Haber Detayı
18 Haziran 2013 - Salı 07:36 Bu haber 1770 kez okundu
 
''AB Parlamentosu’nu ben tanımıyoru''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Parlamentosu'nun aldığı kararı eleştirerek, "Benim özgürlük alanıma saldırana sahip çıkana ben karşıyım. Böyle bir Avrupa Birliği Parlamentosu'nu ben tanımıyorum" dedi.
Gündem Haberi
''AB Parlamentosu’nu ben tanımıyoru''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Parlamentosu'nun aldığı kararı eleştirerek, "Benim özgürlük alanıma saldırana sahip çıkana ben karşıyım. Böyle bir Avrupa Birliği Parlamentosu'nu ben tanımıyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 10 buçuk yıl önce Türkiye'yi çok sağlam bir demokrasi, güvenli bir ekonomi ve aktif bir dış politika temelinin üzerine inşa etmeye başladıklarını belirterek, bu sağlam temelin üzerine her bir tuğlayı büyük bir hassasiyetle, büyük bir dikkatle yerleştirdiklerini söyledi. 

"Bugün geldiğimiz noktada, her açıdan güçlü, her boyutuyla iddialı, her hedefiyle gözü çok yükseklerde olan bir Türkiye var. Son olaylarda, sadece içerde ve dışardaki dostlar değil, Türkiye'nin ekonomisi, Türkiye'nin demokrasisi de çok önemli bir sınavdan geçti" diyen Başbakan Erdoğan, olayların doğrudan doğruya Türkiye ekonomisini ve Türkiye demokrasisini hedef aldığını kaydetti.  

Kurulan sağlam temel ve inşa edilen sağlam yapı sayesinde ne ekonominin ne de demokrasinin saldırılardan yara aldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir kere hepimiz, artık nasıl bir Türkiye'de yaşadığımızın idrakinde olmak zorundayız. Hepimiz, tam bir özgüven içinde, ülkemizle gururlanmak, ülkemizle iftihar etmek durumundayız. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın, akrabalarımızın, dost ve kardeşlerimizin, değişen Türkiye'yi çok iyi hissettiklerini görüyor, duyuyor ve anlıyoruz.

Allah'a hamdolsun, bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ay yıldızlı bayrağı, dünyanın her yerinde, büyükelçiliklerimizde, temsilciliklerimizde, bunun yanında şantiyelerimizde gururla dalgalanıyor. Türkçe, dünyanın her yerinde artık uluslararası bir dil olarak adeta ilgi görüyor. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu, dünyanın her sınır kapısında artık itibar görüyor. Türk Lirası, ekonomi çevrelerinde artık değer ifade ediyor. Kızılayımız, TRT'miz, Yunus Emre enstitülerimiz, TİKA'mız, askerimiz, polisimiz, öğrenci ve öğretmenlerimiz, akademisyenlerimiz, özellikle de işadamlarımız, gittikleri her ülkede çok şükür baştacı ediliyor, umudun müjdecisi olarak karşılanıyor."

"Türkiye'nin barış elini yeryüzünün her köşesine ulaştırmaya başladık"

Böyle bir süreçte Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın kurulduğunu, Türkiye'nin barış elinin, dayanışma iradesinin, koruyucu, kollayıcı şemsiyesinin yeryüzünün her köşesine ulaştırılmaya başlandığına değinen Başbakan Erdoğan, "Nerede bir vatandaşımız, akrabamız, kardeşimiz varsa biz oradayız, böyle dedik" ifadesini kullandı. 

Büyük devletin, büyük idealleri olan devlet olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyük devlet, hakkı savunan, haklının yanında duran, mazluma, mağdura sahip çıkan devlettir. Ama en önemlisi büyük devlet, kendi vatandaşına, akrabasına, dostuna ve kardeşine sahip çıkabilen bir devlettir. Türkiye, işte bunu yapmaya başlamıştır. Demokrasisinden, ekonomisinden, aktif dış politikasından güç alan Türkiye, yeryüzüne dağılmış vatandaşlarına, dost, kardeş ve akrabalarına el uzatmaya, onların hakkını en güçlü şekilde savunmaya başlamıştır.

Her zaman ifade ediyorum; güçlü orduların anlam ifade ettiği bir çağda değiliz. Toprak fetihlerinin anlam ifade ettiği bir çağda değiliz. Yaşadığımız çağ, gönüllerin fethedilmesinin çok büyük önem arzettiği bir çağ. Biz de, gönüller fethetmek, gönüller kazanmak, kazandığımız o gönüllerle barışa, dayanışmaya, kardeşliğe katkı sağlamak için çok samimi, çok kararlı bir mücadele veriyoruz.

Biz, güzel Türkçemizle gönüller kazanmanın peşindeyiz. Biz, kadim medeniyetimizi tanıtarak, dayanışmayı artırarak, kardeşliğe en güçlü şekilde vurgu yaparak gönüller kazanmanın peşindeyiz. Özellikle de, dünya üzerindeki her mazluma, her mağdura, her gadre uğramışa ulaşmak, el uzatmak... İnanıyorum ki bunu hep birlikte yapacağız ve böylece gönüller fethetmenin mücadelesini de birlikte gerçekleştireceğiz."

"Her biriniz kendi alanınızda birer Fatih'siniz" 

Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu içindeki her bir vatandaşın böyle bir şuur içinde hareket etmesini istediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, kuruldaki vatandaşlara şöyle seslendi:

"Her biriniz, unutmayın, kendi alanınızda birer Fatih'siniz. Unutmayın, her biriniz, kendi alanınızda, gönüller kazanmak için ter döken birer akıncı, birer öncüsünüz. Unutmayın, her birinizi kendi alanınızda cumhuriyetin banisi gibi Gazi Mustafa Kemal olmalısınız.

Kılıcın, özellikle devrinin tükendiği, kalemin kılıcı kestiği, gönül fethetmenin her şeyin önüne geçtiği bir çağda, sizler, gönüllerin sultanı olmayı hedefleyecek fedakar kardeşlerimizsiniz."

"Omurgalı olmayandan bir şey olmaz"

Türkiye'nin sahip olduğu güç ve büyüklüğün, içerden yapılan çalışmalar kadar dışarıdan yapılan çalışmaların da ürünü olduğunu belirten Erdoğan, dışarıda yapılan bu çalışmaları daha da yoğunlaştıracaklarını, Türkiye'nin imajını daha da güçlendireceklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye'ye karşı kötü niyetli, hasmane, art niyetli tutumu olan çevreleri de, sabırla çalışmak suretiyle ikna edeceğiz. AB içinde, işte son, Avrupa Birliği Parlamentosunda alınan kararı görüyorsunuz. Bunlar şaşırmış. Bunlar da dürüstlük, ahde vefa diye bir şey yok. Sizin bir defa bizimle ilgili böyle bir karar almaya yetkiniz var mı? Sen önce bunu parlamento üyelerin için bu kararı ver. Yunanistan'da, İngiltere'de, Fransa'da, Almanya'da neler oluyor? Bunlara karşı sessiz kalacaksın, Türkiye'de antidemokratik bir eylem yapılacak, işgal var, kamu binalarına, araçlarına, sivil araçlara karşı bir eylem yapılacak, bununla ilgili kalkacaksın, koruma kollama görevini yapan güvenlik güçlerine karşı karar almaya yöneleceksin. 

O zaman siz de antidemokratsınız, sizin demokrasiye saygınız yok. Sizin, bir defa özgürlük anlamınız, tanımınız farklı. Başkalarının özgürlük alanlarına saldıranlara siz destek çıkıyorsunuz. Bu kararı alanların şu anda oturduğu yer burasıdır. Benim özgürlük alanıma saldırana sahip çıkana ben de karşıyım. Böyle bir AB Parlamentosunu da ben tanımıyorum. 

Sadece orada bir tabelan olur. Dürüst olacaksınız, hakkı savunacaksınız. Onun için sizler, duruşunuzla, Avrupa'da, diğer yerlerde bunu ortaya koymak durumundasınız. Omurgalı olmaya mecbursunuz, omurgalı olmaya mecburuz. Omurgalı olmayandan bir şey olmaz. Yani uysal koyun olmayacaksınız, zulmü alkışlamayacaksınız, zalimin yanında olmayacaksınız. Mazlumun yanında olacaksınız ama hakkı tutup kaldıracaksınız. Dışarıda bu yapılan çalışmalara karşı bu süreçte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.

Bütün bu olayları yapanların yanında yer alan yurtdışındakilere karşı sizin tavrınız onlardan çok daha baskın olmalı. Onların da ellerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı pasaportu olabilir ama siz onlardan çok daha güçlü olarak o meydanlara çıkmalısınız. Kapalı spor salonlarıysa oralarda, statlarsa statlarda. Terör örgütü de bunları yapmadı mı? Yaptı. Eğer meydanları siz onlara bırakacak olursanız oralardaki yönetimlerin de onlara destek verdiğini görürsünüz. Buralardaki duruşunuz da çok önemli."

 
 
ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA


Kaynak: (AHA) - Artuklu Haber Ajansı Editör: Abdullah Ortaç
Etiketler: Başbakan, Recep, Tayyip, Erdoğan, Avrupa, Birliği, Parlamentosunun, aldığı, kara
Yorumlar
Haber Yazılımı