Haber Detayı
05 Haziran 2013 - Çarşamba 20:39 Bu haber 1149 kez okundu
 
MERSİNDE SİVİL İNİSİYATİF HAREKETE GEÇTİ
Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olaylar sonrası gelişen sivil halk hareketine yönelik Mersin’de sivil inisiyatif neler yapılabileceğine yönelik harekete geçerek Mersin Barosu öncülüğünde bir araya geldi.
Gündem Haberi
MERSİNDE SİVİL İNİSİYATİF HAREKETE GEÇTİ

 

Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olaylar sonrası gelişen sivil halk hareketine yönelik Mersin’de sivil inisiyatif neler yapılabileceğine yönelik harekete geçerek Mersin Barosu öncülüğünde bir araya geldi.

 

 

Mersin Barosu Başkanlığı, Taksim Gezi Parkı'nda yaşanan olaylar sonrası oluşan sivil hareketin amacı, devamlılığı ve provokasyonların önüne geçilmesi amacıyla sivil inisiyatif oluşturmak amacıyla emek ve demokrasi güçleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi.

Mersin Barosu Gökdelen Hizmet Birimi’nde yapılan toplantıya; Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Baro Genel Sekreteri Cengiz Çatak, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Başkanı M. Cihat Lokmanoğlu, Mersin Tabip Odası Başkanı Galip Kırıcı, İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Veysel Özkan, Şehir Plancıları Odası Mersin İl Temsilcisi Ali Cenap Yoloğlu, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Mehmet Ateş, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Kınacı, Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Seyfettin Atar, Mersin Sokak Çocukları Derneği Başkanı ve Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Sabahat Aslan, Mersin 68’liler Derneği Başkanı Hasan Kapıkıran, Mersin Servis Araçları Odası Başkanı Nesil Aydın, Akdeniz Sosyal Forum Başkanı Kemal Dama, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Mersin Şube Başkanı Kazım Yalçın, Jose Marti Küba Dostluk Derneği Mersin Temsilcisi Serdar Çal, Mersin Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’ndan Abdullah Demircioğlu, Belediye-İş Sendikası Mersin Şubesi’nden Ali Sönmez, Sağlık Hakları Derneği’nden Umut Barut, Mersin Tabip Odası Genel Sekreteri Mehmet Antmen, Büro Emekçileri Sendikası Mersin Şube Yöneticisi Özlem Güler, Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Gazi Karayiğit ve çok sayıda davetli katıldı.

 

NE YAPMALIYIZ YADA NE YAPMAMALIYIZ?

 

Baro Başkanı Antmen, açılışta yaptığı konuşmada; Mersin’in sivil inisiyatifini bir araya getirdiklerini söyleyerek, “Siyasi partilere, belediye başkanlarına çağrı yapmadık. Hepimiz farklı görüşlerden olabiliriz ama hepimiz mersin kentinin yurttaşlarıyız. Amacımız; yaşam hakkına anayasadan aldığı güçle sahip çıkan insanlara destek vermek” dedi.

Gösterilere yönelik hükümetin tavrını ve polis şiddetini eleştiren Başkan Antmen, gösterilerin Mersin’deki yansımalarının çok olumlu olduğunu ve şiddetten uzak gerçekleşmesinin memnuniyet yarattığını vurgulayarak, “Mersin’de olaylar çığırından çıkmıyor, Adana, Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde ise kolluk kuvvetleri ile göstericiler karşı karşıya geliyor, gözaltılar oluyor, polis şiddet kullanıyor. Olayın bir diğer yönü göstericiler anayasal haklarını kullanırken bazı gruplar çevreye, kamu malına, kişilere zarar veriyor. Bu da doru değil, biz hukukçular olarak buna da karşıyız. İnsanlar gösteri, protesto için bir araya geliyor. Farklı sloganlar var ama en güzeli hiçbir ayrım yapılmadan tüm siyasi görüşler bir kenara bırakılarak bir araya gelinmesi. Ama bu gruplar birlikte değil veya bir merkezden yönlendirilmiyorlar. İnisiyatifi ele alacak bir lider yok, bu nedenle olaylar bir müddet sonra provokasyona neden olabilir. Bunların olmaması için ne yapmalıyız yada ne yapmamalıyızı konuşalım istedik. Bu amaçla da bu toplantıyı düzenledik” diye konuştu.

Sağduyu ve itidal çağrısı yapan ve tüm kurum-kuruluşlara da bunu öneren Alpay Antmen, “Gösteriler sürmeli ancak asla kamu malına, kişilere, mal ve can güvenliğine zarar verilmemelidir. Ne yapabiliriz, ne yapmalıyız bunları konuşmalıyız” dedi. Öte yandan Mersin Barosu olarak gösterilerde gözaltına alınan veya hukuki sıkıntı yaşayan vatandaşlara destek amacıyla 7/24 halkın yanında olduklarını da söyleyen Antmen, konunun takipçisi olmaya devam edeceklerinin de altını çizdi.

 

“YÖNETİM BECERİKSİZLİĞİ ANLAŞILAMAZ”

 

MTSO Başkanı Şerafettin Aşut da, olayları görmezden gelmediklerini söyleyerek, “Suya sabuna bulaşmayan bir camia değiliz. Son birkaç gündür yaşananları üzüntüyle izliyorum Türkiye hak etmediği bir süreç yaşıyor” dedi. Olayların başladığı ilk günden itibaren sosyal medyadan verdiği mesajları okuyan Aşut, sağduyu çağrısı yaptı.  “MTSO olarak olayların ilk gününden itibaren tepkimizi gösterdik ve çözümleri ortaya koyduk. Öncelikle rant adına kentlerin, yeşilin talan edilmesine karşıyız. Bir gurup İstanbullu’nun en masum ve en doğal ve demokratik protestosunu, kentini, çevresini koruma duygusunu böylesi bir halk hareketine çevirme, toplumsal bir huzursuzluğa dönüştürmedeki yönetim beceriksizliğini anlayamıyoruz… Demokrasinin araçlarından biri de şiddet içermeyen protestolardır. Demokratik araçlara engel olmak işte bu sonuçları doğurur. Sorumlular yasalar önünde bunun hesabını vermelidir. Sorumluluk sadece sokaktaki vatandaşla ilgili değildir, herkes, her kurum ve özellikle devleti yönetenler bu sorumluluğu daha çok taşımak zorundadır. Karşı karşıya gelenler düşman değil, kardeştir. Polis de bizim evladımızdır, gösteri yapanlar da…  Lütfen daha çok anlayış, daha çok empati ve daha çok şefkat. İnsani duygularımızı unutmayalım… Bu ülke bizim cennetimizdir. Cehenneme çevirmeye kimsenin hakkı yoktur. Biz iş dünyası olarak demokrasiye inanıyoruz. Protestoların engellenmesine karşıyız.  Ancak, bu gösterilerin iddia edilen veya ortalığı bulandırmak için dile getirilen ‘Hükümeti düşürmek veya Türkiye’yi yeni bir Arap Baharı’ benzeri bir duruma getirilmesine, toplumda böyle bir algı oluşturulmasına karşıyız…  Demokrasi içinde yapılan ve şiddet içermeyen her türlü protestonun vatandaşın hakkı olduğuna inanıyoruz ama ülkenin malına mülküne zarar verilmesini kabul etmiyoruz.  Protestoların en olgun ve en coşkulu geçtiği kent olan Mersinimizde bile bir çok esnafın dükkanına zarar verilmiştir. Bu kabul edilemez. Bu hareketler haklı iken insanları haksız duruma düşürür. Herkesin bu konuda duyarlı olması, uyarıcı olması gerekir. Öte yandan; Devletin görevi önüne gelen her vatandaşı dövmek, gaz bombası atmak ve coplamak olamaz… Devletin görevi daha iyi eğittiği kolluk güçleri ile, istihbaratı ile kalabalıklar içine giren bu üç-beş yasa dışı örgüt üyesini tespit etmek ve onları o topluluktan ayırmaktır. Devletimizin, emniyetimizin ve istihbaratımızın bu gücü vardır. Her şeye rağmen, bu günden itibaren artık sokak protestoları bitirilmelidir. Vatandaş demokrasi kuralları içinde her türlü protestoya devam edebilir. Ama sokak gösterileri artık daha başka sorulara neden olmaması için bir ana önce sona ermelidir. Bende vatandaş bilinçli ve etkili bir şekilde mesajını vermiştir. Vatandaş demokrasi içinde gerçek gücünü göstermiştir. Bu işin özünü anlamayanlar şunu anlamalıdır; Bu sadece bir park olayı değildir; Bu sadece iktidara karşı bir protesto da değildir. Bu, vatandaşın ciddiye alınmamasına bir tepkidir. Bu, hangi konu olursa olsun ‘ben yaptım oldu’ mantığına bir tepkidir. Hiç kimse ‘bu gösteriler sadece iktidar partisine karşıdır’ gibi bir basitçiliğe ve kısır yorumlara kapılmasın. Şuna adım gibi inanıyorum ki, bu gün başka bir parti iktidarda olsaydı inanın aynı protestolar olurdu.  Bu protestoların gerçek hedefi bizce budur. Tekrar, sokak gösterilerinin artık son bulmasını diliyoruz ve vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Devlet millet et ve tırnaktır. Demokrasinin tüm araçlarını kullanalım, ama  şiddete hayır.  Kavgaya hayır… Kargaşaya hayır. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak herkes benden ekonomik yorum bekliyor ama şu anda paradan daha önemli konular var. Toplumsal huzur her şeyden önemlidir… Para her zaman kazanılır ama bu ülke bir daha kazanılmaz… Tüm Mersinlilere, Tüm vatandaşlarımıza son çağrım, lütfen haksızlılara karşı her türlü demokratik protestoya devam edelim, hakkınızdır, ama şiddet olmadan, sokak şiddeti olmadan” diye konuştu.

 

POLİS ŞİDDETİ HAD SAFHADA

 

Akdeniz Sosyal Formu Başkanı Kemal Dama da, kente, ülkeye sahip çıkma anlayışı ile kurulmuş bir yapı olarak yaşadığımız kente sahip çıkma duygusu ile eylemleri desteklediklerini söyledi. “Devlet ana-baba ise birileri bana; Mersin’de bir siyasi partinin il sekreterinin 9 Haziran’da yapılması planlan yasal bir mitingin afişlerini asarken polisler tarafından dövülüp, gözaltına alınması ve devamında hastanelik edilmesini anlatmalıdır. Bu olayı nasıl tanımlayacağız? Devlet ana-baba ise ana-baba böyle yapar mı? Bunu kabul etmiyorum. Demokrasi, birilerine demokrasi birine eziyete dönüşüyorsa ben orada olamam. Mersin, diğer kentlerden çok farklı, Türkiye’nin mozaiğiyiz. Alevi, Türk, Kürt, Çerkez gibi farklı etnik ve dinsel inançlı, kökenli insanlara sahibiz. Bu farklılarımızı zenginlik olarak kabul edip çatışmaya girmedik. Bu yıllardır verilen mücadele ile ortaya çıkan bir sonuçtur. Kente sahip çıkma anlayışından kaynaklıdır. Çatışma ortamının yaşanmaması eşitlik, özgürlük, demokrasi duygularını ön plana çıkarıp, yaşam tarzı haline getiren insanlardan kaynaklıdır. Hiçbir halk durduk yere bir şey yapmaz. 10 yıldır bu siyasal iktidar bir takım insanları, çapulcuları daha fazla ötekileştirmek için çaba sarf etmiştir. Busunun sonucunda da bu tepki doğmuştur. Peki şimdi ne yapabiliriz? Bu topluluk bir araya gelmek için çaba sarf etmeli, ötekileştirmekten, milliyetçi bir söylemden uzak kalmalıdır. Kentin, ülkenin geleceği ile ilgili ortak bir miting yapabiliriz. Barış Meydanı’nda her gün bir araya geliniyor, insanların duygularını kolektif bir şekilde paylamasına yönelik organizasyonlar yapılabiliriz. Oraya sahip çıkmalıyız” dedi.

 

“İNSANLAR CİDDİYE ALINMADIĞI İÇİN ZIVANADAN ÇIKTI”

 

Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Galip Kırıcı da, insanların ciddiye alınmaması sonucu zıvanadan çıktığını belirterek, “İlimizde çatışma yaşanmaması sevindirici, sağ duyunun olduğunu gösteriyor. Ancak sokağa çıkılmışken, mesaj verilmeli. Burada bizlere büyük görev düşüyor. Hepimiz belirli kişilerin önünde söz hakkı olan konuşması gereken insanlarız. Görüşlerimizi paylaşmamız lazım. Eylemler bu şekilde bitip, saman alevi gibi yandı söndü mü olacak, yoksa ses getirip, ayakların yere basmasını mı sağlayacak? Geri adım atılmasını sağlamalıyız. Bu iş özürle geçiştirilemez. Halkı işin içine katarak, eylemi bozucu girişimcilere fırsat vermeden hareket edilmeli. Ülke genelinde ciddi bir eylem konulup, getirisi geri adımlar attıracak yönde olmalı. İçeri alınan kişilerin sicillerine bir olumsuzluk yansıyacak mı?” diye konuştu.

 

EMEĞİN GÜCÜ ÖNEMSENMELİ

 

Tabip Odası Genel Sekreteri Mehmet Antmen de, bazı kaygıları olduğunu dile getirerek, şunları söyledi; “Son 8-9 gündür süren olaylarda Mersin dışında hareket emek ve demokrasi platformlarınca organize edilmeye çalışılıyor. Protesto yapan insanlara zarar gelmemesi ve olayların istenmeyen durumlara dönüşmemesi açısından bazı müdahalelerde bulunuluyor. Ancak Mersin’de bu durum henüz yaşanmadı. Bu durum emek ve demokrasi güçleri açısından bir zaaftır. Emek ve Demokrasi Platformunun böyle bir toplantı yapması gerekiyordu. Baro tarafından böyle bir toplantının düzenlenmesi, Emek ve Demokrasi Platformunu dışlayıcı bir etki yaratır mı kaygısı taşıyorum. Bu protestoların, karşı çıkışların belli bir rotaya gitmesi açısından emek yanının asla ötelenmemesi lazım. KESK, DİSK ve Türk-İş gibi emek örgütlerinin temsilcileri de yok burada. Çağrıldılar mı, çağrılmadılar mı bilmiyorum ama emek örgütlerinin katılımları önemlidir” dedi.

 

“10 SENELİK BİRİKİM KUSULUYOR”

 

MDTO Başkanı M. Cihat Lokmanoğlu da, şu açıklamayı yaptı; “Bu hadiseler bir parktaki iki ağaçtan başladı gibi görünüyor ama geldiği yer çok kritik. Bu işi iyi analiz etmek lazım. İki ağaçtan bütün millet 10 senenin birikimini kusmaya başladı. Herkes kendi şikayetlerini bu harekete bağladı ve bu iş çığırından çıktı. Bu işi durdurmak kimsenin elinde değil, bizimde değil, burada önemli olan bu hareketin nereye gideceğini saptayıp, mala, mülke, cana zarar gelmeden işi takip etmemiz. Çünkü şu aşamada çeşitli gruplar, herkes patlamış durumda. Herkes kendi yönünden birikimini bu hadise ile bağdaştırarak kullanmaya çalışacaktır. Emniyet ile irtibatta olalım, zarar ziyanı, haksızlıkları önlememiz lazım”.

 

BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ

 

Mersin Emlakçılar Odası İkinci Başkanı Mehmet Sinan Canpolat da, “Baro’nun bu çağrısı çok anlamlı. Toplumsal muhalefet Türkiye’nin her tarafına yayılmış durumda. Bugüne kadar Mersin’de böylesine coşkulu bir kitle görmedim. Halk zıvanadan çıkmış durumda. Üzerimize düşen görev; ortaklaşa bir çözüm. Bu iş sadece Mersin bazlı değil, sadece Mersin’de alınacak önlemler değil de, üst kuruluşlarımızla beraber hareket edip, çözüm için çalışmalıyız. Gözaltıları ve anlamsız şiddeti kınıyorum” dedi.

 

“İKTİDARA ÖFKENİN DIŞA VURUMU”

 

Şehir Plancıları Odası Mersin Temsilcisi Ali Cenap Yoloğlu da, “Bu iş iki ağaç meselesinden çıktı ve herkesin iktidara karşı biriktirdiği öfkenin dışa vurumu halen geldi. Burada şu ayrımı iyi yapmak lazım; gösteri yapan insanların psikolojisi ile bizim psikolojimiz arasında fark var. Biz her yaptığımız eylemde belli bir amaç güder ve o doğrultuda insanlara çağrı yaparız. Olayların bu kadar kısa sürede yayılması bundan kaynaklanıyor. İstesek böyle bir olayı biz örgütleyemeyiz. Hareket etme biçimimiz arasında çok ciddi fark var. Bu tür olaylarda her hangi bir grup veya kişi, liderlik etmeye başladığı zaman kötü sonuç doğurabilir. Hareketin enerjisini söndürür. İnsanlar kim liderlik yapıyorsa, kendisinin diğerleri onunla özleşiyor mu ona bakıyor ve özdeşleşmiyorsa ondan uzaklaşır. Bu hareketin belli bir amacı, hedefi var. Bu olay tek taraflı değil, protesto eden ve edilenler var. Göstericilere bir şey söylüyorsak, devlet ede söylememiz lazım. Bu demokratik bir harekettir ve sonuç almalıdır. Sonuç almadan bastırılacaksa hiçbir işe yaramaz. Ama insanlar talep ettikleri demokratik haklara ulaşırsa örneğin gözaltında olanlar bırakılmalı ve İstanbul’daki yöneticiler görevden alınmalı ve başbakan tavırlarından dolayı topluma yanlış davrandığını kabul etmelidir. Bu sonuçlar alınmalıdır. Toplumun protestoya katılan kesimlerini bastıralım demek yerine, alanda onlara destek vermeliyiz. Toplumun daha örgütlü kesimlerinin alanlara katılması olayların sinerjisini değiştirecektir. Alana çıkan insanlardan üstün değiliz ama daha organize ve örgütlüyüz. Pankartlarımız ile alanlarda yer alalım. Taleplerimizi dile getirelim” dedi.

 

“FİLMİN SONU KÖTÜ BİTMESİN”

 

Olayları Baro adına takip eden Avukat Özlem Demir de, ivme kaybeden bir kitle hareketinin söz konusu olduğunu söyleyerek “Kaygılarımız oluştu ve ne yapabilir üzerine tartışarak, bu toplantının düzenlenmesine karar verdik. Bu hareketi çok önemsiyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli sivil hareketi. Bu hareketin diğerlerinden ayrılan yönü, örgütlü olmaması. Tepkiye dayalı bu hareket, postmodern bir hareket. Herkes el altından örgütleniyor. Başbakan ‘muhatap bulamıyorum’ diyor ama muhataba gerek yok. Önemli olan talepler. BU talepler ve tepkiler doğrumudur, bunların yanında mı, dışında mıyız? Bunları değerlendirmeliyiz. Şuana kadar Türkiye’nin demokrasi mücadelesine yapılmış en önemli katkıdır bu hareket ve desteklenmelidir. Kaygımız; Cumartesi günü çok olumlu ve olumsuz bir süreç yaşadık. Asla yanana gelemeyeceğimi düşündüğüm bir çok insanla yürüdüm. Farklı dinden, inançtan, mezhepten, düşünceden insanla. Bu insanların bir tek talebi; yaşam haklarına müdahaleye karşı çıkmak. Herkes belirli şeylere tepki duyuyor ama şuan başrolü olmayan bir filmin içerisindeyiz. Bu filimin kötü bir sonla bitmemesi için son derece dikkatli davranmaya çalışıyor ve kaygı duyuyoruz. Ne yapabileceğimiz konuşmaya çalışıyoruz. En azından gözlemci olarak tüm hareketlerin içinde olmaya çalışıyoruz, bir nevi sivil itaatsizliktir, bu süreç devam etmelidir. Manipüle ve provoke edilmemesi için çalışıyoruz ama bu çabamız yetersiz kalıyor. Anarşist bir eyleme dönüşüyor. Şuanda iktidara karşı bir eylem yok, sınırlı taleplere tahammül edilmemesine tepki var. Ne yapabiliriz? Artık belirli ölçülerde hem iktidar hem insanlar yıprandı. Müdahale etmeme kararı alındı. Bundan sonra meydanlardaki eylemler şölen havasına dönüşmeli. Biz bunu yapabilecek kapasitedeyiz. Lideri olmayan bir hareketten lider olma kaygısı ile çıkmayalım. Ama alternatif eylemler düzenleyebilir. Konserler verip, davul zurna ile halaylar çekelim. Bu sivil bir hareket. Bu sayede sürece çok ciddi katkı yapabilir, filmin kötü sonla bitmemesine katkı sunabiliriz. Bu akşam ilk konser MEÜ öğrencileri tarafında verilecek. Sürecin kötü sonla bitmemesi için bir bildiri yayınlayabiliriz. Bu sayede dağınıklığın, provokasyonunda önüne geçebiliriz” şeklinde konuştu.

 

“TOPLUM PATLAMA NOKTASINA GELDİ”

 

İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Veysel Özkan da, “Türkiye çok önemli bir süreçten geçiyor. Bizler toplum mühendisi değiliz aramızda psikologlar, sosyologlar olmalı. Toplum patlama noktasına geldi. Fakat şuanda önünü alamayacağımız bir noktadayız. İktidar arkasında siyasi bir düşünce arasa da bu hareketin arkasında siyasi bir düşünce yok. Sokakta insanlar olayları polisin provoke ettiğine inanıyor. 10 yıllık birikimin sonunda ezilmeyen kesim kalmadı. İşadamları, gençler, halk, işsizler ezildi. Sendikalar yok edildi. Olay iki ağaç melesinin çok ötesinde. Türkiye şuan büyük bir kafes, hapishane gibi, Çünkü açık açık; ya taraf olacaksın, ya bertaraf olacaksın gibi mesajlar verildi. Bu işten siyasileri uzak tutmalıyız. En büyük boşluk, Türkiye’de özgürlüklerin önünde engellerin olmasının yanında, örgütlenmenin önünde engellerin olmasıdır. Hareket gençlere dönmeye başladı. Örgütlerin önderliğinde yapılmalı bu tür hareketler, insanlara bunu tavsiye etmeliyiz. Bu sayede provokasyonu önleyebiliriz. İnsanların yüzde 99’u provokasyonun, çatışmanın dışında. Toplum psikolojisinden anlayan insanları aramıza almalı, ortak bir bildiri yayınlamalıyız. Bu hareket sayesinde artık kimse kafasına göre hareket edemeyecek. Örneğin Mersin’de stadyumun yerinin bir AVM’ye verilmesi gündemde, işte bunlara karşı çıkılacak. Kimse buna istediği gibi karar veremeyecek. Toplumun tüm kesimleri bir araya geldi, polis işin içine karışmazsa da sorun olmuyor. İnsanları konuşturmalıyız, insanlar sorunlarını anlatmalı, basın devreye sokulmalı, emniyet yetkilileri ile de bir araya gelmeliyiz. Daha sık toplanmalıyız” dedi.

 

Mersin Sokak Çocukları Derneği Başkanı ve Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Sabahat Aslan da, “Artık bıçak kemiğe dayandı” diyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Biz ne zaman yaşam hakkımızı savunmak için eylem yapmaya kalkışsak polis çok ciddi bir şekilde bizi baskı altına alıyor. Son yapılan eylemlerde gerek polisin gerek hükümetin çok ciddi bir baskı uygulayıp, orantısız güç kullandığını gördü. Bu bir halk hareketidir. Yıllardır ben nükleere karşı hareketi büyütmek için çaba harcadım, bu hale getirmeye çalıştım. Bu eylemleri desteklemeliyiz ama şiddet içermemeli. Bu şiddeti hükümet ve onun yandaşları ise şiddet uyguluyor. Bir komite oluşturup, vali ve emniyet müdürünü ziyaret ederek,emniyet güçlerinin daha hoşgörülü olmalarını sağlamalıyız. Bu halk hareketini desteklemeliyiz. Çünkü biz her şeyden rahatsızız. Bu kadar çevre katliamına karşı biz nasıl yaşayacağız. Evet ekonomi önemli ama yaşam hakkımız da önemli. Bu kirli yatırımlar ile ne ekonomi, ne turizm, ne tartım olur. Bu nedenle halk hareketini büyütmeli ve bunları konuşmalıyız. Nükleer Karşıtı Platform olarak bu kitleyi Akkuyu’ya çekebilmenin yollarını arıyoruz. Soka çıkarak kazanım sağlayacağız. Halk hareketini desteklemeli, somut taleplerimizi dile getirmeli ve kazanımlar elde etmeden bu mevzileri şiddete başvurmadan terk etmemeli aksine büyütmeliyiz. Bugün Barış Meydanı’nda saat 19:00’da bir basın açıklaması yapacak ve bir konser düzenleyeceğiz. Desteğinizi bekliyoruz” dedi.

 

“GENÇLERİ BIRAKIN”

 

Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Kınacı da, “Mersin Oteli’nin önünde denize giren bir insanım ben ancak bugünkü durum çok üzücü. Mersin nereden nereye geldi. Mersin bitti, bundan sonra kurtaracağımız da zannetmiyorum. Gençleri bırakın sadece eve geldiği zaman ne yaptığını sorun. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar iyi takip etmeli, geleceklerine sahip çıkmalarını sağlamalıyız. Poliste halinden memnun değil. Verilen emri yapmayanlar fişleniyor, görevlerine son veriliyor. Bu işin tek suçlusu hükümetin başındaki kişidir. İstenmeyen insan yiğitse istifa etsin. Herkes bu görüşte” dedi.

 

“BEDEL ÖDEMELİYİZ”

 

Mersin Sağlık Hakkı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Abbas Koluaçık da, “Geleceğine sahip çıkma çabasının bir parçası olarak sorumluluk almalıyız. Bu toplantı Mersin kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bu bildiri Mersin’deki demokratik kamuoyunun sağ duyunun harekete geçmesi yönünde algılanır. Bir gömlek giydirmeye çalışıyorlar, halkta itiraz ediyor. Bedel ödettiriliyor iki kişi yaşamını yitirdi. Bin 500 yaralı var. Bu kadar ağrı bedel ödettirilmemeliydi ama bu bedeli ödemekten kaçarak bir yere varamayız. Her uygar toplum gibi özgür bir ülkede yaşamanın bedelini ödemeliyiz, bu bedeli gelecek kuşaklara bırakmamalıyız.

 

“SİYASİ İKTİDAR ÖZÜR DİLEMELİ”

 

Alev Kültür Dernekleri Mersin Şubesi’nden Gazi Karayiğit de, “Bizim yapmamız gereken siyasi iktidara özür diletmesini bilmeliyiz. Biz aleviler olarak bu ülkenin evlatlarız. 50 bin insanımızı öldüren bir katilin adını yaşatacaksın, toplumsal barış derken meydana indiğimizde susun diyeceksin. Şiddete karşıyız, barış istiyoruz. Özür diletene kadar meydanlardan çıkmayacağız. İnsanların yaşam alanlarını yok ederken, insanlara çapulcu diyenlerin söylemler değişmeli. Başbakan geri adım atmadığı sürece, yaptığı yanlışlardan dönmediği sürece bu eylemin son ermemesi gerekir. Siyasi iktidara ‘dur, yapma’ denilecek bir bildiri yayınlamalıyız.

 

“HALKA YOL GÖSTERMELİYİZ”

 

Jose Marti Küba Dostluk Derneği Mersin Temsilcisi Serdar Çal da, “Bu bir halk hareketidir ve örgütlü yaşayanların üzerine düşen görev; bu halkın açık gözlü olmasının önünü açmalıyız. Biz hiç kimseye öncülük edemeyiz, öncülük edebilseydik zaten bu hareketi biz başlatırdık. O nedenle hiç kimseyi alandan çekmeye çalışmamalıyız. Çünkü burası demokratik taleplerini en sonunda iktidara duyuranların yeri. Hareketin aslı orada gelişiyor olmasına karşın halk örgütlü değil ama sorun çıktığında yüzlerini örgütlere dönüp, tavsiye alabiliyorlar. Örgütlerde halka yol gösteriyor. Halk kendi bildiğini yapsın, provokasyona izin vermemek için halkla birlikte hareket edip, onlara yol göstermeliyiz.

 

“AMACIMIZ NE?”

 

Mersin Barosu Genel Sekreteri Cengiz Çatak da, “Bizim kesinlikle bu hareketi sonlandırmak gibi değil aksine desteklemek gibi bir amacımız var. Bu hareketin amacı ne ve ne zaman amacına ulaşacak, bunların tespitini yapmalıyız. 10 yıldır iktidar halkın iradesine başvurmadı ve ciddiye almadı. Mersin’de yeşil kalmadı. Başbakan özür dilediğinde bu hareket amacına ulaşmış olacak mı? Amaç sadece özür dilemek mi? Mersin’de nükleer santral yapılıyor, 10 tane ağaca gösterdiğimiz tepkiyi, nükleer için neden göstermiyoruz. Biz neyi hedefliyoruz, bunun tespitini yapmalıyız. Siyasi iktidarın gitmesini mi hedefliyoruz? Siyasi iktidar yeniden seçilse, biz yine sessiz kalacak mıyız? Bunları sorgulamalıyız. Tek amacımız bu olayları alanlara çekmek ama şiddetin önüne geçmek. İnsanların canına, malına zarar gelmeden hareketin çeşitli etkinlikler, yeni eylem biçimleri ve yeni hedeflerle sürmesini istiyoruz.

 

“PROVOKASYONA DİKKAT”

 

Avukat Kemal Alhaslıoğlu da, “Bu toplantının hareketin sonlandırılması veya durdurulmasına yönelik bir çabası yoktur aksine mevcut platformu genişletip, demokrasi güçlerinden olan insanları içimize katarak, provokasyona karşı çıkarak, hareketin sürmesini sağlama amacındayız”. Büro Emekçileri Sendikası Şube Yöneticisi Özlem Güler de, “Bu bir halk hareketi ve bunun devamlılığı gereklidir. Bizim gibi kuruluşlar bu hareketi desteklemelidir” dedi. 

 

ARTUKLU HABER AJANSI-MERSİN

Kaynak: (AHA) - Artuklu Haber Ajansı Editör: Abdullah Ortaç
Etiketler: Taksim, Gezi, Parkı’nda, yaşanan, olaylar, sonrası, gelişen, sivil, halk, hareke
Yorumlar
Haber Yazılımı