Haber Detayı
07 Haziran 2013 - Cuma 07:54 Bu haber 1204 kez okundu
 
Bakan Güler'den Gezi Parkı Eylemlerine İlişkin Açıklamalar
İçişleri Bakanı Muammer Güler, bakanlıktan yaptığı basın açıklamasında, 28 Mayıs'ta başlayan Taksim Gezi Parkı protestolarının şu ana kadar devam ettiğini söyledi.
Siyaset Haberi
Bakan Güler'den Gezi Parkı Eylemlerine İlişkin Açıklamalar

İçişleri Bakanı Muammer Güler, bakanlıktan yaptığı basın açıklamasında, 28 Mayıs'ta başlayan Taksim Gezi Parkı protestolarının şu ana kadar devam ettiğini söyledi.

Şimdiye kadar 78 ilde 746 gösterinin yapıldığını anlatan Güler, "Bu gösteriler sırasında 915 vatandaşımızın ambulanslarla ve çeşitli vasıtalarla hastanelere başvurduklarını, bugün itibarıyla 79 kişinin hastanelerde yattığını Sağlık Bakanlığından aldığımız resmi bilgilerle teyit ettik. Bunların 4'ünün hayati tehlikesinin olduğunu ve şu anda yoğun bakımda 8 kişinin bulunduğunu ifade etmek istiyorum. Bu sürede 516 güvenlik görevlisi de yaralanmıştır" diye konuştu.

"Protestoyu aşan bir eylem boyutuna geldi"

Eylemlerin bugün geldiği noktayla başlangıcı arasında bazı farklılıklar olduğuna işaret eden Güler, bunun, Gezi Parkı'na ilişkin bir projenin protesto edilmesini aşan bir eylem boyutuna geldiğini söyledi.

Güler, şöyle devam etti:

"Nitekim dün Adana'da saat 23.45 sıralarında bir gösterici gruba müdahale esnasında dengesini kaybederek alt geçit inşaat boşluğuna düşme neticesinde Komiser Mustafa Sarı arkadaşımızın, maalesef kaldırıldığı hastanede büyük çabalara rağmen kurtarılamayarak hayata veda ettiğini üzüntüyle öğrendik. Şehit komiserimize Allah'tan rahmet diliyorum. Milletimize, Emniyet Genel Müdürümüze ve ailesine başsağlığı dileklerimi de iletiyorum.

Elbetteki bu gösteriler sırasında, öncesinde de malumunuz, bir vatandaşımızı, Mehmet Ayvalıtaş'ı trafik kazasında, yine bu gösteriler esnasında Hatay'da Abdullah Cömert'i kaybetmiştik. Onlara da burada tekrar Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum, hastanede yatan yurttaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum."

Bu olaylar sırasında hem hak arama özgürlüklerine uygun şekilde protestolar yapılırken, sonraki günlerde bu olayların yasa dışı gösteriler, polise mukavemet, kamu mallarına zarar verme ve meşru hak arayışını aşan boyutlarda gelişmeye başladığını belirten Güler, şunları kaydetti:

"Şu ana kadar yaptığımız tespitlerde maalesef 280 iş yeri, 103 polis otosu, 259 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 kamu binası, birisi Cumhuriyet Halk Partisi, 11'i de AK Parti teşkilatlarına ait 12 binada hasar meydana geldiğini, reklam panolarında, trafik levhalarında, otobüs duraklarında, kaldırımlarda, mobese kameralarında, sinyalizasyon sistemlerinde, park ve peyzaj düzenlemelerinde, aydınlatma direklerinde, çöp ve konteynerlerde ve polis noktalarında da önemli zararların da meydana geldiğini tespit ettik. Şu anda ki tespitler, bu zararların 70 milyonu aştığı noktasındadır ve tabii ki üzücüdür."

"Şiddet yaratma çabasında olanlar bulunuyor"

Bu olayların Gezi Parkı protestosu boyutlarını aştığını ifade eden Güler, bu eylemlerle içeriden ve dışardan büyük bir bilgi kirliliği, ajitasyon ve yönlendirmeyle toplumsal tabanda derin yaraların açılmasına neden olabilecek  provakasyonların da hedeflendiğinin görüldüğünü söyledi.

Hukuksuzluğu meşrulaştırma çabasında olan bazı marjinal kesimlerin, bu olay üzerinden zemin tutmaya çalıştıklarını dile getiren Güler, toplumsal düzeyde çatışma ortamı oluşturarak şiddet yaratmayı amaçlayanlar da bulunduğunu bildirdi.

Demokrasilerde hak aramanın, fikir özgürlüğü ve bunu ifade etmenin yüzlerce meşru yolu olduğuna işaret eden Güler, şunları kaydetti:

"Hukuk devletinde hakları aramanın yolları yasalarla çizilmiştir, hiçbir demokrasi, hak arama özgürlüğü, şiddete dönüşmüş bir öfkeyi meşru kılamaz. Bu ülkede herkesin demokratik sınırlar içerisinde, hukuk çerçevesinde tepkisini ortaya koyma, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma, kendisini ifade etme, basın açıklaması yapma, oturma eylemi yapma hakları vardır ancak hiç kimsenin hukuksuzca, demokrasi dışı eylem yapma, işgal eylemi yapma, esnafa, iş yerlerine zarar verme, çevrede oturanlara, yoldan geçenlere zarar verme gibi bir lüksü, bir hakkı yoktur. 

Tabii ki polisimiz de bu milletin polisidir, bu toplumun içinden çıkmıştır, zor bir görevi üstlendiklerinin bilincindedirler ve bu bilinçle de hareket etmeleri noktasında sürekli yönlendirilmektedir. Tabii kameralara yansıyan bu olumsuz görüntülerle ve orantısız güç kullanımına ilişkin iddialarla, tespitlerle, Twitter'dan, internetten bize gönderilen, yazılı basında yer alan bütün görüntülerden yararlanarak bu iddiaları, bu tespitleri, görevlendirdiğimiz mülkiye ve polis müfettişlerince ayrıntılı bir şekilde incelemeye devam ediyoruz. Ancak kameralara yansımayan yüzlerce olayda da polisin sağduyusunu koruduğunu ve provakatörlerin tuzağına düşmeyerek görevini fedakarca ve hakkıyla yerine getirdiğini de burada ifade etmek isterim."

Olaylara müdahale edilirken orantılılık ilkesinin esas olduğunu belirten Güler, bunun gerek Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, gerek Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu gerekse de emniyet personeline ilişkin standartları, kullanılacak malzemeleri belirleyen bütün mevzuat hükümlerinde açıkça ifade edildiğini söyledi.

Güvenlik görevlilerinin, esnafa, çevreye, kamu malına verilen zarara, illagal örgütlerin saldırılarına ve kışkırtmalarına, taşlı-sopalı, sapanlı ve molotoflu şiddete rağmen hukuk ve kendisine verilen yetki dairesinde görevini yapmaya devam edeceğini bildiren Güler, şöyle konuştu:

"Tabi ki bu olaylar sırasında yanlış yapan varsa bunlarla ilgili de gerekli işlemin yapılacağını tekrar ifade etmek istiyorum. Eylemlere katılan, bu protesto gösterilerine iştirak eden ve amacı demokratik tepkisini ortaya koymak olan sağduyulu vatandaşlarımıza teşekkürlerimi ifade ediyorum. Onların içinde de olayların büyümemesi için polisimize destek olan, illegal ve marjinal örgütlerle kendilerini farklı bir yerde tutmaya çalışan insanlar var. Onlar bize yardımcı da olmuşlardır. Tekrar teşekkür ediyorum kendilerine." 

Olaylara müdahale sırasında polisler arasında yetkisini aşanlarla ilgili de tespitlerin yapılmasına devam edildiğini vurgulayan Güler, kendilerinin gösterdiği bu hassasiyeti hem vatandaşlardan hem de sivil toplum kuruluşları ve meslek teşekküllerinden beklediklerini ifade etti.

"Provokatörlere fırsat verilmemeli"

Güler, demokratik bir hak arama ve ifade özgürlüğü kapsamında başlayan bir eylemi ideolojik amaçları doğrultusunda sabote etmek isteyen provokatörlere fırsat verilmemesi gerektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu olayları provoke etmek isteyen grupların iki temel amacı var: Birincisi provoke ettikleri kişileri eylemlerine katarak daha büyük eylemler yapmak isterler, ikincisi de toplumun diğer kesimlerini provoke ederek karşı şiddet olgusunu, yani oradan bir şiddet gelmesini talep ederler. Her iki halde de provokasyonlara gelinmesi durumunda kaybeden ülkemizdir, toplumun bütün kesimleridir, kamu düzenidir ve toplumun huzurudur. Dolayısıyla polisimizden sağduyu beklerken aynı şekilde toplum olarak da bu olaylara sağduyulu şekilde yaklaşmamız gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum."

Toplumun haksızlığa karşı her zaman demokratik ölçülerde karşı durmasını ve tepkisini koymasını bildiğini belirten Güler, kendi inandığına ve düşündüğüne uymayan bir duruma itiraz etme ve buna karşı fikir beyan etmenin herkesin hakkı olduğunu söyledi.

"Ancak hak arama gerekçesiyle ortalığı yakıp-yıkma, vandalizmin en uç örneklerini sergileme, kent merkezlerini yangın yerine çevirme teşebbüslerine izin vermemizi de kimse bizden beklememelidir" diyen Güler, kendilerinin halkın can, mal, ırz ve tasarruf güvenliğini sağlama gibi anayasal ve yasal bir görevlerinin bulunduğunu anımsattı.

"Sosyal medya provokasyon aracı olmamalı"

Devletin gayri meşruluğa hukuk diliyle cevap vermek ve vatandaşın da hukukunu korumak durumunda olduğunu ifade eden Güler, şöyle devam etti:

"Sosyal medya bir sosyal iletişim aracıdır ama provokasyon aracı olarak kullanılmamalıdır. Sosyal medyanın iletişimde önemli bir araç olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak sosyal iletişim aracı olan Twitter gibi imkanları kitlesel şiddeti körüklemek ve bunu organize etmek için kullanmak her şeyden önce açık toplum ilkesinin inkarıdır. Son günlerde yaşadığımız olaylarda ne kadar manipülatif mesajın yazıldığı, insanlar üzerinde nasıl bir etki yaratılmaya çalışıldığını açıkca görüyoruz. Bu mesajlarda yüzlerce insanın öldüğü, polisin portakal gazı sıktığı, panzerlerle gençlerin ezildiği, görevden ayrılmalar ve istifalar, gerçek mermi kullanılması gibi gerçekle hiç alakası olmayan mesajlar atılmıştır. Yazılan her mesaja inanıp ona göre bir yargılama da yapılmamalıdır." 

Son olaylarda sosyal medya aracılığıyla ciddi bilgi kirliliği ve yanlış yönlendirmelerin yapılarak halkı kışkırtmaya yönelik provokatif çaba içinde olanların da gözlendiğini bildiren Güler, "Bunlarla ilgili yasal tespitler ve işlemler cumhuriyet savcılıklarının talimatlarına göre, halen yürütülen operasyonlarla bu işin takibi yapılıyor, yapılacaktır. Halkı kışkırtmaya çalışanlarla ilgili mutlaka kanuni gerek de ifa edilmiş olacaktır" diye konuştu.

Başta gençler olmak üzere sosyal medya kullanıcısı tüm vatandaşlardan okuduklarını teyit etmeden inanmamalarını isteyen Güler, yabancı medyada da konunun bilinçli bir şekilde çarpıtıldığını bildiklerini ifade etti. Güler, "Türkiye'de yaşananları farklı bir şekilde lanse etmeye yönelik çabaları görüyoruz. Bunlar tabii ülkemizin hem marka değerini hem de ekonomimizi, iç huzurumuzu, istikrarımızı, güven ortamını engelleyen onları zedeleyen hususlardır. Gerek sivil toplum kuruluşları, gerek odalar birliğimiz, meslek teşekkülleri bunu bugün de ifade ettiler ve bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için ilgilileri uyardılar" diye konuştu.

Hükümet olarak her türlü fikrin serbestçe ifade edilmesinden yana olduklarını ve AK Parti hükümetleri döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanılması konusunda düzenlemeler yapıldığını söyleyen Güler, toplantı ve gösteri yapma hakkını savunduklarını dile getirdi.

Demokratik taleplerin dile getirilmesinin sadece demokratik araçlar kullanıldığında meşruiyet kazandığını ifade eden Güler, "Kaostan, sokak eylemlerinden kimse bir şey bulamaz, bulsa da kimsenin hayrına olamaz. Bu işin yolu demokrasidir, serbest rekabettir, seçimdir ve siyasetin de meşru zeminler üzerinde yapılmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle Ankara'da yapılmak istenen eylemlerde kendilerini ifade etmeye çalışanlara her türlü imkanı sağladıklarına dikkati çeken Güler, protestoların genellikle genel hayatı etkileyebilecek mekanlarda ısrarla yapılmak istendiğini bildirdi.

Sendikalara da basın açıklamasına izin verdiklerini hatırlatan Güler, izin verilen eylemlerde de marjinal grupların alanı işgal ettiklerini, ısrarla ayrılmadıklarını ve ayrıldıklarında da mutlaka polisle çatışma içinde olduklarını dile getirdi. Güler, Kızılay'ın her gün eylem yeri olması halinde Ankara'da genel hayatın ve kamu düzeninin sağlanmasının mümkün olmayacağını belirterek, şunları söyledi:

"Ankara'da alanlar gösterilmiştir kim toplantı, protesto gösterisi, basın açıklaması yapmak istiyorsa Ankara'da belirlenen 9 alan onlara tahsislidir. Bu konuda kimseye müdahalemiz yoktur. Müdahalenin ancak polise ve kamu mallarına saldırı gibi hususların hayata geçirilmesiyle başladığını da sizler de gördünüz. Maalesef çok yanlış örnekler var. Mazgallar dahi kaldırılarak polis araçlarının geçmesine izin verilmiyor. Saatin dördüne beşine kadar ısrarla bu gösteriler sürdürülmek isteniyor. Bunların hiçbirinin hak arama özgürlüğüyle ilgisi yok. Ancak bunların bütün hepsinin üzerinden sağduyuyla teenniyle yaklaşılarak gelinebileceğini de ifade etmek istiyorum."

Sorular

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Güler, eylemi provoke eden marjinal grupların sayısının sorulması üzerine, sayının  çok önemli olmadığını, önemli olan konunun marjinal eylemlerle hak arama özgürlüklerinin meşru yollar dışına çıkarılması olduğunu dile getirdi.

Olaylarda gözaltına alınan yabancı uyrukluların sayısıyla ilgili soru üzerine Güler, İstanbul'da 6, Ankara'da 1 olmak üzere 7 kişinin gözaltına alındığını ve dördü hakkında sınır dışı edilme kararı verildiğini, bir kişinin gözaltında olduğunu ve ikisinin de serbest bırakıldığını bildirdi. Güler, "Bunların hiçbirisinin diplomatik pasaportu yoktur turist pasaportu kimliğindedirler onu özellikle belirtmek isterim" açıklamasında bulundu.

"Yabancı uyruklu kişilerin ajan olup olmadığına dair bir bulgu var mı?" sorusu üzerine Güler, "Bu konudaki tespitleri yapmaya çalışıyoruz. Bunların ikisi Fransız birisi Yunan birisi Amerika Birleşik Devletleri, birisi Alman ikisi de İran vatandaşıdır. Onlarla ilgili tespitlerimiz araştırmalarımız sürmektedir"  diye konuştu.

"Müdahale sırasında eylemcilerin marjinal gruplardan ayrılması mümkün mü?" sorusu üzerine Güler, "Vatandaşlardan bu konuda çok duyarlı davranmalarını bekliyorum. Elbette buradaki bütün insanları tek tek sen bu tarafa, sen bu tarafa geç, senin üzerine su sıkılacak veya sen dağıtılacaksın diye bir ayrım mümkün değil. Ama ısrarla ve defalarca anons ediliyor, dağılmaları konusunda ikazlar yapılıyor. Buna rağmen dağılmamaları halinde bedeni kuvvetle veya tazyikli su ile müdahale götürülmek isteniyor ama her şeye rağmen bu konuda polisin ikazlarına uymayarak onlara taş ve sopayla, molotofkokteyli ile sapanla çelik bilyelerle saldıranlar var. Bunları siz de görüyorsunuz. Bu konuda vatandaşlarımızdan bu tür provokatif eylemlere alet olmamalarını ısrarla rica ediyorum."

Gözaltına alınanların sayısının sorulması üzerine de Bakan Güler, son güne kadar 117 gözaltı olduğunu, şu an itibarıyla hiç kimsenin gözaltında bulunmadığını belirterek, "Sadece İzmir'de 1-2 kişinin gözaltında olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü savcılarımız süratle emniyetle de çalışmak suretiyle ifade ve adliyeye sevk işlemlerini yapıyorlar" dedi.

Polisin orantısız güç kullandığı iddiasının sorulması üzerine Bakan Güler, şöyle konuştu:

"Şu anda ifade ettim, hem mülkiye hem de polis müfettişlerimiz detaylı bir inceleme yapıyorlar. Olayların başlangıcından itibaren bütün eylemler tek tek incelenecek ve kanuni gereği yapılacak."

Ankara Kuğulu Park'taki polis müdahalesinin sorulması üzerine Güler, parkta protesto eylemi yapan kimseye müdahale edilmediğini belirterek, "Ancak yolların işgal edilmesi, Başbakanlığa yürünmesi, Kızılay'a yürünmesi ve bu konuda polisin ikazlarına riayet edilmemesi durumunda kendilerine zor kullanıldığını ifade edeyim" görüşüne yer verdi.

"Eylemcilerin sorumluların görevden alınması talebi var. Bu konuda çalışmanız var mı?" sorusu üzerine Bakan Güler, sorumluların tespitine çalıştıklarını söyledi.

Polisin kask numarasını kapatması

"Olayların ne kadar süreceğine dair tespitiniz var mı, bir çağrınız olacak mı?" sorusu üzerine Güler, sağduyulu hareket edilmesi, meşru ve kanuni ölçüler içinde kalınmasının her şeyi düzelteceğine inandığını söyledi. Güler, soru üzerine "Olayların yavaşlama seyri var. Ama şunu da ifade edeyim, hiç kimsenin hak arama özgürlüğünü kısıtlama meraklısı da değiliz, öyle bir niyetimiz de yok ve hak arama özgürlüklerini meşru sınırlar içinde kaldığı sürece herhangi bir müdahale de söz konusu değildir, olmayacaktır."

"Kuğulu Park'ın içine müdahale oldu. O sırada trafik akıyordu ve bir tazyikli su geldi oraya. İnsanlar parkın içindeydi" denilmesi üzerine Güler, "Tunalı'da birçok gösteri oldu, birçok hak arama eylemi oldu. Onların büyük çoğunluğuna müdahale edilmedi ama dünkü olayda yolların işgal edilmesi gibi bir tespiti oldu polisin ama sizin dediğiniz gibiyse ona da baktırırım" dedi.

Göstericilere müdahalede kullanılan biber gazına ilişkin soru üzerine Güler, polisin kullandığı biber gazına ilişkin iddiaların doğru olmadığını kaydetti.

Polisin kask numarasını gizlemesine ilişkin soru üzerine Bakan Güler, "Bazı arkadaşlarımızın kask numaralarını bantlarla kapattığı konusunda iddialar var. İnceleme konuları içinde onlar da var" açıklamasında bulundu.

Göstericilerin özür konusundaki beklentisinin sorulması üzerine Güler, "Onların muhatabı ben değilim. Onlar sayın Başbakan Vekilimizle görüştüler" dedi.

Adana'da bir çocuğun köprüden itildiğini anımsatan Güler, "Göstericilerin kaçışları sırasında kağıt toplayan bir çocuğun maalesef göstericiler tarafından 5-6 metre yükseklikteki köprüden atıldığı ve daha sonra bu çocuğun sevk edildiği Adana Numune Hastanesinde tedavisine devam edildiğini tespit ettik. Çocuğun göstericiler tarafından atıldığına dair görüntüler var. Bu konuyla ilgili bazı konuşmalar tespit edilmiş. Bu da çok vahşice bir davranıştır. İşte kanunsuz gösteriler beraberinde maalesef trafik kazası da olsa, başka müessif olaylar da olsa ölümleri görevli de olsa sivil vatandaş da olsa maalesef istenmeyen olayları da beraberinde getiriyor ve bu tür zararlara sebep oluyor. Biz sağduyuyla polis teşkilatımız bütün kamu gücünü temsil eden makamlar elimizden geldiğince bu olayları meşru çizgiler içine çekmeye gayret ediyoruz. Ben de bu işin Türkiye'ye daha çok zarar vermeden ve meşruiyet çizgisini aşmadan bir an önce sona ermesini bekliyorum" ifadelerini kullandı.

Olaylarda gözaltına alınan yabancı uyrukluların sayısıyla ilgili soru üzerine Güler, İstanbul'da 6, Ankara'da 1 olmak üzere 7 kişinin gözaltına alındığını ve dördü hakkında sınır dışı edilme kararı verildiğini, bir kişinin gözaltında olduğunu ve ikisinin de serbest bırakıldığını bildirdi. Güler, "Bunların hiçbirisinin diplomatik pasaportu yoktur turist pasaportu kimliğindedirler onu özellikle belirtmek isterim" açıklamasında bulundu.
Gözaltına alınanların sayısının sorulması üzerine de Bakan Güler, son güne kadar 117 gözaltı olduğunu, şu an itibarıyla hiç kimsenin gözaltında bulunmadığını belirterek, "Sadece İzmir'de 1-2 kişinin gözaltında olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü savcılarımız süratle emniyetle de çalışmak suretiyle ifade ve adliyeye sevk işlemlerini yapıyorlar" dedi.

Polisin orantısız güç kullandığı iddiasının sorulması üzerine Bakan Güler, şöyle konuştu:

"Şu anda ifade ettim, hem mülkiye hem de polis müfettişlerimiz detaylı bir inceleme yapıyorlar. Olayların başlangıcından itibaren bütün eylemler tek tek incelenecek ve kanuni gereği yapılacak."

"Olayların ne kadar süreceğine dair tespitiniz var mı, bir çağrınız olacak mı?" sorusu üzerine Güler, sağduyulu hareket edilmesi, meşru ve kanuni ölçüler içinde kalınmasının her şeyi düzelteceğine inandığını söyledi. Güler, soru üzerine "Olayların yavaşlama seyri var. Ama şunu da ifade edeyim, hiç kimsenin hak arama özgürlüğünü kısıtlama meraklısı da değiliz, öyle bir niyetimiz de yok ve hak arama özgürlüklerini meşru sınırlar içinde kaldığı sürece herhangi bir müdahale de söz konusu değildir, olmayacaktır." dedi.

 

ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA


Kaynak: (AHA) - Artuklu Haber Ajansı Editör: Abdullah Ortaç
Etiketler: İçişleri, Bakanı, Muammer, Güler, bakanlıktan, yaptığı, basın, açıklamasında, 28
Yorumlar
Haber Yazılımı