmalıdır.  İslam  ülkeleri  yeni  bir  fon  oluşturup  ilim  adamlarına  kapı  açmalıdır.  Müslüman  zeki  çocuklarını  yetiştirmelidir.  Tarihten  ve  dinden  kopuk  olmayan  yeni  fikirlere  yelken  açmalıdır.  Batı  dünyasının  cezbedici  bir  modeli  kalmadığı  için  Orta  doğu  da  terör  estiriyor.  Şundan  eminiz  Ortadoğu’daki ve İslam coğrafyasındaki bütün terör örgütlerinin üzerinde  batının istihbarat servislerinin patenti vardır. Rengi ve ideolojisi ne olursa  olsun. Arap baharı bir ihtiyaç ve zaruretten doğmuştu. Arap baharı başlamadan 8  yıl önce ben birçok platformda şunu söylemiştim. Arap sokakları yakın bir  tarihte  hem  idarecilerini  hem  de  batı  dünyasını  sorgulayacaklar.  Bütün  seyahatlerimizde  ve  temaslarımızda  bunu  gözlemliyordum.  Gelir  dağılımının adil olmadığı, hukukun ve adaletin olmadığı diktatörlerle idare  edilen  sistemler  yıkılacaktı.  Kitleleri  organize  edenler  İslam  bilinci  olanlardı. Buda batının ve İsrail’in hesabına gelmediği için bölgeyi terörize  ettiler.  DAİŞ  (  işid)  de  bu  olgunun  neticesidir.  İşid  Musul’a  girmeden  23  gün  önce  Musul’daydım.  Taziyedeydim.  Hemen  hemen  Musul’daki  Aşiretlerin  çoğu  ile  görüşme  imkanım  oldu.  650  İşid  militanı,  çevresiyle  birlikte  3,5  Milyon  Musullu  30  bin  asker,30  bin  polis  merkezi  hükümet  gücüne rağmen kimsenin burnu kanamadan Musul’u teslim alıyor. Zemin  hazırlanmış  Musul  teslim  alınmıştır.  Hedef  Malik’i  yönetimi  iken  birden  yönünü  Erbil’e  çevirdi.  15  km  kala  durduruldu.  Çünkü  Türkiye  birilerinin  rağmına Erbil yönetimi ile siyasi, stratejik ve ekonomik işbirliğine girmişti.  İşid üzerinde Türkiye’ye ve Erbil’e mesajlar veriyordu. Bu tezgah ve oyunu  anlamak için alleme olmak gerekmiyor. Dünyanın bütün süper güçleri bir  araya gelmiş İşid ile savaşıyorlar. Kimi kandırıyorsunuz? Said?i Nursi’nin şu seslenişi hepimize ders olsun. Bir yangın var alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım tutuşmuş yanıyor.  Bu  yangını  söndürmeye  koşuyorum,  biri  benim  ayağımı  kösteklemek  istemiş ne ehemmiyeti var. Dar görüşler! Dar düşünceler! 1,5 milyar İslam  Ümmetini selamette görürsem cenneti de istemem. Vücudum cehennem  alevleri içinde yanarken gönlüm gül gülistan olur. Peki, İslam ülkeleri ve coğrafyası masum mudur? Katiyen değildir. Altı asra  yakındır tembelliğin ve üretmemenin bedelini ödüyor, ödetiyorlar. Dibe vurduk. Şimdi çıkış zamanıdır. Bedduzaman  Said?i  Nursi’den  sık  sık  referans  veriyorum.  Sebebi  20.  Yüzyılın en büyük din âlimlerinden ve büyük bir mütefekkir oluşundandır.  1911  yılında  Şam’da  Emivi  camisinde  100 Arap  ulemasının  olduğu  ve  10  bin  insana  irad  ettiği hutbede Müslümanların  geri  kalış sebeplerini şöyle  izah ediyordu. 1 – Taksimül?amal prensibine ( İş bölümü ve branşlaşma) riayet etmedik.    Ehemmiyet vermedik.  2 – İçtima?i ve siyasi hayatımızda sıdkın, doğruluğun ölmesi. 3 – Cehalet. 4 – Zaruret ( Fakirlik) 5 – İhtilaflar. Bunlarında çarelerini sıralıyor. Cehalete karşı ilim silahı ile, fakirliğe karşı iktisaden kalkınma ile, ihtilaflara  karşı ittifak ile. Bu nasıl mümkün olacak? İran’daki dostlarımıza dediğim gibi diyorum ki on dakika içinde 1000 tane  güçlü sebep sayabilirim. İttihat için ittifak için bir arada ve beraber olmak  için. Siz  ihtilafa  düşmek  için  bana  üç  zaif  sabep  sayamazsınız.  Yine  Bedduzaman’ın  ifadesi  ile  herkesin  benim  mesleğim,  meşrebim,  mezhebim  daha  güzeldir  demeye  hakkı  var.  Ancak,  yalnız  hak  benimdir  demeye  kimsenin  hakkı  yoktur.  İnsaf  prensibine  riayet  edeceğiz.  Umutsuzlığa,  çaresizliğe,  tembelliğe  yer  yoktur.  Umut  var  olunuz,  istikbalde en gür seda İslamın sedası olacaktır. (S.N.) Böyle  seçkin  bir  topluluğa  hitap  ettiğim  için  devlet  adamlarına,  ilim  adamlarına  ve  aziz  Hataylı  dostlarımıza sevgi  ve saygılarımı sunuyorum.  Tasama  da  böyle  bir  organizasyondan  dolayı  tebrik  ve  takdirlerimi  arz  ederim''Dedi.

 

ARTUKLU HABER AJANSI




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —