DEVLET BAHÇELİ;``ŞAHSA MÜNHASIR ANAYASA OLMAZ``

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,Partisinin Grup toplantısında yaptığı konuşmasında "Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sistemine tümden karşı olup, parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yanadır" dedi.

5.01.2016 14:24:46 0
DEVLET BAHÇELİ;``ŞAHSA MÜNHASIR ANAYASA OLMAZ``

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,Partisinin Grup toplantısında yaptığı konuşmasında  "Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sistemine tümden karşı olup, parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yanadır" dedi. 

 

HP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yeni yılı kutlayarak, 2015'e terörün kanlı mührünü vurduğunu ve bunun vebalinin AK PARTİ'nin sırtında olduğunu savundu. 

Terör örgütü PKK'nın 11 Temmuz'da sözde ateşkesi bitirdiğini, 14 Temmuz'dan itibaren sözde devrimci halk savaşını başlattığını ifade eden Bahçeli, "Ne tesadüftür ki koalisyon şartlarının doğduğu, AKP'nin tek başına iktidarı kaybettiği, 7 Haziran genel seçiminden sonra, PKK saldırılarını eş zamanlı yoğunlaştırmıştır. Sanki gizli ve vahşi bir el 7 Haziran'ın intikamını almak için devreye girmiş, böylelikle terör kartı tekrar açılmıştır" diye konuştu. 

Uzun süreli çabalar sonucu kaos fitilinin tutuşturulduğunu, bölücü terörün AK PARTİ'nin müsaadesi ve ataletiyle Doğu ve Güneydoğu'nun hücrelerine kadar sindiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin 7 Haziran'dan sonra tarihinde görülmedik rezaletlere, kumpaslara, komplolara mahkum edildiğini ileri sürdü. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun koalisyon kurulmaması, ülkenin düzlüğe çıkmaması için oyun üstüne oyun planladığını savunan Bahçeli, şunları söyledi: 

"Erdoğan ve Davutoğlu 7 Haziran'ı sorgulatarak, sandık sonuçlarını yok sayarak, tekrar seçimin şartlarını oluşturmuşlardır. Türkiye 7 Haziran'dan 4 ay 23 gün sonra, yani 1 Kasım'da ikinci seçime mecbur bırakılmıştır. Siyasi tarihimizde ilk kez böylesi bir vaka yaşanmıştır. Koalisyondan korkan, uzlaşmadan kaçan, bu itibarla Türkiye'yi istikrarsızlığa, terörün kanlı namlusunun önüne kasten iten AKP'den başkası olmamıştır." 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 7 Haziran'dan sonra geçici AK PARTİ hükümetinin Türkiye'yi hepten gerilettiğini, hiçbir vicdan azabı duymadan ilkel ve zalim dürtülerin keyfine bıraktığını, beyaz Toroslu korkutma taktikleriyle, iftiralarla, karalama kampanyalarıyla ve yandaş medya çarpıtmalarıyla, giden iktidarın tekrar kazanılmaya çalışıldığını iddia etti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK PARTİ'yi parmağında oynattığını, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun irade ve inandırıcılığını da sıfırladığını savunan Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Sahnelenen oyunu okuduk, taraf ve faillerinin amacını net olarak anladık. Minderden kaçmadık. Anlamsız, uyduruk, bizi mahcup edecek bahanelere sığınmadık. Türkiye'nin hükümetsiz kalmaması amacıyla, farklı partiler arasında oluşacak koalisyon modellerini safiyetle ve samimiyetle muhataplarımıza teklif ettik. 'Yeter ki Türkiye kazansın, biz kaybedelim' dedik. Başka siyasi partileri bilemem, ama bizim hassas olmak gibi bir mecburiyetimiz, fedakarca davranmak gibi de bir özelliğimiz olmalıdır. 'Önce koltuk' diyerek ilkelerimizi yok saysaydık, kırmızı plakalara kurulmak pahasına tüm sözlerimizi yutsaydık, bunu ecdada, bunu şehitlerimize, bunu Türklüğün vicdanına nasıl izah edecektik?" 

Bahçeli, 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar geçen kısa ama yoğun sürede, doğru ve olması gerekenleri yaptıklarını, onu söylediklerini ve onun yanında durduklarını vurgulayarak, şunları anlattı: 

"Her konuda haklı çıktık. Hiçbir görüşümüzde açığa düşmedik, öngörü hatası yapmadık. Fakat Erdoğan ve Davutoğlu'nun koalisyon mimarisini müştereken sabote etmesi, doğrudan bizi hedefine alan algı operasyonları, devreye sokulan kirli propaganda sayesinde hayırcı olduk, hayırcı gösterildik. 2015 yılının en unutulmayacak yalan ve aldatması bizim hayırcı olduğumuz iddiasıdır. Biz 'hayır' demesini de 'evet' demesini de iyi biliriz. Türk milletinin yararına, Türkiye'nin yüksek menfaatlerine, Türklüğün hayrına itirazlarımız hayırcılıkla suçlanıyorsa, evet biz hayırcıyız, hayırda da hayır var diyoruz. Belki kendimizi iyi anlatamadık. Belki daha fazla insanımıza ulaşamadık. Belki de isabetle temellendirdiğimiz doğru strateji ve politikalarımızı aktarmakta engellerle karşılaştık. Hayırcı olarak afişe edilmemizin sebebi ne olursa olsun, 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadarki haklı olduğumuz mücadeleyle ilgili lazım gelen ders ve sonuçları yine de detaylarıyla çıkardık. 'Soyuluyoruz' dediğimizde, hayırcı diyorlardı, ancak soygun sürüyordu. 'İhanet köşe başlarını' tuttu dediğimizde, hayırcı diyorlardı ama güneşi balçıkla sıvamanın saçmalığı gizlenemiyordu. 'Türkiye kötü yönetiliyor, vatandaşlarımızın aş ve iş sorunları dayanılmaz seviyelerde' dediğimizde, hayırcı korosu iştahla, utanmazca çalışıyor, algıları etkiliyor, siyaseti terörize ediyordu. Biz 'haramzadeler götürüyor' derken, onlar hayırcı diyorlardı. Biz 'müzakereciler iş tutuyor' derken, onlar her şeye 'hayır' dediğimizi söylüyorlardı. Biz 'herkes eşittir Türkiye' derken, onlar 'Kürdistan' diyecek kadar alçalıyor, alçaklaşıyor, bayağılaşıyor, PKK'ya ilik nakli yapıyorlardı." 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 47 yıllık siyaset mazilerini karartacak, şehitlerin kemiklerini sızlatacak, gazilerin boynunu bükecek en ufak bir karakter kırılması veya şahsiyet erozyonu yaşamadıklarını ve yaşatmadıklarını vurgulayarak, "Kamuoyu araştırması yaptırıp, bize 2015 yılının kaybedeni diyorlar. Huzurlarınızda söylüyorum, bunların alayı halt etmişlerdir. Merhum Talat Paşa, şehit edilmeden önce Berlin'de kendisini görenlere aynen şöyle söylemişti, 'Ne yapalım kader böyleymiş, harbi kazansaydık İstanbul'da heykellerimizi dikerlerdi, lakin kaybettik diye sövüyorlar.' Yine aynı kamuoyu araştırmasında kazanana bakıyorum, eğer kazanmak için değerlerden ve ahlaki kaidelerden taviz gerekiyorsa, biliniz ki biz her zaman kaybetmeye razıyız" değerlendirmesinde bulundu. 

Bazı ekonomik verilere de değinen Bahçeli, 2015 yılında Türkiye ekonomisinin dibe vurduğunu öne sürerek, geçen yıl enflasyon hedefi ve büyüme tahminlerinin tutmadığını, milletin vahim ölçüde fakirleştiğini savundu. 

Bahçeli, "Bir avuç mutlu azınlık, saray beslemesi küçük bir elit zümre servetine servet eklerken, Erzurumlu Hasan yoksullaşmış, Adıyamanlı Mehmet muhtaç hale gelmiş, Manisalı Hatice Bacı derdine dert katmıştır" dedi. 

"AK PARTİ'nin iç ve dış politikadaki başarısızlıklarının artık dizginlenemeyecek boyutlara ulaştığını" belirten Bahçeli, Türkiye'nin çevresindeki hiçbir gelişmeye müdahil olamadığını bildirdi. 

"Suriye politikası enkazdır. Irak politikası çöplüktedir. Mısır politikası rehinlidir. Rusya politikası kriz geçirmektedir" diyen Bahçeli, AK PARTİ sayesinde 2015 yılının kaybedildiğini iddia etti. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sistemine tümden karşı olup, parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yanadır" dedi. 

Bahçeli, anayasaların çağın ihtiyaç ve yönelimlerine göre yenilenmesinin ve yeni baştan yazılmasının zorunlu olduğunu belirtti. 

"Ancak 'yeniden yazıyoruz' kisvesiyle, anayasanın içine yerleştirilecek karanlık ve kindar hevesleri hoş görmek, bunlara kulak tıkamak bir o kadar ahlak dışı ve vatana ihanetle eş değer bir sapma halidir" ifadesini kullanan Devlet Bahçeli, anayasanın, herhangi bir parti veya siyasal hareketin mahsulü değil, topyekun 78 milyonun tamamına ait olması, zamanlar üstü bir zeka ve demokratik ölçülere dayanması gerektiğini kaydetti. 
Devlet Bahçeli, "Bugün Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğu inkar edilmez bir gerçektir. 140 yıllık anayasa tartışması diyalog ve kapsayıcı uzlaşmayla bitirilmelidir. Parti olarak biz de bu konuda olumlu ve sıcak bir tutum içindeyiz" diye konuştu. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, bu kapsamda, dün partilerine gerçekleştirdiği ziyarete değinen Bahçeli, son derece yararlı, nazik ve olumlu bir havada geçen görüşmede, başta anayasa olmak üzere, TBMM İçtüzüğü, bütçe süreci, terörle mücadele, iç ve dış siyasi gelişmelerin ele alındığını, karşılıklı düşüncelerin paylaşıldığını anlattı. 

Devlet Bahçeli, görüşmeye ilişkin şu bilgileri verdi: 

"Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni bir anayasa yapılması konusunda herhangi bir engel görmediğimizi, bu kapsamda üzerimize düşeni yapacağımızı samimiyetle muhataplarımıza ilettik. 19 Ekim 2011 tarihinde çalışmalarına başlayan ve Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin eşit sayıda temsilci vermeleriyle, vücut bulan Anayasa Hazırlık ve Uzlaşma Komisyonu'nun tekrar canlandırılmasını faydalı bulduğumuzu söyledik ve bu konuda da mutabık kaldık. Bu komisyonun çalışma usul ve esaslarının belirlenerek, daha önceden kabul edilen 60 maddenin aynen korunması hususunda fikir birliğine vardık. Temennimiz milletimize hak ettiği ölçü, kalite ve nitelikte bir anayasa yapılması ve kazandırılmasıdır. 
Anayasalar zamanın ruhuna, insan ihtiyaç ve beklentilerine, devlet-birey ilişkilerinin değişen çapına, toplumsal arayış ve yönelişlere cevap vermeli ve toplumsal dinamiklerin arkasına düşmemelidir. Fakat AKP heyetine çekincelerimizi de açık yüreklilikle dile getirdik." 

AK PARTİ'nin sivil anayasa yapılmasını istediğini ve başkanlık sistemine geçilmesini önerdiğini anımsatan Devlet Bahçeli, bir anayasanın sivil bir kimlik taşıması için siviller tarafından hazırlanmasının yeterli olmadığını, millet tarafından onaylanmış olmasının da anayasayı sivil bir hale getirmediğini ve vesayetten kurtarmadığını kaydetti. 

Bahçeli, "Anayasaya ahlaki ve milli bakışın yanında, yüklenen anlam ve zihniyet berraklaşmadan istenen hedeflere ulaşmak, anlaşmazlıkların önüne geçmek bize göre imkansızdır" değerlendirmesinde bulundu. 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, yüksek bir katılım ve halk desteğiyle yazılacak, bireysel hak ve özgürlükleri güvenceye alacak, kuvvetler ayrımını tam anlamıyla özümsemiş bir anayasa için sorumluluk şuuruyla hareketin şart olduğunu belirtti. 

AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in, "Yeni Anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir" sözlerini anımsatan Bahçeli, şunları söyledi: 

"Biz kimliksiz değiliz ki anayasayla kimlik bulalım. Biz köksüz değiliz ki anayasada varlığımızı tanıyalım. Bu yersiz söze karşı diyorum ki Türkiye'nin kimliği anayasayla değil, yüzyıllar içinde oluşmuş tarihsel ve kültürel mirasla belirlenmiş, vatanla düğümlenmiştir. Türkiye'nin milli kimliği Türk'tür." 
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu itibarla yeni anayasada AKP'nin gündeminde olan Türk kimliğinin dışlanması, Türklüğün tasfiye planı bir PKK talebidir ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin buna çanak tutması asla düşünülemeyecektir. Türk'süz bir anayasa, kansız damar, kalpsiz vücut, cansız beden demektir. Bu ise yıkımdır. Üzerinde yaşadığımız ülkenin ismi Türkiye Cumhuriyeti'dir. Adına anayasa yapmak için çalışacağımız milletin ismi Türk milletidir. Anayasadan Türk'ün silinmesi veya ayıklanması milli izmihlaldir. PKK istedi, Erdoğan buyurdu, Davutoğlu önerdi diye Türklüğü anayasadan çıkarma teşebbüs ve girişimi milli vicdanda karşılık bulmayacaktır. TBMM'de koltuk sayımız ne olursa olsun, Türk milletinin anayasa vasıtasıyla bölünmesini, etnik kafilelere ayrılmasını, ruhsuz, ufuksuz ve kimliksiz bırakılmasını hoş görmeyiz. Herkes ayağını denk alsın ki buna da müsaade etmeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi yürürlükteki Anayasanın değiştirilmesini istemekle birlikte, ilk dört maddenin tartışılmasına bile tahammül ve müsamahamız yoktur. Bizim görüşümüz nettir. Bunun dışında Anayasada gerekli düzenlemeler yapılabilmesinin önü de açıktır." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "yeni anayasa" derken asıl amacının başkanlık olduğunu da gizlemediğini ifade eden Bahçeli, "İşin özü şudur, Erdoğan ve Davutoğlu başkanlık sistemini getirebilmek için muhtemel yeni anayasayı kılıf, fırsat, koz olarak kullanmanın peşindedir" dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Üniter sistemde başkanlık sistemi yoktur diye bir şey yok. Hitler Almanyasına baktığınızda orada bunu görürsünüz" sözlerini anımsatan Bahçeli, "Erdoğan, Hitler'i örnek alıyorsa, Hitler Almanyasını arzuluyorsa, gitsin Neo Nazilerin avukatlığını yapsın, gitsin Hitler'in anılarını yad etsin. Ama aklından bir an olsun çıkarmasın ki tarihin hiçbir döneminde Türk milletinin sinesinden Hitler çıkmamıştır. Dolayısıyla, Erdoğan yanlıştadır" diye konuştu. 

Devlet Bahçeli, şunları kaydetti: "Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sistemine tümden karşı olup, parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yanadır. Planlanan ve geniş katılımlı olmasını istediğimiz yeni anayasa hazırlık çalışmalarında başkanlık sisteminin tıkaç işlevi görmemesi en halisane dileğimizdir." 

Tarihteki tüm despotların ve otokrat yönetimlerin, adalet dağıttıklarını zannettiklerini vurgulayan Bahçeli, "Fakat dağıttıkları hem ülkeleri hem de kendileri oldu. Erdoğan bilmiyorsa kendisine öğreteyim, Türkiye'de adaletin dağıtıldığı tek merci huzuruna çıkmaktan kaçtığı mahkemelerdir. Erdoğan'ın adalet dağıtmak yerine, 17-25 Aralığın hesabını vermesi, eğer konuşacak yüzü kalırsa, ondan sonra adaletten bahsetmesi akla en yatkın yol ve önerimiz olacaktır" ifadesini kullandı. 

Dış destekli PYD-YPG terörünün Fırat'ın batısına geçtiğini savunan Bahçeli, Ortadoğunun, kışkırtılan mezhep kutuplaşmasından dolayı adeta patlamaya hazır bombaya döndüğünü bildirdi. 

Bahçeli, "Türkiye, AKP'nin demokratik açılım dediği, bizim ise yıkım projesi olarak gördüğümüz, yine AKP'nin Çözüm Süreci ismini verdiği, bizim de çözülme ve ihanet süreci olarak tanımladığımız zincirleme tahribatların bedelini ödemektedir" görüşünü ileri sürdü. 

Devlet Bahçeli, "Davutoğlu kaçak çay içmek yerine, HDP'nin verdiği randevuyu iptal etmiş, Kandil'in yolunu göstermiştir. Bu gelişme karşısında, biz 'HDP'yi flu görüyoruz' dediğimizde, eleştiri oklarını yönelten demokrasi bezirganları, PKK'nın kurşun askerleri niye suspus, niçin kayıptır? Ekranlarda saz çaldırıp, HDP yalakalığı yapan, sonra da 'Yanılttın bizi, Türkiyeli yüz sadece bir maskeymiş. Meğer ne kadar da safmışız' diyen kurumuş vicdan ve kof akıllar nerededir? Evet, biz dün solumuza baktığımızda flu görüyorduk, bugün ise sağımıza baktığımızda bomboş sıraları görüyoruz" dedi. 

"Özünde kan ve cinayet bulunanların öz yönetim teklifi cezasız ve yaptırımsız bırakılmamalıdır" diyen Bahçeli, konuşmasına şu sözlerle devam etti: 

"Bizim merakımız, yeni anayasada PKK'ya bir ümit verilmiş midir? Şu anda yaşanan şehir çatışmalarının maksadı yeni anayasa pazarlıklarını kızıştırmak için midir? Daha açık sorayım, AKP, PKK ile hali hazırda görüşmekte midir? Erdoğan, özellikle Oslo'da PKK'ya federasyon sözü vermiş midir? Ve hepsinden önemlisi yaşadığımız şiddet ve dehşet dolu günler öz yönetimle temellenmiş başkanlık sisteminin bir ön hazırlığı, ön çalışması mıdır? HDP'li sözde siyasetçilerin dokunulmazlıkları kaldırılacaksa, Davutoğlu ve AKP'nin önünde engel yoktur. Buyursunlar, TBMM'de bu sorunu kökten çözelim, hepten bitirelim, hukukun işini kolaylaştıralım. Erdoğan ve Davutoğlu'nun, yeni anayasa vasıtasıyla PKK'nın gönlünü almak için milletimizin ve devletimizin tarihi haklarından vazgeçecek kadar milli onurları esnemişse, bilinsin ki bu Türkiye düşmanlığı kimsenin yanına kalmayacak, bırakılmayacaktır. Yanlış hesap sonunda Türk milletinden dönecektir." 

Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Türkiye milli ve üniter bir devlettir. Öz yönetim ise bölünmedir, ayrılmadır ve yılanın başı küçükken ezilmelidir. Türk milleti bin yıllık kaynaşma ve kardeşlik anıtıdır. Aramıza fitne sokuşturmaya çalışanlara göz açtırılmayacak, vatan ve millet kaderine terk edilmeyecektir. MHP milli bir sorumluluk ve vakarla ihanete sonuna kadar direnecek, ecdadın mirasına leke düşürmeyecektir." 

Devlet Bahçeli, konuşmasını, dün Kırşehir-Ankara karayolunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara da acil şifa dileğinde bulunarak, tamamladı. 

 

ARTUKLU HABER AJANSI*ANKARA


Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor